Pusula logo
B A S L I K L A R

Filistin iki kıtanın, Asya ile Afrika’nın birleştiği noktada, jeopolitik olarak son derece önemli bir yerde bulunan topraklara verilen addır. Filistin'in bir başka önemi ise dünyanın büyük bir bölümünde inananları bulunan üç semavi din için, Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam için kutsal sayılmasıdır. Filistin, işte bu yüzden bir türlü paylaşılamamakta, üzerinde yüzyıllardır oyunlar oynanmaktadır.

Toplam yüzölçümü 28.220 kilometrekare olan Filistin'in en önemli şehri Kudüs'tür. Filistin'in diğer önemli kentleri Yafa, Hayfa, Gazze, Nablus, Eriha ve Akka'dır. Bugün Filistin toprakları üçe ayrılmıştır. Birincisi, Birleşmiş Milletler kararı ile İsrail olarak nitelenen bölgedir. Toplam yüzölçümü 20 bin kilometrekare olan bu bölge, Batı Kudüs'ü de içine alır ve Filistin'in büyük bir bölümünü kapsar. Ancak İsrail, Doğu Kudüs'ü de bu bölgeye ilhak etmiştir. İsrail, bu bölgenin etrafına çizdiği sınırı"yeşil hat" olarak adlandırır. İkinci bölge ise İsrail’in 1967'de işgal ettiği ve "yeşil hat"tın dışında kalan topraklardır. Bu topraklar bugün Filistin Özerk Yönetimi'nin kontrolündedir ve muhtemelen Filistin Devleti burada kurulacaktır. Üçüncü bölge ise 1967'de İsrail’in işgal ettiği ve "yeşil hat"tın dışında kalan, ancak özerk yönetimin kontrolüne vermediği bölgelerdir.

Bölgenin nüfusu tahminen 8,5 milyon civarındadır. Bu nüfusun 6 milyonu "yeşil hat" içindeki bölgede, 1 milyonu Gazze'de, 1,5 milyonu ise Batı Şeria'da yaşamaktadır. "Yeşil hat" içindeki nüfusun yaklaşık 1 milyonu Filistinli’dir, kalanı ise Yahudi’dir. Yaklaşık 3 milyon Filistinli ise topraklarını terk edip, göç etmek zorunda kalmıştır. Nüfus yoğunluğu dengeli bir şekilde dağılmamıştır. Gazze'de nüfus yoğunluğu 2500'ü bulurken, bu rakam Batı Şeria'da 200'e kadar inmektedir. Bu dengesizliğin en büyük sebebi, 1948'deki İsrail işgalinden sonra bölgede yaşanan zorunlu göçlerdir.

Zenginlik ve yoksulluk bir arada

Ortadoğu’nun en gelişmiş ülkesi olan İsrail’de petrol yoktur. Buna karsın ülkenin kişi basına düşen ulusal geliri 11.330 dolardır. Ancak Filistinliler’in yoğun olarak yaşadığı topraklarda bu durum tam tersinedir. Kişi başına düşen ulusal gelir Batı Şeria bölgesindeki Filistinliler’de 1200 dolar, Gazze'deki Filistinliler de ise 550 dolar civarındadır. Filistinliler’in büyük bir kısmı, istihdam olanakların var olduğu İsrail’de işçi olarak çalışarak geçimlerini sağlamaya uğraşmaktadır. Ancak aşırı sağcı Ariel Şaron'un başbakan olmasından sonra ambargo ve tecrit, Filistinliler’in İsrail’e giriş çıkışını, dolayısıyla iş olanaklarını da kısıtlamaktadır. Filistin Özerk Yönetimi ekonomik açıdan iflas etmiştir.

 

Filistin topraklarında "haçlı" istilası.

Eski İbranice'de Kenan adı verilen Filistin, sık sık el değiştirmiştir. İran, Asur, Roma, Mısır ve Makedonya devletlerinin egemenliği altına giren Filistin, 634 yılında İslam topraklarına katıldı.

Kudüs, 1097 yılında, 40 gün süren bir savaştan sonra haçlı ordularının eline geçti. Kudüs'ü 89 yıl kadar işgalleri altında bulunduran haçlı orduları, tam bir katliam gerçekleştirdiler. 1516'da Memluk Devleti'ni yıkan Osmanlı İmparatorluğu Padişahı Yavuz Sultan Selim, Kudüs'ü ve Filistin'i ele geçirdi. Filistin'deki Osmanlı egemenliği 1918'deki İngiltere işgaline kadar sürdü. Yahudilerin, Filistin topraklarına geri dönme ve burada bir İsrail devleti kurma (Siyonizm) hedefi, 19. yüzyılda yükselen milliyetçilikle hız kazandı. Bu çerçevede Filistin'e ilk olarak 1861 yılında Avrupa Yahudileri geldi. Kudüs'ün duvarları dışında ilk semtleri kuran Yahudiler, 1880'den itibaren buralarda çoğunluğu ele geçirdi.

Siyonizm’i gerçekleştirme amacıyla kurulan ilk örgüt, Sifon Severla'dır. Theodore Herzl'in önderliği altında, dünyaya yayılan Yahudilerin tekrar Filistin'de toplanıp bir devlet kurması için çalışmalara başlandı. Herzl, 1897'de İsviçre’nin Baesel kentinde topladığı I. Siyonist Kongresi’nde temel hedef ve yöntemleri belirledi. Bu amaçla örgütler kuruldu, fonlar oluşturuldu. Toplanan paralarla Filistin'de yaşayan Araplardan geniş topraklar satın alındı. 1914'te Filistin'de küçük bir koloni kuruldu. Ulusal Yahudi Fonu'nun satın aldığı topraklara 85 bin Yahudi yerleştirildi.

Batılı ülkelerden İsrail’in kuruluşuna ilk onay

Batılı ülkelerin İsrail devletinin kurulmasından yana oldukları, Sykes-Picot Antlaşması’nda ilk kez net bir biçimde ortaya çıktı. Filistin topraklarına özel bir önem verildi. Bu  antlaşma, Filistin için uluslar arası bir statü öngörüyordu. 1917'de İngiltere Dışişleri Bakanı James Balfour, İsrail Devleti'nin kurulmasında bir kilometre taşı olacak ve Balfour Bildirgesi olarak adlandırılan, Yahudilerin lideri Edmond De Rothshild'e gönderdiği mektupta; "Haşmetli İngiliz Kraliyet Hükümeti, Filistin'de Yahudi halkı için ulusal bir devlet kurulmasını memnuniyetle karşılamaktadır" ifadelerini kullanıyordu. Bu sözler, dönemin dünya siyasetinin en fazla belirleyen ülkesi olan İngiltere’nin, İsrail Devleti'nin kurulması için verdiği icazetti.

Filistinliler İngiliz işgaline ve onların organize etmeye başladığı Yahudi göçüne karşı mücadele etmeye başladılar. Bu doğrultuda zaman zaman ayaklanmalar gerçekleştirildi. 27 Şubat 1920'de 40 bin Filistinli Mescid-i Aksa’da gösteri düzenledi. Aynı yılın mart ayında ilk silahlı çatışmalar başladı. Kudüs'te Yahudi göçmenler ve Filistinliler arasında günlerce süren çatışmalar yaşandı. Bunun üzerine örgütlenmeye başlayan Yahudi göçmenler silahlı çeteler kurdular. Bu çeteler Filistin köylerine tam bir terör estirdi. Nazi zulmünden kaçan Yahudilerin, 1933-1939 yılları arasında gerçekleştirdiği göç dalgasından sonra, Filistin'deki Yahudi nüfusun sayısı 400 bine ulaştı.

            

 

 

SONRAKİ SAYFA