Pusula logo
B A S L I K L A R

ANNAPOLIS'TE İNTİBAK KAMPI

Amerikan Deniz Harp Okulu'nda belki de en önemli aşama intibak kampı ve ilk yıldır. Bütün okulun çalışmaları ilk yılda öğrenciyi çeşitli alanlarda geliştirmeyi amaç edinir. Öğrenci ilk okula geldiğinden itibaren, birçok sosyal haklarının, özellikle ilk yıl elinden alınacağının farkındadır, ama kaliteli ve bedava eğitim almak ve sadece beş yıl zorunlu hizmetin olması, deniz kuvvetlerinden ayrıldıktan sonra çok iyi işler bulabilme imkanları daha cazip görünmektedir. Okul bir öğrenci için yaklaşık yetmiş bin dolar harcıyor. Öte yandan Amerika'nın en iyi üniversitesinin yıllık maliyeti otuz bin doları geçmez. Birçok ünlü bu okuldan yetişmiştir. Örnek olarak eski Amerikan başkanı Jimmy Carter'i verebiliriz. Onun dışında bir çok astronot ve bilim adamı, sporcu, politikacı ve işadamı harp okulunun disiplinli ve akademik olarak basarili atmosferinde yetişmiştir.

Okul intibak kampında amerikan toplumun bütün değerlerini değiştirerek yeni bir insan yaratmayı hedefler. Öğrenciye bireysellik yerine takım ruhu, aile sevgisi yanında vatan sevgisi, arkadaş için fedakarlık, üste tam itaat, onur, dürüstlük gibi soyut ama bir ülkenin ordusu için altın değerindeki öğeleri verirler. öğrenci kamp boyunca zihinsel, ahlaki ve fiziksel olarak zorlanılır. Subaylarının acil durumlar dışında görünmediği, tamamen üst sınıflar tarafından yürütülen kamp programında harp üç ve harp dört öğrencileri yer almaktadır. Harp üç öğrencileri manga lideri olarak, yeni gelen öğrencilerle direk temasta olan kişilerdir. Kırk günlük kamp boyunca herkes mangası ile hareket eder. Sabah 5'ten aksam 10'a kadar, tuvalete gitmek dahil bütün faaliyetler manga ile birlikte yapılır. Alınan bireysel cezalar ve mükafatlar, manga tarafından üstlenilir. Öğrenciye arkadaşını geride bırakmama, arkadaşı için fedakarlık gibi öğeler sik sik aşılanır. Manga komutanları, öğrenciyi her yönden zorlarlar. Gerekirse ceza talimleri ve bağırma seklinde öğrencinin stres altında olmasını sağlarlar. Bunun yanında öğrencinin en az uç hafta evi telefonla araması yasaklanır. Amaç, karakteri zayıf diye düşünülen insanların elenmesidir. Manga lideri sadece size bağırmaktan hoşlanan birisinden Öte, sizin herselinizle ilgilenen bir lider özelliği taşır. Her gün kaç kalori aldığınızdan, kaç litre su içmeniz gerektiğine ya da özel sorunlarınızla ilgilenmeye kadar her yönde sizi kontrol ederek sizin kamp boyunca sağlıklı kalmanızı sağlar. Ayni manga lideri, görevi itibariyle başka bir bölüğün dertlerini dinleyen rehberlik öğretmeni görevi de üstlenebilir. Bumdan çıkan sonuç, üst sınıflar kendilerine verilen görevleri yaparlar ve hersek subayların bilgisi dahilindedir.

Öğrencilere haftanın belli saatlerinde stresi kontrol edebilme, onuru koruma, dürüstlük ile ilgili dersler verilir. Bu derslerde öğrencinin bu yeni değerleri kabul etmesi sağlanır. Her aksam Öğrenciye bayrağın ve şehit olmanın önemi anlatılır, gerekirse Vietnam'da ya da başka savaşlardaki kahramanlıklar aktarılarak Öğrenciye vatan sevgisi ve vatan için fedakarlık öğeleri aşılanır.

Amerikanın bireysel öğelerle, serbest ve rahat yetişmiş, vatan sevicisi az, savası video oyunlarından ve Hollywood filmlerinden algılamış gencinden, deniz kuvvetlerine layık insanlar yetiştirmeye çalışılmaktadır. İntibak kampı ve daha sonraki ilk senenin siki disiplinli olmasının arkasındaki gerçek budur. Neyseli Türkiye olarak çok şanslıyız. Toplumuzda gençler, vatan sevgisi, yardımlaşma, fedakarlık öğeleri ile içice yasıyorlar. Türk Deniz Harp Okulu'na gelmiş arkadaşlarımız iyi bir eğitimin yanında, ülkesine yıllar boyu hizmet edecek olmanın ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir mensubu olmanın ve Atatürkçü düşünceyi temel edinmenin gururunu daha ilk günden taşıyorlar. Bumda uç Türk olarak, Amerikan Deniz Harp Okulu'nda bizler de ayni duyguları daha ilk günden beri hissediyoruz. 

GERÇEK HAYAT

Sevgili Arkadaşlarım,

7,5 yıl önce Heybeliada'daki Hazırlık Binası'nın kapısından içeri alınmayı beklediğim günü hatırlıyorum da gözlerim yaşarıyor. O zaman düşünmüştüm, lumbarağzının koca demir kapısına bakarken, 8 sene nasıl geçecek diye. Sonra aklıma hemen su soru gelmişti: Sonra ne olacak? Kendi kendime Teğmen olacağım, o yüzden buradayım demiştim. Evet, hepimiz "Lise"den veya sonradan Harp Okuluna geldik ve yolun sonuna yaklaştık. 30 Ağustos'ta "gerçek hayat" başlayacak bizim için, yolunun sürprizlerle dolu olduğu, sonunun ne zaman geldiğini bilmediğimiz bir hayat.

1998 yazında buraya geldim.Şimdi hatırlıyorum da sanki çok uzun zaman geçmiş gibi, halbuki daha dün Deniz Lisesi'ne girmiş gibiyim. 4 sene boyunca bu ülkede çok şeyler yaşadım, çok yerler gördüm, çok değişik insanlar ve kültürler tanıdım. Kısacası, çok değiştim, karakterim de gelişti, şekillendi. Bazen düşünüyorum da hayatimin en önemli 4 yılı, karakterimin gelişmekte olduğu gençlik yıllarım burada, yabancı bir kültürün ortasında geçti. Dolayısıyla eminim ki, Türkiye'ye donduğum de çok farklı bir ortamla karsılaşacağım, kendi Arkadaşlarım bana yabancı gelecek, unuttuğum, alışık olmadığım bir sisteme ve düzene ayak uydurmaya çalışacağım. Bu gibi endişeler, ben sona yaklaştıkça aklimi meşgul etmeye başlıyor. O yüzden bazen, buradan mezun olduktan sonra Türkiye'de hersele yeniden başlayacağım için bir endişeye kapılıyorum. Ama hep gerçek hayat aklıma geliyor. dört sene önce bana çok uzak gelen, simdi ise günler kalan gerçek hayat; bir hayat ki beni çok mutlu ve gururlu edeceğine inandığım, Donanmaya çıkmak için sabırsızlandığım bir hayat.

Sevgili 7000'ler; yolun sonuna geldik, farkında veya değil, bazılarımızın 14 yasındayken verdiği kararın sonucunu almak üzereyiz: Teğmen olacağız. Hepimiz için ayrı bir serüven olacak olan Donanma bizi bekliyor. Bu gerçek hayat baslarken, yapacağımız görev ne olursa olsun hepimizin ortak bir gayesi, tek bir beklentisi olmalı: Bu ülkeye hizmet etmek, ülkemizin bize verdiklerinin, atalarımızın döktüğü kan ve yaptığı fedakarlıkların hakkini vermek, çalışmak, ve ne olursa olsun hiçbir zaman ileriye donuk başımızı eğmemektir. çok yakında şayisiz değişik görevlere başlayacağız; Türkiye'nin dört bir yerinden vatan hizmeti için gelecek er ve erbaşlara, bir çok konu da bilgili, Bahriyenin bel kemiği astsubaylara liderlik edeceğiz. Her zaman bize lider olarak bakacak bu insanları hayal kırıklığına uğratmamalı, onları daima doğruya ve dürüstlüğe yönlendirip, görevin daima başarıya ulaşması için çalışmak zorundayız. Teğmenliğimizin ilk yıllarında edindiğimiz subay ahlaki ve kalitesiyle Donanmamdaki geçecek yıllarımız boyunca çalışmalı, ve hiç bir zaman bu ülkeye hizmet için çalıştığımızı unutmamalıyız.

Ertesi gün 09.00’da,  bir grup öğrenci ile şehir turu için hazır bulunan otobüslerimizle geziye iştirak ettik. Turun ilk durağı Barselona Olimpiyat Stadı. Olimpiyat Stadından sonra Barselona takımının stadı olan Nem Camp'a geçtik. Birbirine köprülerle bağlı tesisleri, kupaların sergilendiği müzesi, takımla ilgili malzemelerin satıldığı hediyelik eşya mağazası ile çok büyük bir kompleks. Bu büyük stadın tribünlerinin sadece 15-20 malik kısmı dışarıdan görünüyordu. Geri kalan kısmı yerin altındaydı. Dışarıda kalan kısmın etrafı, üzerinde takımda oynayan gelmiş geçmiş bütün futbolcuların resimlerinin yer aldığı bir camekan ile çevriliydi. Buradan La Safrada Familya Kilisesi’ne geçtik. Yapım mimarının vefat etmesi sebebiyle tamamlanamamış olan, çekici mimarisi ile heybetli bir şekilde karşımızda duran bu yapıya girmek için uzun bir süre kuyrukta beklemek zorunda kaldık.  Kilisenin ön tarafında da küçük bir göl ve etrafında ördeklerin bulunduğu, göl çiçekleriyle süslenmiş ufak ve çekici bir park bulunuyordu. Gezimizi tamamlayarak geri dönüşe geçtiğimizde, limanda Yunanistan Deniz Harp Okulu  öğrenci gemisi S ARIS'i, Porte Vell'in en güzel yeri olan Maremagnum'a aborda olmuş vaziyette gördük.