ASKERÎ SELAMLAMA

Askerî selamlama şekillerinin başlangıcı ile ilgili birçok tanım olmakla birlikte bunların en yaygını selamlama hareketi ile avuç içini veya başı açarak karşısındakine güven duygusu vermek olduğudur.

İngiliz ve Fransız Kara Kuvvetlerinde uygulanmakta olan avuç içi dışarı doğru bakacak şekilde yapılan selamlamanın kökeni saygı gösterilen üst makama karşı aynı zamanda güven verecek şekilde avuç içine gizlenmiş bıçak vb. silah olmadığını göstermekten gelmektedir.

Selamlamanın daha gerilerdeki kökleri ise şövalyelik devirlerine gitmektedir. Zırh kuşanmış olan şövalyelerin miğfer siperliğini kaldırmak suretiyle gözlerini göstererek kendilerini dostlarına tanıtmaları daha sonra şövalye gruplarının belirgin selamlama simgesi haline gelmiştir.

Şövalyelik devirlerindeki katı sınıfsal kurallar nedeniyle bu hareketin öncelikle küçükler tarafından yapılması öngörüldüğünden sınıf ve rütbe geleneği selamlama ile birlikte dikkate alınmaya başlanmıştır.
Selamlamanın dostça bir ifade göstergesi haline gelmesinin diğer nedeni ise selamlama esnasında elin meşgul olması (başta veya şapka tutar pozisyonda) nedeniyle aniden kılıç/silah çekilemeyecek olmasıdır.

Öncelikle şapka çıkarma ve göz göze bakışma şeklinde yapılan selamlamanın zaman içerisinde askerî anlamda şapka çıkartılmadan ancak çıkartma hareketinin başlangıcı olan başparmak ve işaret parmağının şapka viziyerine götürülmesi ile elin açığa çıkarılması hareketlerinin bir bileşimi olarak geliştiği görülmektedir.

Yukarıda belirtildiği gibi selamlama astın üste karşı bir saygı ve güven ifadesidir. Bu saygı en üst seviyede devleti temsil eden Bayrak ve Sancağa yapılır ve istisnasız herkes tarafından selamlanır.

Gemilerin lumbarağzında Sancağın selamlanması ise değişik köklerden gelmektedir.
Putperestler zamanındaki denizcilerde gemilerdeki putların gemi girişlerinde bulundurularak gemiye giren kişiler tarafından selamlandığı bu adetin Hıristiyanlıkla birlikte İsa ve Meryem mihrapları ile devam ettirildiği ifade edilmektedir.

Hristiyanlığın yaygınlaşması paralelinde kralların kiliseye dayalı tanrısal yetkileri nedeniyle onlar tarafından kullanılan bayraklar dinsel etki ve devlet gücünü de temsil etmesi nedeniyle otoritenin en önemli simgesi haline gelmiştir. Dinsel anlamda bir saygı ifadesi olarak başlayan selamlama günümüzde devleti ve onun gücünü temsil eden Bayrağın selamlanması şeklinde devam ettirilmektedir.

Bir diğer selamlama ise kılıçla yapılan selamlamadır. Bu konuda da farklı yaklaşımlar olmakla birlikte en geçerli olanı günümüzde yapılan şekli ile kılıcın kınından çıkarılarak kabzanın öpülmesi ve daha sonra ucu yere bakacak şekilde yana açılmasına esas teşkil eden açıklamalardır. Buna göre kılıcın kabzasının öpülmesi haçlı seferlerinde İsa’ya bağlılık ifade etmesi şeklinde başlamıştır.

Çarmıh şeklindeki kılıç kabzasının savaşa girmeden öpülmesi geleneği yemin törenlerinde de sürdürülerek günümüze kadar gelmiştir. Kılıcın yana açılması ise “Guard” pozisyonunun bozularak karşıdakine düşmanca bir niyet olmadığını ifade etmektedir.

Selamlamanın sonunda kılıcın ucunun yeri işaret etmesi selamlayanı tamamen savunmasız bırakmaktadır. Böylece tanrı adına yapılan bir yemin ve yapılan selamlamadaki saygı ve iyi niyet ifadesini ortaya çıkarmıştır.
Topla yapılan selamlama şekilleri ise en az diğer selamlama şekilleri kadar ilgi çekicidir. Topla selamlamadaki temel felsefe, kılıçla yapılan selamlamadaki gibi saygı gösterilen kimseye karşı bu süre zarfında savunmasız bulunarak düşmanca niyet olmadığını göstermektir.

Eski zamanlarda gülle atan topların hazırlanması uzun zaman aldığından bunların her an atışa hazır bulundurulması önem taşımaktaydı. Bu nedenle topların bir saygı ve iyi niyet göstergesi olarak selamlama atışı ile boşaltılması geminin uzun bir süre taarruzi gücünün azalmasına ve savunmasız kalmasına neden olmaktaydı.
Gerçekte, henüz top devri başlamadan önce de “Gücün Azaltılması” esasına dayalı selamlama şekilleri kullanılmaktaydı.

Bunun bir örneği selamlama maksadıyla yelkenlerin mayna edilmesidir. Mayna edilen yelkenler sonucu kaybedilen manevra kabiliyeti yanı sıra güverte üzerindeki yelken ve donanımların yol açtığı karavela selamlayana hiçbir şekilde saldırı şansı bırakmıyordu.

Günümüzde kullanılan alma kürek, hisa kürek, laçka iskota komutları ile vasıta motorları ile yol keserek/stop ederek yapılan selamlamalar bu geleneğin devamı şeklinde ortaya çıkmıştır.
Aynı şekilde ticaret gemileri tarafından bayrağın mezestresi ile yapılan selamlama da bu gelenekten kaynaklanmaktadır.