“Devleti Aliyye yıkılacak. Batıdan uzun boylu, mavi gözlü bir adam gelecek. Baktığı zaman karşısındaki insanı eritecek. Serbest fırka kuracak. Adına da Serbest Cumhuriyet denilecek. Dünyaya milletini tanıtacak ve 15 sene gururla yönetip yükseltecek.”
Sizce Muhittin Arabi gelecekle ilgili yazdığı kitabında kimden söz ediyor. Tabii ki yazının başlığından da anlaşılacağı gibi Ulu Önderimiz M. Kemal ATATÜRK diyeceksiniz.
Çizmiş olduğu rotada gururla yürüdüğümüz, uğrunda methiyeler düzülen bu büyük insanın sizce en çok dikkat çeken özelliği neydi? Bana sorarsanız kuşkusuz sahip olduğu ileri görüşlülüktü. Gelin hep beraber Atatürk’ü bu özelliğiyle inceleyelim.
Başarılı bir komutan ve devlet adamı olarak ileri görüşlü olma özelliğini kullanan Atatürk, o dönemde pek çok kişinin farkında olmadığı bazı gerçekleri sezmiş, hedeflerini ve tedbirlerini buna göre oluşturmuştur. “Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kafi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır.” sözü onun ileri görüşlü olma özelliğini layıkıyla taşıdığının göstergesidir. Onun bu özelliği pek çok yabancı devlet adamının da takdirini kazanmış, tarih boyunca adından övgüyle söz edilmesini sağlamıştır. ABD eski başkanı John F. Kennedy’nin Atatürk için söylemiş olduğu şu sözler dikkat çekicidir:
“Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk Milletine ilham veren önderliğini, modern dünya anlayışındaki ileri görüşlülüğünü ve bir asker olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadır.
Şüphesiz ki Türkiye Cumhuriyetinin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk’ün ve Türkiye’nin giriştiği geniş ve derin devrimler kadar bir milletin kendisine olan güvenini başarılı bir şekilde belirten başka bir örnek gösterilemez.”
Şimdi de Başkomutan’ın milletimizin kurtuluşunu sağlayan bir kaç önsezi ve eyleminden bahsetmek istiyorum.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında milletimiz yorgun ve bitaptır. Buna rağmen o zaman milletin başındaki bazı liderler tam bir hayalcilikle milletin savaşa girmesini sağlamışlardır. O dönemde savaştan mağlup çıkacağımızı sezen Gazi, Suriye Cephesinde Yedinci Ordu Kumandanı’dır. Antep’e gitmekte olan Ali Cenani Bey’e : “... Teşkilatlanın, milli bir kuvvet meydana getirin, kendinizi savunun, ben istediğiniz silahı veririm.” diyerek alınacak önlemleri belirtmiştir.
Atatürk’ün ileri görüşlülüğüne diğer bir örnek ise, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vereceği yönündeki açıklamalardır. Atatürk, 1932 yılında ünlü Amerikan generali Mac Arthur ile yaptığı görüşmede; dünyanın, özellikle de Avrupa devletlerinin her an savaşın içine gireceğini belirtirken, “Almanlar kendilerini siyasi bir akıma kaptırırlarsa 1940-1945 yılları arasında savaşırlar. Bu savaş çok kanlı olur, ancak Amerika müdahele ederse biter, bu savaşın esas galibi ise Rusya olur” diyerek görüşünü bildirmiştir.
Sanki geleceği gören bu büyük insanın, tüm dünyaya örnek olacak ve bir bir gerçekleşen bir kaç görüşünden daha bahsedelim. Ankara’yı başkent seçmiş ve şöyle demiştir: “Ben Türk’ün imkansızı imkan haline getiren kudretini bütün dünyaya göstermek için Ankara’yı istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar yeşil ağaçların çevirdiği villalar arasından uzanan yeşil sahalar, asfaltlar ve binalarla bezenecek. Hem de bunu hepimiz göreceğiz, yakında olacak...”
Ankara 13 Ekim’de başkent oldu. Bazı devletler Ankara’nın nüfusu ve kırsallığı yüzünden büyükelçi göndermeyeceklerini açıkladılar ama karar değişmedi.
Avrupa Birliği’nin kurulacağını da öngörmüştü. İşte onun ağzından Avrupa’nın geleceği:
“Bir Balkan birliğine lüzum vardır. Beni bırakınız ki fırkanın lideri olarak bir seyahat yapayım. Balkan devlet adamları ile konuşayım ve efkarı umumiyeyi hazırlayayım. Dünyanın ufuklarından kara bulutlar görüyorum. Balkan Birliği kurulabilirse, bir Avrupa Birliğine yol açabilir. Batı devletleri de er geç birleşmiş olacaklardır.
Avrupa Birliği düşüncesi ilk olarak ancak II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkabilmiştir. 1960’ların başında Batı ülkeleri tarafından üzerinde konuşulmaya başlanmış olan bu düşünce, 1980’lere gelindiğinde ancak genişlemeye başlayabilmiştir. Oysa ki Atatürk bakışlarını bir noktada yoğunlaştırarak dalgın bir halde ısrarla şunları söylüyordu:
“... Evet, bir Balkan Birliği ve sonra da Batı Devletleri Birliği beşeriyeti ve ulusları görünür ve görünmez felaketlerden koruyabilir. Yoksa insanlığın başına gelecek sefalet ve ıstıraplara ölçü yoktur. Dünya bir uçuruma doğru gidiyor...”
Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ileri görüşlülüğü ile gelecekte karşılaşılması muhtemel sorunları görmüş ve bize uyarılarda bulunmuştur. Bunun en güzel örnekleri onun söylemlerinde gizlidir. O biz Vatan evlatlarına milletimizi, bayrağımızı ve cumhuriyetimizi emanet etmiştir.
Bize düşen görev bu emanetleri üstün vazife anlayışı içinde bizden sonraki nesillere aktarmaktır. Yazımı Atatürk’ün biz gençlere seslendiği şu sözlerle sonlandırmak istiyorum:
“Ey Türk İstikbali’nin evladı!
Bir gün İstiklal ve Cumhuriyeti müdafa mecburiyetine düşersen, vaziyete atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.