Dost Ülke Arnavutluk

Arnavutluk, güneydoğu Avrupa’da bir ülkedir. Balkan yarımadasının batı bölgesinde uzanan Arnavutluk, kuzeybatıdan Karadağ, kuzeydoğudan Kosova, doğudan Makedonya, güneyden Yunanistan ve batıdan İyon Denizi ve Adriyatik Denizi ile çevrilidir. Arnavutluk dağlık bir ülke olup, yarıdan fazla bölgesinin yüksekliği 1000 metreyi geçmektedir. Alplerin uzantısı olan Dinar Alpleri, Arnavutluk’ta önemli bir yer kaplar. En yüksek yeri Korab Dağı 2750 metredir.

Arnavutluk topraklarının üçte biri ormanlarla kaplıdır. Akdeniz kıyısındaki düzlükler makiliktir. Arnavutluk’taki üç binden ziyade bitki türü, çeşitli sanayilerde ve tıpta kullanılır. Adriyatik Denizi ve İyon Denizi’ne 362 kilometre sahil şeridi olan ülkenin Başkenti 800,000 nüfusa sahip Tiran olan ülkenin diğer önemli şehirleri Durres, Elbasan, Shkoder, Gjirokaster, Vlore, Korçe ve Kukes’tir.


Osmanlı döneminde aileleri ile İstanbul’a ilk göç topluluklardan olan Arnavutlar, Osmanlı saraylarında saray muhafızlığından paşalığa kadar bir çok görevde bulunmuşlardır. İlk olarak Fatih Sultan Mehmet döneminde getirilen Arnavutların büyük bir kısmı İstanbul’un Arnavutköy adıyla bilinen semtine yerleştirilmiştir. Yine aynı dönemde Karadenizde Rize, Samsun ve Trabzon gibi şehirlerde bir çok Arnavut, iskan ettirilmiştir. Osmanlı bünyesinde görev alan ve İstanbul’da yerleşen, en çok devlet adamı (paşa ve vezir) çıkaran etnik grup %60 ile Arnavutlardır. Osmanlı’da tarihi boyunca sadrazamlık makamına 215 kişi getirilmiştir. Bunlardan 65’inin Arnavut olduğu düşünüldüğünde Arnavutların Osmanlı siyasi hayatındaki yeri ve önemi daha iyi anlaşılmaktadır.


Ülkede konuşulan dil Arnavutçadır. (Arnavut dili, Hint-Avrupa dil ailesinin farklı bir dalını temsil etmektedir.) Günümüz Arnavut diline uygun olarak yazılmış ilk belge, 1462 yılına rastlamaktadır. İlk edebi eser ünlü dil bilimci Gjon Buzuku’ya ait ‘’Meshari’’dir ve 1555 yılında basılmıştır. Arnavutluk halkı Gheg ve Tosk olarak iki gruba ayrılır. Gheg olan halkının çoğunluğu müslümandır. İkinci Dünya Savaşı’na kadar halkının %80’i müslüman, %20’si hristiyan idi.
Arnavut halkı, M.Ö.2000 yıllarında Balkan yarımadasına yerleşen İliryalıların torunlarıdır. İlirya, M.Ö.167 yılında, Romalılar tarafından zaptedildi.

Ancak bu bölgenin iç kısımlarında yaşayan İliryalılar, Romalıların baskılarına uzun müddet karşı koydular. İşte bunlar, Roma İmparatorluğu’nun 395’te parçalanmasından sonra Arnavutluk ve Arnavut adlarını aldılar.

1468 yılında Osmanlılar, Arnavutluk’a girerek uzun müddet burayı idareleri altında bulundurdular. Osmanlı devletinin adil idaresinden memnun olan Arnavutlar kendi istekleri ile 17. yüzyılda İslamiyeti kabul etti. Dini yaymak için gayret gösterdiler. Osmanlılar burada askeri teşkilat kurdular ve süvari birlikleri teşkil ettiler.

Arnavutlar zamanla kendi kültürlerinin dışında Osmanlı kültürünü de benimsediler. 1912’de Osmanlı idaresinden ayrıldılar. Ancak tam müstakil olmayıp, büyük devletlerin kontrolü altında kaldılar. Birinci Dünya savaşından sonra 1925’te cumhuriyet ilan edildi. Ancak cumhurbaşkanı olan Zogu, 1928’de cumhuriyeti krallığa dönüştürdü.
Arnavutluk II.Dünya Savaşı’nda Mihver Devletler tarafından işgal edilen ilk ülkedir. Dünya Çokoslavakya ve Polanya’daki Alman askeri faaliyetlerine odaklanmışken; Benito Mussolini, Arnavutluk’u 7 Nisan 1939 tarihinde özellikle Durres’teki bazı direnişlere rağmen hücum ederek işgal etmiştir. 1940 yılının Ekim ayında Arnavut üssü İtalya tarafından Yunanistan’a hücum başlatmakta kullanılmıştır. Ancak Yunan kuvvetleri İtalyan ordusunu püskürtmüş ve çok geçmeden ülkenin güneyini ele geçirmişlerdir.

Bu durum Almanlar’ın Yunanistan’ı işgal bahanesi olmuştur. II.Dünya Savaşı sırasında Komünist Partizanları da içeren Arnavut milliyetçi gruplar, İtalyanlar’a ve akabinde Almanlar’a karşı mücadele etmişlerdir. 1944 yılının Ekim ayında Sovyet askerinin yardımı olmaksızın ülke düşmanlardan temizlenmiştir. 1961 yılına kadar Rusya ile sıcak münasebetlerde bulundular. 1962’de Rusya ile bağlılıklarını keserek Çin ile anlaştılar. Böylece Çin ile ittifak kuran ilk Avrupa devleti oldular. Ancak son yıllarda Çin ile de yakınlıklarını dondurdular. Daha sonra Yugoslavya ve bazı Avrupa ülkeleriyle ticari ve diplomatik münasebetler kurdular. 1976 Aralık ayında kabul ettiği yeni anayasa ile Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti adını aldı. Devlet başkanlığına Arnavutluk Emek Partisi genel sekreteri Enver Hoca getirildi. 1985’te Enver Hoca’nın ölümü üzerine Emek Partisi genel sekreterliğine getirilen Ramiz Alia aynı zamanda devlet başkanı da oldu. 31 Mart 1990’da yapılan ilk çok partili seçimleri Emek Partisi kazanmasına rağmen ülkede iç karışıklık başladı.

Türk dilinin en önemli isimlerinden biri olan Şemsettin Sami’nin, Türkiye’de büyük yankıları, etkileri olan “Jöntürk” hareketinin ideologlarından biri olan İbrahim Temo’nun, Ulusal Kurtuluş Savaşımızı simgeleştiren İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un, Budin Kalesini, Budin vilayetini koruyan, 70 yaşında, elinde kılıçla düşmana teslim olmadan şehit olan son Budin Valimiz Abdurrahman Abdi Paşa’nın ve Balkan Harbi’nin sonlarında Selanik’i savunan son Selanik Valisi Tahsin Paşa’nın Arnavut asıllı olduğunu görüyoruz.

Osmanlı döneminde aileleri ile İstanbul’a göçen ilk topluluklardan olan Arnavutlar, Osmanlı saraylarında saray muhafızlığından paşalığa kadar bir çok görevde bulunmuşlardır. İlk olarak Fatih Sultan Mehmet döneminde getirilen Arnavutların büyük bir kısmı İstanbul’un Arnavutköy adıyla bilinen semtine yerleştirilmiştir. Yine aynı dönemde Karadenizde Rize, Samsun ve Trabzon gibi şehirlerde bir çok Arnavut, iskan ettirilmiştir. Osmanlı bünyesinde görev alan ve İstanbul’a yerleşen, en çok devlet adamı (paşa ve vezir) çıkaran etnik grup %60 ile Arnavutlardır. Osmanlı’da tarihi boyunca sadrazamlık makamına 215 kişi getirilmiştir. Bunlardan 65’inin Arnavut olduğu düşünüldüğünde Arnavutların Osmanlı siyasi hayatındaki yeri ve önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Türk dilinin en önemli isimlerinden biri olan Şemsettin Sami’nin, Türkiye’de büyük yankıları, etkileri olan “Jöntürk” hareketinin ideologlarından biri olan İbrahim Temo’nun, Türk Kurtuluş Savaşını simgeleştiren İstiklal Marşının yazarı Mehmet Akif Ersoy’un, Budin Kalesini, Budin vilayetini koruyan, 70 yaşında, elinde kılıçla düşmana teslim olmadan şehit olan son Budin Valisi Abdurrahman Abdi Paşa’nın ve Balkan Harbi’nin sonlarında Selanik’i savunan son Selanik Valisi Tahsin Paşa’nın Arnavut asıllı olduğunu görüyoruz.