Sinestezya
Canlı renklerle bezenmiş albenili bir kapak tasarımı… Son derece ilgi çekici bir isim… 45 derecelik eğimle yazılmış bir arka kapak yazısı… Raflara şöyle bir göz attığımda asla es geçebileceğiniz bir kitap değil bu seferki. April Yayıncılık’ın tartışmasız en iyi yaptığı iş bu bence; kitapları mutlaka müşterinin ilgisini çekiyor. Daha önce “Olasılıksız” ve “Empati” ile bunu başarmıştı, bu kez de “Sinestezya” ile aynı yolda… Kitabın yazarı Jeffrey Moore için “Adam Fawer’den sonra dünyanın henüz farkına varmadığı alışılmadık bir yazar daha…” demiş April Yayıncılık. İlk kitaptan bir yazar hakkında ne kadar kesin kararlar verebiliriz bilmiyorum ama ortaya Adam Fawer kadar güzel eserler çıkaracağından şüpheliyim. Kitap, ismi ve arka kapak yazısıyla sinesteziden yani “Empati”’nin ana konusunu oluşturan “Duyuların Birleşmesi”nden bahsedecekmiş gibi bir izlenim veriyor ancak sadece ana karakterlerden birinin sinestezik olması dışında bu izlenimi boş çıkarıyor. Sinestezi kitaba ismini verecek kadar sık işlenmemiş kitapta. Bu noktada kitabın ismi bir miktar yanıltıcı olabiliyor. İnsan kapağı, April Yayıncılık’ı ve ismi görünce Empati tadında bir roman bekliyor; oysa Sinestezya çok daha sakin, duygusal, melankolik, macera ve gerilimden uzak bir kitap.
Kısaca konusuna değinecek olursak… Bir sinestezik olan Noel’in annesi, Alzheimer hastalığının pençesinde günden güne bambaşka bir insan olmaktadır. Noel, doktorlardan ve ilaçlardan gelen yardımın sonuçsuz kaldığını görünce bir ilaç araştırmacısı olan babasından kalan laboratuarda üç arkadaşının da yardımıyla Alzheimer’a karşı bir ilaç bulmaya karar verir.
Kitap bildiğimiz anlamda bir roman akıcılığıyla ilerlemiyor. Olaylar, Noel ve arkadaşlarının günlükleriyle Noel’in annesinin hastalığı ve Noel’in sinestezisi ile ilgili araştırmalar yürüten dünyaca ünlü bir beyin uzmanı doktorun notları ışığında ilerliyor. Yani sonuçta günlükleri, notları ve gazete küpürlerini bir araya getirip ortaya bu kitabı çıkarmış bir hayalet yazar söz konusu oluyor; tıpkı Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı gibi.
Sinestezya’dan bu noktaya kadar başarısız bir eser olarak bahsetmiş gibi göründüysem özür dilerim; amacım kesinlikle bu değildi. Sadece kapak resmine bakınca çok daha farklı bir kitap canlanmıştı zihnimde, özellikle de Adam Fawer’ın ismini görünce… Kötü bir kitap diyemem Sinestezya için, ancak iddia ettikleri üzere Adam Fawer ve Dan Brown’dan oldukça uzak olduğunu söyleyebilirim. Çok büyük beklentilerle elinize almazsanız belki de keyifli bir kitaba bile dönüşebilir.
Sinestezya, Jeffrey Moore, April Yayıncılık, Ekim 2008, 405sf