|
BU GÖZLER BİZE MEYDAN OKUYOR
Dünyanın
dört bir tarafında okuyucu kitlesine sahip bir dergi
ve 114 yıllık tarihi olan bu derginin en ünlü fotoğrafına
konu olan, insanın içine işleyen bakışlarıyla yesil
gözlü bir Afgan kızı... Tüm dünya O'nu ilk kez
1985 yılında National Geographic dergisine kapak olduğunda
tanıdı. Üzerinden neredeyse 20 yıl geçti. Fotoğrafın
sahibi Steve McCurry bu yirmi yıl zarfında elinde
bulunan bu tek fotoğrafı çektiği Nasir Bag Mülteci
Kampı etrafında büyük bir azimle araştırmalarını
devam ettirdi. Araştırmaları sonunda elde ettiği
birkaç ipucu onu doğruca bir köylü kadına götürdü.
Kadın oldukça ürkekti. Steve ilk bakışta gözlerini
fark etmişti. O'na göre bu kadın yıllar önce izini
kaybettiği Afgan'lı genç kızdı. Bu kadının
Steve'in dediği gibi o kız olup olmadığının tespit
edilmesi amacıyla en son teknolojilerin ürünü iris
tanıma ve FBI'ın yüz tanıma yöntemlerinin de içinde
bulunduğu bir dizi araştırma yöntemi uygulanarak
fotoğrafçının hislerinde yanılmadığı, bu kadının
Afgan kız olduğu ispat edildi. McCurry yıllar önce,
Afgan kadınlarının yabancıya isim söylememe
adetlerinden dolayı, ismini dahi öğrenemeden izini
kaybettiği o kızı bir daha bulduğuna inanamıyordu.
Kadın kendisinin bir dergiye kapak olduğunu ilk defa
orada öğrendi. İlk başlarda çekingen olmasına karşın,
sonradan habercilerin sordukları tüm sorulara
samimiyetle cevap vererek hayatını tüm ayrıntısıyla
anlattı. Hayatı inanılması imkansız bir hikaye
gibiydi. Bunca zorluğa, bunca çileye bir insan vücudunun
dayanması inanılacak gibi değildi.
Bu
Afgan kızının adı "Serbet Güle". Afganların
en savaşçı kabilesi Pestunlardan. Bu kabile için
ancak savaşta huzur buldukları söylenir. Serbet, o meşhur
fotoğraf için objektif önüne geçtiği günün birkaç
hafta sonrasında evlenmiş. Biri sonradan vefat eden dört
kız çocuğu dünyaya getirmiş. Yaşını tam olarak
kendisi dahi bilmediğini ifade ediyor. Belki 28, belki
29, belki de 30... Kesin olan bir şey var ki; yıllar
Serbet'ten herşeyi alıp götürmüş, ama bakışları
hiç değişmemiş. Meydan okuyor bize. Çektiği acılara
meydan okuyor. Kendisini ve halkını bu hale
getirenlere meydan okuyor. Biraz da ürkeklik var bakışlarında.
Korkuyor aynı zamanda. Gelecekten korkuyor. Acaba
gelecek O'nun için ne tür sürprizlerle dolu. Geçmişi
iyi ya da kötü bir şekilde geçirdi. Bugünlere kadar
hayatta kalabilmeyi başardı. Üzerinden hiç işgalin
eksik olmadığı bir ülkede yaşanacak tüm zorlukların
üstesinden geldi. Ülkesi Sovyet işgali altına girdiğinde
çocuktu henüz. Uçak b ombardımanında annesini ve
babasını kaybetti. Savaş yüzünden üç kız kardeşi,
bir abisi ve babaannesi ile birlikte ülkesini terk
etmek zorunda kaldı. Yürüyerek Pakistan'a kadar
geldiler. Pakistan dağlarını aşarak karlar içinde,
belki bir battaniyeye, yiyeceğe muhtaç bir hafta yol
aldılar. Ebeveynlerini kaybetmesiyle başlayan bu zorlu
yolculuk, hiç tanımadıkları insanlarla bir arada yaşayacakları
mülteci kampında son buldu. Hayat ne olursa olsun
devam ediyordu. Yaşamak zorundaydı. Bu sadece
Serbet'in hikayesi değil. O, Afganistan halkı üzerine
eğilen gerçek yaşam öyküsü haberinin kahramanı.
Sadece bir Afgan kadını belki de O. Gözleriyle meşhur
olan ama bundan hiçbir fayda sağlamamış olan bu kadın,
gençliğini yıllarca sürüp giden, sonu belli olmayan
bir savaş uğruna heba etti. Serbet ve daha niceleri...
Peki gelecek! Gelecekte ne olacaktı? Sanırım hiçbir
şey değişmeyecek. Belki de Serbet'in ateş püsküren,
cayır cayır yanan gözleriyle tüm dünyanın dikkati
burada perişan halde olan, bu çar esiz insanlar üzerine
çekilmiş oldu. Belki de olaylara bu açıdan yaklaşmak
daha doğru olacaktır.
|
 |
 |
 |
Düşünün!.. her gün
haberlerde gördüğümüz o içlerimizi parçalayan, sıkıntıyla
seyrettiğimiz savaş manzaralarını, bir ekmek uğruna
birbirini çiğneyen insanları, sefalet içinde yok
olan bir nesli, çırılçıplak oynayan çocukları ve
ardından onlar için bir ümit olan Serbet'i. Tüm dünyanın
dikkatinin bir anda bu bölgeye odaklanmasına sebep
olan Afgan kızını bir de bu açıdan bakarak düşünün.
İşte O sırf bu yüzden halkı için bir kahraman
belki de. Yıllardır birçok yolla yapılanamayanı O
sadece bir fotoğrafla başardı. Bunda, National
Geographic dergisinin de göz ardı edilemeyecek
hassasiyette, olaya gerektiği ehemmiyeti göstererek
yaklaşmasının payı çok büyük. Derginin satırları
arasında çok hoşuma giden bir cümle var ki, derginin
olaya gerçek yüzüyle baktığını ispat ediyor.
"Milyonlarca
insan tarihi savaş ve yoksullukla yoğrulmuş bir halkın
acılarını Afgan kızının deniz yesil gözleri aracılığıyla
tanıdı."
Bu
gözlere bakarken neleri düşünmemiz gerektiğini
Afgan kızın hayatını öğrendiğimizde eminim ki
daha iyi anladık. Hayatını bilmeden önce sadece
etkileyici oldukları için baktığımız o gözler artık
bizim için çok farklı anlamlar ifade eder oldu. Keşke
yıllar öncesinde bulsaydılar bu gözlerin sahibini.
Ve keşke yok olan bir toplumun üzerine dikkatleri çekmek
için bu gözlere ihtiyacımız olmasaydı...

|