dho editörSubay olmak, verilen eğitim ve harcanan emek göz önüne alındığında yurt çapında örnek olma sorumluluğunu getiren önemli bir olgu. Örnek gösterilen insanlar olma hassasiyetinin bilincinde olan Deniz Harp Okulu öğrencileri olarak bizler de hem sosyo-kültürel, hem akademik hem de mesleki olarak kendimizi geliştirme çabası içindeyiz. Bu çabalarımızın tezahürü olarak hazırladığımız Pusula dergisinin 66. sayısıyla karşınızdayız.

Denizcilik sevgisinin ülkemizde gelişmesi, hak ettiği değeri görmesi en büyük arzumuzdur. Denizciliğimizi geliştirirken, her konuda olduğu gibi geçmişin doğru bilinmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. 66. sayı, denizcilik tarihimiz açısından zengin bir sayı oldu. İlk Türk denizcisi Çaka Bey ve kazandığı Koyun Adaları Savaşı’nı, Osmanlı’da 17. yüzyılın ikinci yarısında Kaptan-ı Derya’lık yapmış olan Mezomorto Hüseyin Paşa’nın ilginç hikayesini yazdık. Tarihimizin ilk denizaltı savunma harbinde yer alan Sultanhisar Torpidobotu’nu ve İnebahtı Bozgunu’nun ardından incelemeler yaparak dersler çıkaran Katip Çelebi’nin Türk denizcilerine 40 öğüdünü de sizlerle paylaştık.

Okulumuz bünyesinde kurulan Astronomi Kolu bizleri yönlendirme amacıyla sürekli faaliyet halinde. 64. sayıda, hazırladıkları Gök Haritası’nı dağıtmıştık. Bu sayıda da Türk Astronomi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali ALPAR’la yaptıkları söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz. İlgi çekici bir söyleşi.

Devamı...

ASKERÎ SELAMLAMA

Askerî selamlama şekillerinin başlangıcı ile ilgili birçok tanım olmakla birlikte bunların en yaygını selamlama hareketi ile avuç içini veya başı açarak karşısındakine güven duygusu vermek olduğudur.

İngiliz ve Fransız Kara Kuvvetlerinde uygulanmakta olan avuç içi dışarı doğru bakacak şekilde yapılan selamlamanın kökeni saygı gösterilen üst makama karşı aynı zamanda güven verecek şekilde avuç içine gizlenmiş bıçak vb. silah olmadığını göstermekten gelmektedir.

Selamlamanın daha gerilerdeki kökleri ise şövalyelik devirlerine gitmektedir. Zırh kuşanmış olan şövalyelerin miğfer siperliğini kaldırmak suretiyle gözlerini göstererek kendilerini dostlarına tanıtmaları daha sonra şövalye gruplarının belirgin selamlama simgesi haline gelmiştir.

Şövalyelik devirlerindeki katı sınıfsal kurallar nedeniyle bu hareketin öncelikle küçükler tarafından yapılması öngörüldüğünden sınıf ve rütbe geleneği selamlama ile birlikte dikkate alınmaya başlanmıştır.
Selamlamanın dostça bir ifade göstergesi haline gelmesinin diğer nedeni ise selamlama esnasında elin meşgul olması (başta veya şapka tutar pozisyonda) nedeniyle aniden kılıç/silah çekilemeyecek olmasıdır.

Yazının Devamı...

Bismarck Zırhlısı

II. Dünya Savaşı öncesinde, Almanların Açık Deniz Filosu inşası planlarının bir parçası olan ve çalışmalarına 1936 yılında başlanan BISMARCK, denize indirildiği zaman devrin en güçlü savaş gemisidir.

251 metre boyunda, 36 metre genişliğinde olan ve 38 cm.lik ana batarya ile 41.700 ton deplasmana sahip BISMARCK, Hitler’in tanımlamasıyla “Batırılamaz” idi.

BISMARCK, sadece 5 atışta İngilizlerin bayrak gemisi ve en büyük gururları HOOD’u batırınca bir anda ününe ün kattı.
BISMARCK zırhlısı ve PRINZ EUGEN ağır kruvazörü İngilizlerin göz ardı edemeyeceği kombine bir güç oluşturuyordu. Bu ikilinin Atlantik’te serbest dolaşması İngiltere’nin can damarı olan konvoyları hiç şüphesiz sekteye uğratacaktı. Böyle bir tehdide verilecek cevap zaten son derece geniş olan donanma sorumluluklarını arttıracak ve diğer Alman su üstü ve sualtı akıncılarının işlerini daha rahat görmelerini sağlayacaktı. İngilizler konvoylarını korumak için Scapa Flow’daki savaş gemilerinin bir kısmını bu göreve ayırmak zorunda kalacaklardı. BISMARCK’ın Atlantik’e açılması Britanya’ya gerçekten pahalıya patlayacaktı.

Plan oldukça basitti, her iki gemi kısıtlayıcı hava koşullarından faydalanarak Danimarka kanalından (Grönland-İzlanda) geçip Atlantiğe açılacaklardı. Bu daha önce GNEISENAU ve SCHARNHORST (Alman savaş krüvazörleri-Berlin Operasyonu) tarafından denenmiş bir yoldu. Eğer uygun şartlar sağlanabilirse İngilizler bir oldu bittiyle karşılaşacaklar ve olayın farkına vardıklarında da herhangi bir müdahale için vakit geçmiş olacaktı.

Yazının Devamı...

Deniz Senin


Dimdik çelik gözlü onur efendisi 
Rüzgâr ve denizle yanmış çehresi, 
Baştan aşağı bembeyaz asil elbisesi, 
Şahane Deniz Harp Okulu talebesi.
Deniz senin artık ilk ve son sevdalın, 
Düşlerinde hayalini kurduğun muradın, 
Bugün senin günündür sefer aslanım. 
Hırçın dalgalar bekliyor kahramanım.
Bembeyaz bir inci gibi şimdi güverte, 
Halatlar çözülmüş beyaz kurtlar seferde, 
Düşmana aman yok bu denizlerde, 
Rota tam yol, güney doğu Akdenize.
Savulun Barbarosun torunları geliyor! 
Köpük köpük Akdeniz seni bekliyor....


Bilge Göksel
Not:Dz.Harp Okulu Öğrencilerine 
İthaf edilmiştir. 1 Eylül 1967