Pusula logo
B A S L I K L A R

Geçen sayımızda İngiliz zırhlısı Royal Oak’ın batırılmasında Alfred Wehring adlı Alman casusunun rolünü yazmıştık. Bu sayımızda ise, ABD tarihinin en kara günlerinden biri olan Pearl Harbour baskınında rol alan casusların hikayesini, ABD’nin kaybettiği ve Almanya ile Japonya’nın kazandığı, mücadeleyi anlatacağız.

Pearl Harbour’un bulunduğu Hawai adalarına Ruth adında genç ve güzel bir bayan tarafından çok modern bir güzellik salonu açıldı. Bu Güzellik salonunun New York’taki güzellik salonundan aşağı kalır yanı yoktu. Bu salon olağan üstü moda bir yer olmuştu. Buraya en çok gelenler doğdukları kalabalık şehirlerden uzakta yaşayan Amerika kızları ve özellikle deniz subaylarının eşleriydi. Bu salonun sahibi olan Ruth herkese gayet sevimli ve güvenilir geliyordu.

Ruth’un salonu her gün yüzlerce kadını ağırlıyordu. Hawai’nin bütün dedikoduları bu salonda yapılıyordu. Kadınlar, kendi aralarında şehre yeni gelmiş olanların, şehirden ayrılanların, izinlilerin ve yeni tayin olanların, gemilerin geliş ve gidişiyle ilgili her şeyi konuşuyorlardı. Kısacası şehirde olup biten her şey burada konuşuluyordu.

Bu güzellik salonu, 1939 yılında, henüz Almanya, Polonya savaşına girmeden önce açılmıştı. Hawai adalarında kimsenin aklına savaş gibi kötü şeyler gelmiyordu.

Bu salonun açılması ne Alman savunma Başkanlığı’nca ne de Canaris tarafından planlanmştı. Bu işi akıl eden adam Alman propaganda bakanı Joseph Goebbels’di. Goebbels, Nazi Almanyası’na mensup olmakla gurur duyan ve çarpık aşk ilişkileri olan evli bir adamdı. Goebbels 2 yıldır bu görevi yürütüyordu ve bir akşam personeline bir gala suaresi düzenledi. Goebbels’in özel sekreteri Leopold Kuehn galaya genç ve güzel kardeşi Ruth ile beraber gelmişti. Goebbels, Ruth’daki cevheri sezmiş olacak ki o gece sabaha kadar Ruth’la dans etti, onu etkilemek için elinden geleni yaptı ve başarılı oldu. Ruth hiçbir şeyin farkında değildi. İlişkileri galadan sonra da bir müddet devam etti.

Bir gün Goebbels Ruth’un Almanya’yı terk etmesine karar verdi. Bunun nedeninin Geobbels’in karısının olduğu, Ruth’un çok şey işlemeye başladığı ve meseleyi sağda solda anlatmakla bakanı tehdit ettiği zannedildi, fakat bunların hiçbiri doğru değildi.

Goebbels’in en yakın dostlarından biri meşhur general ve siyasî coğrafyacının oğlu Doktor Kanı Haushofer’di. Baba-oğul, Berlin Üniversitesi’nde siyasî coğrafya dersi veriyorlardı. Bu fakültenin öğrencileri Dışişleri ile pek yakından ilgiliydiler ve bir kısmı Dışişleri Bakanlığına bağlı casus teşkilatının emrine girerlerdi.

 

 

Japonya ile Almanya arasında ilk bağları kuran, Genen Haushofer olmuştur. General Haushofer sahip olduğu büyük prestiji Goebbels’e borçluydu, dolayısıyla Goebbels’in kendisinden isteyeceği her şeyi yapabilirdi. Japonya’daki meslektaşları kendisinden erkek ve kadın beyaz insanlara ihtiyaçları olduğunu belirtmişlerdi. Japonya’nın geniş casusluk şebekesi için pek çok adama ihtiyaç vardı. Öyle görevler vardı ki Japonların bu görevde kullanılmaları imkansızdı. Haushofer, Goebbels’e haber göndererek yalnız Ruth Kuehn için değil kardeşleri ve hatta anne-babası için de elinde mükemmel olanaklar olduğunu bildirdi.

Baba Kuehn 18 yaşındayken Alman İmparatorluk Donanması’na katılmış 1. Dünya Savaşı boyunca bir kruvazörde görev yapmış, Bir ingiliz zırhlısının görev yaptığı kruvazörü batırması üzerine esir düşüp İngiltere’ye götürülmüş ve İngilizce’yi çok çabuk ve çok iyi öğrenmişti. Savaştan sonra Alman Donanması tahrip olduğu için işsiz kaldı ve sivi hayata atılmak zorunda kaldı. Nazi fikirlerini çok erken benimsedi. Sivil hayatta pek başarılı olamayınca Heinrich Himmler idaresindeki Gestapo’da (Alman Casusluk Teşkilatı) bir vazife almış ve kısa sürede Himmler’in yakın dostlarından biri olmuştu.

Kuehn ailesini Hawai’ye götüren gemi 15 Ağustos 1935 tarihinde Hawai’ye vardı. Dünya, büyük bir ekonomik krizden çıkmış ve savaş aleyhtarı teşekküller en parlak devrini yaşıyordu. Aileden sadece Goebbels’ in özel sekreteriyle kalan oğlu Leopold’u Berlin’de bırakmıştı. Yanında karısı Friedel Kuehn, altı yaşındaki oğlu Hans-Joachim ve kızı Ruth’u da getirmişti.

Ada’ya geliş nedenleri, Dr. Kuehn’in Japon diliyle ilgilenmesiymiş gibi gösteriyorlardı. Dr. Kuehn ayrıca Hawai adalarının tarihiyle de pek ilgileniyordu. Kısa zamanda adaların her yerini öğrendi. Deniz kıyısından ve deniz sporlarından çok hoşlanıyordu.

Karısı Fridel sıradan bir ev kadınıymış gibi görünüyordu. Ama askerî bakımdan önemli olan bilgileri toplamakta pek beceriliydi. Kendisi 1935 ve 1541’de iki kez Japonya’yı ziyaret edip topladığı bilgileri Japonlar’a vermiştir.

Zeki ve çevik bir kız olan Ruth, İngilizce’yi çok çabuk öğreniyor, çok güzel dans ediyor ve hiç bir sosyete toplantısını kaçırmıyordu. Bahriye kulübü ve yat kulübüne sürekli giderdi ve çevresinde, eski sevgilisi topal bacaklı ve yaşlı Goebbels’den çok daha yakışıklı delikanlılar pervane oluyorlardı.

 

SONRAKİ SAYFA