Pusula logo
B A S L I K L A R

En son ne zaman bir müzeyi ziyaret ettiniz? Bir yıl oldu mu bir müzenin önünden geçmeyeli yoksa daha fazla mı oldu? Çoğumuzun düşüncesi meşguliyetlerimizin arasında diğer faaliyetlere vakit ayıramadığımız şeklinde... Ama bunu düşünürken hayatın tek yönlü olmadığını es geçiyoruz. Halbuki bir müzenin içindeki zaman yolculuğunun bize kazandıracağı şeyleri bir düşünsek “Vaktimiz yok!” yanıtının kocaman bir yalan olduğunun farkına varacağız. Evet kendimize söylediğimiz kocaman bir yalan, bu kaçamak yanıtla ancak kendimizi kandırabiliriz. 

Biz de kendimizi kandırmayı bir an için bırakıp kararımızı verdik ve Rahmi M. Koç Müzesi’ne gittik. Tüm arkadaşlarımızın burayı ziyaret edebilmeleri, kendini kandırmaya devam edenlerin ise en azından hakkında bilgi sahibi olmaları için bu yazıyı yazmaya karar verdik. 

Daha uzaktan müzenin bahçesindeki uçağı, vagonları ve Haliç kıyısına aborda olmuş denizaltıyı görünce başlayan şaşkınlığımız 2,5-3 saat süren ziyaretimiz süresince devam etti. Burası büyük objelerin bulunduğu, öğrencilere gezerken hem eğitimi hem de eğlendirmeyi amaçlayan müze görünümünde ama, klâsik müze anlayışının dışına taşmış, yaşayan bir sosyal tesis. 

Rahmi M. Koç Müzesi ilk olarak, Haliç’in kıyısında yer alan Hasköy Piri Paşa Mahallesi’nde tarihi Lengerhane binasında kurulmuştur. 

Müze kuruluşuna uygun bina arayışları sırasında Dr. Bülent Bulgurlu tarafından tespit edilen Lengerhane binası 1991 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından satın alınmış, titiz restorasyon çalışmalarından sonra yaklaşık 2100 metrekarelik alanı kapsayan müze 13 Aralık 1994 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Müze koleksiyonuna, mevcut sergileme alanlarının cevap verememesi nedeniyle müze karşısında, Haliç sahilinde 11068 metrekare arsa üzerinde harap hâldeki Hasköy Tersanesi 20 Kasım 1996 tarihinde satın alınmıştır. Arsanın üç tarafını çevreleyen harap hâldeki 14 bina aslına sadık kalınarak restore edilmiş, tarihî kızak ve katarakt tezgahı çalışır duruma getirilmiştir.

Açık teşhir alanı ve otopark olarak, Lengerhane binasının yanındaki 443 metrekarelik arazi ile tersanenin yanındaki 6670 metrekarelik arazi 14 Şubat 2001 tarihinde Denizcilik İşletmeleri tarafından açılan ihale sonucu satın alınmıştır. Tarihî iki binanın restorasyonlarıyla bütünleştirilen, 20250 metrekarelik arazi üzerinde 11250 metrekarelik kapalı alana sahip olan müze, 10 Temmuz 2001 tarihinde ziyarete açılmıştır. Müzenin kuruluşu hakkında kısa bir özetten sonra biraz da binaların tarihinden bahsedelim:

LENGERHANE

İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkların Koruma Kurulu’nca II. sınıf tarihî eser olarak değerlendirilen Lengerhane’nin temelleri 12. yüzyıla yani Bizans dönemine dayanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Haliç ticaret limanı olarak kullanılmaya başlanmış, bu bağlamda bölgede tersaneler ve gemi donatım tesisleri inşa edilmiştir. 

Bu amaca hizmet veren yapılardan biri olan Lengerhane de III. Ahmet döneminde (1703-1730) kurulmuştur. Lenger, kelime anlamıyla gemiyi yerinde tutmak için denize atılan zincir ve ucundaki çipoya denilmektedir. III. Selim döneminde onarım gördüğü bilinen yapı 1951 yılına kadar da Maliye Bakanlığı’nca depo olarak kullanılmıştır. Bu tarihten sonra Tekel-Cibali Tütün Fabrikası tarafından ispirto deposu olarak kullanılırken 1984 yılında geçirdiği yangın sonucu büyük hasar görmüş ve kullanılmaz hâle gelmiştir.

Unutulmaya yüz tutan yapıyı 1991 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı satın almış, 2,5 yıl süren restorasyonundan sonra 13 Aralık 1994 tarihinde ziyarete açmıştır. 

HASKÖY TERSANESİ

Müzenin ikinci ve büyük bölümünü oluşturan Hasköy Tersanesi 1861 yılında Şirket-i Hayriye tarafından kendi vapurlarının bakım ve onarımını yapmak maksadı ile kurulmuştur.

Şirket-i Hayriye’nin 1945 yılında Ulaştırma Bakanlığı tarafından satın alınması üzerine, Hasköy Tersanesi de Devlet Denizyolları ve Limanları Umum Müdürlüğü’ne devredilmiştir. 1952 yılında Denizcilik Bankası’na devredilen kuruluş, önceleri Haliç Tersanesi’ne bağlı bir Başmühendislik olarak çalışmıştır. 1984 yılında Ulaştırma Bakanlığı’nın bünyesinde yer alan bir kuruluş olan Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. ye bağlanan Hasköy Tersanesi birçok şehir hattı vapurunun ve küçük teknelerin bakım ve onarımlarını üstlenmiştir. 

20 Kasım 1996 tarihinde Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından, Denizcilik İşletmeleri’nden satın alınmış, restore edilerek 10 Temmuz 2001 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Müzenin en büyük ve en ilgi çekici tersane kısmındaki, “Ne, nasıl çalışır” bölümünde ziyaretçiler bir radyatörün ısıyı nasıl ilettiğini, termosifonun nasıl çalıştığını veya dört zamanlı bir motorda nasıl ateşleme yapıldığını bir tek düğmeye basarak görebiliyor. 

Klâsik otomobillerin olduğu bölümde sergilenen otomobillerin tek özelliği tarihî olmaları değil. Denizde gidebilen otomobil, kurşun geçirmez zırhlı otomobil, Barış Manço’nun otomobili, Rahmi Koç’un otomobilleri yanak yanağa vermiş ziyaretçilerin onları görmelerini bekliyor.

 

SONRAKİ SAYFA