Romanya Okul Gemisiyle Seyir

Romanya Okul Gemisi N.S. Mircea’da eğitim seyrine Romen Harp Okulu öğrencileriyle birlikte iştirak edeceğimizi öğrendiğimizde aldığımız sorumluluğun bilincindeydik. Üniforma bir bayraktı ve biz bu bayrağı, birinci sınıfı bitirmiş 2 Deniz Harp Okulu öğrencisi olarak, Atlantik Açık Deniz Eğitimi’nde 62 gün boyunca dalgalandıracaktık. (Tall Ships Atlantic Challenge) Yelkenli Okul Gemileri Atlantik Yarışları kapsamında dünyada sadece 7 tane bulunan ve 1939 Alman yapımı olan bu muazzam gemilerin Romanya yanında ABD, Rusya, Almanya, Uruguay ve Portekiz bandıralı 5 tanesi Atlantik Okyanusu’nun en iyisi olmak üzere yelken açacaklardı.
Seyir boyunca birlikte olacağımız Romen Deniz Kuvvetleri mensupları ile Türk milleti arasında dostane ortak paydalar bulmakta zorlanmadık. Yelkenli gemilerde manevralar öğrenci mürettebat tarafından yapılacağı için yelkenli seyir bilgileri ve iletişim için İngilizce çalışmaları üstüne yoğunlaştık. Seyir boyunca birlikte olacağımız Romen öğrencilerle iletişim kurarken başvurmak için tarihteki ve günümüzdeki Türk-Romen ilişkilerini inceledik. Ortak kültür değerlerimizi araştırdık. Osmanlı Devleti egemenliği altında yaşamış Romanya’yla ortak nokta bulmakta pek zorluk çekmedik.

Atlantik Açık Deniz Eğitimi’nin icra edileceği ilk liman olan South Carolina eyaletinin Charleston şehrine uçakla intikal edip N.S. Mircea mürettebatına dahil olacaktık. Bulutların üstünde doğudan batıya güneşle birlikte yaptığımız 11 saatlik yolculuğun ardından güneş sadece 4 kadran ilerlemişti. Türkiye ve Amerika arasındaki 7 saatlik bu fark İngilizcede “jet-lag” olarak tabir edilen etkiyle gece ve gündüzümüzün yerini değiştirmişti.
N.S. Mircea’ya katıldığımız ilk sabah gemi komutanı tarafından öğrenci ve personele tanıtıldık. Gemideki işlemlerimizin tamamlanmasına müteakip Romen Deniz Harp Okulu öğrencileri ile birlikte güneş batıncaya kadar Charleston şehrini gezdik. Aynı günün akşamında “Charleston Harbour Fast”e katılma imkanı bulduk. Ertesi gün Charleston’dan avara edip Boston’a yelken açtık.
Sekiz gün süren Charleston-Boston seyrinde deniz seviyesinden yüksekliği 39 metre olan direklere denizli havalarda tırmanarak yelken manevralarını icra ettik. Bu süre zarfında astronomik seyir eğitimi alarak sekstant kullanmayı ve gökyüzüne bakarak yönümüzü tayin etmeyi öğrendik. Gece-gündüz 4’er saatlik vardiyalarda dümen tutarak 200 mürettebatlık büyük geminin sevkini sağladık. Geceli gündüzlü vardiyalarda 8 günün nasıl geçtiğini anlayamamıştık. Boston’a vardığımızda 2 aylık seyrimizde kullanacağımız bütün bilgileri, Romen subaylarının bizzat verdiği eğitimle kısa süre içinde almıştık.
Boston’da liman yaptığımız 6 günlük süre zarfında dünyanın dört bir tarafından seçilmiş başarılı öğrencilerin eğitim gördüğü ünlü Amerikan üniversitesi MIT(Massachusset Institute of Technology)’yi inceleme fırsatı bulduk. Filmlerden tanıdığımız Broad Street ve Times Meydanı’nı gezdik. Boston-Celtics basketbol takımının oynadığı basketbol salonunu gördük. Redsocks beyzbol takımının maçını heyecanla izledik. Boston’da kaldığımız sürece fazla yabancılık çekmedik. Amerika’da yaşayan Türkleri görme fırsatı bulduğumuz ve Türkçe konuşan müşterilere öncelik verildiği Türk restoranlarında Türkiye ve Türkçe özlemimizi giderdik. Liman ziyaretimizin dördüncü gününde New York’a giderek Empire State binasının en üst katından izlediğimiz New York’un ışıkları göz kamaştırıcıydı. Güneşin Özgürlük Heykeli meşalesi üstünden yükselişi görülmeye değerdi.

Altıncı günün sonunda Boston’dan ayrılarak kara görmeden 17 gün boyunca yelkenli seyir yapacağımız, suyu sınırlı kullanacağımız, mürettebatın moralini desteklemek için personelin güvertede eğlence düzenleyeceği zorlu bir yolculuğa başladık. Atlantik okyanusunun ortasında göz alabildiğine derin maviyken uzaktan da olsa gördüğümüz diğer gemiler bizi sevindiriyordu. Çoğu zaman hatıralarımızda ailelerimiz ve sevdiklerimiz varken pruva gözcülüğü yaptığımız uzun saatler bizi psikolojik olarak mesleğe hazırlıyordu. Bu mavi dünyada sırtından su püskürten dev balinalar, geminin pruvasında süratle yüzen yunuslar ve uçan balık sürüleri görebildiğimiz tek hayat belirtileriydi.
Atlantik seyrini Ponta Delgada limanıyla sonuçlandırdık. Portekiz adasındaki bu 2 günümüz boyunca Azor Adalarının tarihçesini, kültürel ve doğal özelliklerini öğrendik. Dev balinaların yaptığı gösteride balinaların tüm seyircileri ıslatması unutamayacağımız hatıralar arasında yerini aldı. Bu iki kısa günün sonunda sorumlu olduğumuz mevkilerde seyir hazırlıklarına başladık.
Bir sonraki limanımıza Cebeli Tarık Boğazı’nı geçmiş denizciler olarak intikal edecektik. Bu liman Afrika kıtasının kuzey ucunda, Fas topraklarının ortasında İspanya bayrağının dalgalandığı bir şehir kentiydi. Melilla denilen bu şehirde halkın Faslı olmasına rağmen yönetimin İspanyol olması bizi şaşırtmıştı. Ayağımızı karaya bastığımız ilk andan itibaren bu limandan avara edeceğimiz dördüncü güne kadar İspanya, yabancı bir ülkenin bahriyesi olarak Romen mürettebata ve bize gösterdiği misafirperverlikle denizciliğe önem veren bir ülke olduğunu kanıtlamıştı. Liman boyunca İspanya temsilcileri ve elçileri tarafından ağırlandığımız resepsiyon ve kokteyllerde İspanyol donanmasında görev yapan subaylarla tanıştık. İspanya geleneksel dans gösterileri ve güzellik yarışmalarına davet edildik.
Yunanistan’da çıkan iç olayların güvenlik şartlarını sağlamaması nedeniyle Heraklion’da planlanmış olan limanımız iptal olmuştu. Bu yüzden Yunanistan’ı transit geçerek Cebeli Tarık’tan Romanya’ya kadar 15 gün sürecek uzun bir seyre daha çıkacaktık.
Seyir sırasında boğazlardan geçecek ama planlı olmadığı için Türkiye’de liman yapamayacaktık. Çanakkale Boğazı’nı geçerken şehitlerimizi köprü üstünde vardiya personeliyle birlikte selamladık. İstanbul Boğazı’nı geçerken 2 aydır hasret kaldığımız Türkiye 20 kulaç kadar yakındı ama biz boğazın sakin sularını uğraksız geçerek Karadeniz’in hırçın dalgalarına doğru yelken açtık. Topkapı Sarayı’nın önünden geçerken şanlı tarihimizi anlatmak için daha uygun bir ortam olamazdı. Seyir kafile komutanı, tarihte bir çok başarılı savaşçı dahil ünlü Romen komutanı Büyük Stafenos’un kılıcının da kazandığımız zaferlerin anısı olarak Topkapı Müzesi’nde sergilendiğini anlatarak bizi doğruladı. Öğrenciler ise Osmanlı Devleti’nin Romanya’da hüküm sürdüğü zamandan beri ayakta kalmış Türk şehri Mecidiye’yi ve Türk komşularının dürüstlüklerini anlattılar. Romenlerin Türkler hakkındaki bu iyi düşünceleri bizi memnun etmişti. Romen komodorun sabah çayını TCG FATİH kupasıyla içerken, başarılı bir subay olduğunun göstergesi olarak Türk Donanması’yla birlikte yaptığı Karadeniz tatbikatlarını gururla anlatması bizim için onur vericiydi.
Cebeli Tarık Boğazı’nı geçip 4 kıtada liman yaptıktan sonra seyrimiz Romanya’da noktalandı. Seyir boyunca edindiğimiz izlenimler ve kazandığımız tecrübeler iyi bir deniz subayı olma yolunda atılmış çok erken ama çok büyük bir adımdır. Bize bu fırsatı sağlayan Deniz Kuvvetlerine ve bizleri bu uzun seyirde zorlanmayacak yeterlilikte yetiştiren komutanlarımıza teşekkür ederiz.