ADE III

Harp 3’ten Harp 4’e geçerken yapılan Açık Deniz Eğitimi (ADE-III)’ne katılmak ve bu eğitimi başarıyla bitirmek bir Deniz Harp Okulu öğrencisi için çok önemlidir. Çünkü ADE-III, meslek hayatımıza başlamadan önceki en uzun seyir eğitimi olmakla beraber, meslekte alacağımız görevleri daha yakından görmek ve deniz hayatını bir öğrenci olarak gözlemlemek için de büyük bir tecrübe anlamını taşır. Bu düşüncelerle hazırlandık seyir öncesine. ADE-III’ ü bitirmek öğrenciliğin son dönemine girdiğimiz anlamına da geldiği için ayrı bir şevk taşıyorduk içimizde.

Yaklaşık 4 gün boyunca okulda hazırlık ve toparlanma dönemi geçirdik. Bu 4 gün boyunca seyir öncesi konferanslar aldık. Bu seyir öncesi konferansların gemilerde de yapıldığını biliyorduk. Gemilerdeki personel gibi seyir icrasıyla ilgili bu konferansları dikkatle dinledik ve notlar aldık. Gemilerimize yerleştikten sonra artık sabırsızlıkla seyre çıkış gününü bekledik.

16 Temmuz günü Deniz Harp Okulu dış limanında TCG SOKULLU MEHMET PAŞA ve TCG CEZAYİRLİ GAZİ HASAN PAŞA’nın bulunduğu Aydın Rıhtımındaki uğurlama töreninde hem mutluluğu, hem de heyecanı beraber yaşadık. Gemilerdeki yerlerimizi almadan önce yakınları gelenler beraber vakit geçirdiler ve uğurlama törenini icra ettik. Uğurlama töreninde Okul Komutanımız Tuğamiral Türker ERTÜRK ailelerimize, bizlere ve gemi personeline hitap etti ve hepimize iyi seyirler diledi.

Ve avara etme zamanı gelmişti.

Koşar adımlarla gemilerdeki yerlerimizi aldık ve gelenek haline gelen çimariva ile komutanlarımıza ve ailelerimize selam verdik. Gururu, mutluluğu beraber yaşıyorduk. Gemilerimiz avara edip dış limandan çıktıktan sonra artık vardiyalara katılıp, branşların görevlerini daha yakından görecektik.

Gemilerimizde bizimle beraber öğrenci olarak Kara Harp Okulu ve Hava Harp Okulundan gelen arkadaşlarımız da vardı. Gemi yaşantısını görecekler ve bizimle beraber eğitimlere katılacaklardı. Bu beraberliğin Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir bütün olduğu ve hepimizin aynı ülkü ve ideallere sahip olduğunun bir kanıtı olarak düşünüyoruz.

Kara Harp Okulu ve Hava Harp Okulu öğrencileri haricinde ayrıca seyrimize Azerbaycan Deniz Harp Okulundan da arkadaşlarımız katıldı. Onlarla beraber aynı gemide olmak ayrı bir güç verdi bizlere. İki dost ülkenin Deniz Harp Okulu öğrencileri olarak çok yakın ilişkiler kurduk ve ömür boyu sürecek arkadaşlar edindik.

Gemi personeli gibi bizler de 3 vardiyaya ayrıldık ve her vardiya olarak 12 istasyona dağıldık. İstasyonlara 3’er kişilik öğrenci grupları olarak katıldık. İstasyonlar geminin mevcut idari yapısındaki bölümlere göre ayrılmıştı. Harekât bölümünde “seyir, SHM (Savaş Harekât Merkezi), telsiz ve elektronik”; silah bölümünde “ana batarya, uçaksavar, atış kontrol ve gemicilik (porsun)”; makine bölümünde “yara savunma, ana makine ve yardımcı makine”, ikmal bölümünde ise “İkmal/sağlık” istasyonları mevcuttu. 3 vardiya olduğundan 4’er saatlik eğitimlere katılıyorduk. Bu eğitimlerde sadece branşın seyir süresindeki görevlerini incelemiyor, aynı zamanda deniz hayatı ve deniz subaylığı konusunda da bilgiler ediniyorduk. ADE-I de aldığımız er görevlerinden sonra ADE-III de astsubay görevlerini alıyor ve gemi yaşantısına daha çok alışıyorduk.

Tuzla’dan avara ettikten sonra ilk liman olarak Girne’ye intikal ettik. Bu ilk seyrimiz 3 gün sürmüştü. Seyir boyunca vardiyalarımızın yanında denize adam düştü ve posta çantası alma-verme eğitimleri yapıldı. Bu eğitimler sırasında öğrenci grubu olarak işaret köprüüstünde yerlerimizi aldık ve eğitimleri dikkatle izledik. Çanakkale Boğazı’ndan geçmiş ve Ege’ye girmiştik. Ege’de her adayı bordaladığımızda, ilgili ada hakkında faydalı bilgiler verildi. Oniki Adaları bu kadar yakından görmek ve bu kadar yakınından geçmek bizim için büyük bir deneyim oldu. Mesleğimizde de bu adaların bu kadar yakınından seyir yapacağımızı bilerek Akdeniz’e çıktık. 3 gün seyrin ardından Kıbrıs’ın silueti ufukta belirmişti. Akdeniz’in en büyük 3. adası olan Kıbrıs’ın Girne Limanı’na aborda olduk.

Girne Limanı’ndaki ilk günümüzü şehri gezerek ve denize girerek geçirdik. Havanın sıcak ve nemli oluşundan dolayı denize girmek ziyadesiyle iyi gelmişti. İkinci gün ise tabur olarak en önemli törenlerimizden birine çıkacaktık. 20 Temmuz 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtının yıl dönümünde Türkiye’yi Kıbrıs’ta temsil etmek bizim için çok önemliydi. Törenin yapılacağı Lefkoşa’ya giderken evlerin camlarında Türk ve Kıbrıs bayraklarının yan yana oluşu bizlere ayrı bir mutluluk ve gurur vermişti.
Bölük Komutanımız Dz. Yzb. Tahir Tan İnce’nin komutasında tören geçişini büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. Kıbrıs halkı da bizleri ayakta alkışlayarak aynı coşkuyla izledi tören geçişimizi. Kıbrıs’taki üçüncü ve son günümüzü ise kafile olarak gezilere iştirak ederek geçirdik. Geziler boyunca ne kadar büyük fedakârlıklarla buraya barış getirilmiş olduğuna bir kez daha tanık olduk. Üç günlük Girne Limanından avara etme zamanı gelmişti. Önümüzde seyrin en uzun ikinci periyodunu oluşturan Girne-Bizerte/TUNUS intikali vardı. 22 Temmuz 2009 günü 0900C’de limandan avara ederek Tunus’a doğru yola çıktık.

Seyir 4 gün sürecekti. Bu dört gün boyunca Akdeniz’in sert poyraz rüzgârıyla beraber yol aldık. 35 deniz miline kadar çıkan rüzgâra karşı giderken bazen zorlansak da genel olarak çok verimli bir seyir geçirdik. Seyirdeyken Tunus’un boylamına göre saatlerimizi 2 saat geriye alarak “Aydın” bölge zamanına geçtik. Bu işlem Bizerte’ye girerken büyük önem taşıyordu; çünkü limana giriş sırasında açılır kapanır köprüden geçeceğimiz için zamanı doğru ayarlamamız gerekiyordu.
26 Temmuz günü erkenden kalkarak limana giriş faaliyetlerini gözlemlemek için işaret köprüüstünde yerlerimizi aldık. Saat 0545A’da limana aborda olmuştuk. Önümüzde iki günlük liman periyodu vardı. Gezinin gerçekleştiği gün hediyelik eşya alabileceğimiz Kapalı Çarşı, Kartaca Harabeleri ve Sidi Bou Said kentini gezdik. Serbest olduğumuz gün ise kimimiz denize girdi, kimimiz de başkent Tunus’a gitti. Akşam gemiye dönüldüğünde herkesin aklında Tunus hakkında güzel düşünceleri ve anlatacak anıları oluşmuştu.

28 Temmuz günü sabahın erken saatlerinde Bizerte Limanı’ndan ayrılmak üzere açılır köprünün altından geçerek Split – Hırvatistan limanına doğru seyrimizin üçüncü bölümüne başladık. İyon Denizi ve ardından Adriyatik’teki üç günlük seyir bizleri bekliyordu.

Planlı eğitimler kapsamında “Denize Adam Düştü’ eğitimini ilgiyle izledik. İşaret köprüüstünde toplanarak denize düşen “Garip”’in nasıl kurtarıldığını takip ettik. Hangi şartlarda, hangi manevra ile kurtarma yapılacağı, gemide yapılan o anki faaliyetler, karar verme aşamasında subayların ve onlara yardımcı olan astsubayların durumlarını gözlemledik. Doğru gemi manevrası yaparak en ivedi şekilde kurtarmayı sağlamak için geminin imkân ve kabiliyetlerinin bilinmesinin, vardiya subayının en temel öncelikleri arasında olması gerektiğini öğrendik.

Bir diğer eğitim ise “Yedekleme/yedeklenme” eğitimiydi. Donanmamızda en zor manevralardan biri olarak kabul edilen yedekleme/yedeklenme eğitiminde, gemiler tarafından baş ve kıçüstünde hazırlanan donanımları inceledik. Seyre iki gemi ile gitmenin verdiği avantajla, yedeklenecek gemiye hangi manevralar ile yaklaşılacağını uygulamalı olarak öğrendik.

Eğitimler tamamlanmıştı ve artık Split Limanı’nın heyecanı vardı. Çünkü yapılan ADE seyirleri boyunca ilk defa bu limana aborda olunacaktı. Dalmaçya bölgesi yaklaştıkça irili ufaklı birçok adayla karşılaştık. Sanki Ege Denizi’ne benziyordu.

Sabah 0900B’ta Split’in Lora Limanı’na aborda olduk. Split’in etrafında üç liman bulunuyordu; Lora Limanı ise askeri bir limandı. Başkent Zagreb’ten sonra ülkenin en büyük ikinci şehri olan Split, aynı zamanda Dalmaçya Bölgesi’nin idari merkezidir. Tarihi dokusu UNESCO tarafından koruma altına alınan bu alan içerisindeki Diocletian Sarayı, her sokağı gezilmesi gereken tarihi bir yapıdır. Riva olarak adlandırılan kordon boyu ise kafelerin ve eğlence mekânlarının olduğu hoşça vakit geçirilebilecek bir yer.

Mavi bayraklı Bacvice plajı ülkemizin kumsallarına benzemese de serinlemek için tercih edilebilir. Şehrin manzarası ise Marjan Tepesi’nden izlenebilir.

Split’e yakın bir başka korunan bölge ise Trogir. Konsolosluk aracılığı ile düzenlenen gezide, bizlere tahsisli rehberler eşliğinde Trogir kentini de gördük ve iki günlük Split Limanı ziyaretimizi tamamlamış olduk.

Dördüncü ve son liman Venedik’e bir günlük seyrin ardından ulaştık ve çok yoğun deniz trafiğine sahip Venedik’e sabah 0630B’ta Canale Di San Marco’dan giriş yaparak aborda olduk. Şehir, tümüyle tarihin bizzat kendisi olduğundan, bizler açısından önemini bahsetmeye lüzum yok.

Denizcilik konusunda son derece ileri olduklarını tarih kitaplarımızdan bildiğimiz Venedikliler, bu alanda Akdeniz’de mücadele içinde olduğumuz bir halktı. Sahip oldukları bu birikimin kaynağını öğrenmek üzere limanımızın ilk gününde ‘Museo Storico Navale’ yani denizcilik müzesini ziyaret ettik. Venedik ve İtalyan donanmalarının tarihini ve günümüze kadar uzanan gelişimini buradan öğrendik. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Akdeniz’deki egemenliğimizi sağlamak için sık sık mücadele ettiğimiz Venedik donanmasını burada inceleme fırsatı bulduk. Müzede sergilenen en önemli eserler, İnebahtı Deniz Savaşı ile ilgili bölümde bulunuyor. 7 Ekim 1571’te İnebahtı Körfezi’ndeki savaşı açık denizde kabul edip, yetişmiş personel ve kürekçi eksiğinden dolayı kaybettiğimiz bu savaşın, galip ülkeler tarafından çok iyi bir şekilde reklamı yapılarak sergilenmesi, kazandığımız birçok zaferi anlatamadığımızı düşünmemize sebep oldu.

San Marco Meydanı, Büyük Kanal, Rialto, Accademia ve Son Bakış Köprüleri ve tabii ki gondollar... Venedik sahip olduğu bu güzelliklerle son ve en güzel limanımızdı. Araç girişinin yasak olduğu şehri, sokakları ve köprüleri yaya olarak gezerken yorulsak da oldukça büyülendik.

Üç günlük limandan sonra artık dönüş yolculuğu başladı. Vatan hasreti bir başkadır içimizde. 1200 deniz mili mesafenin çabucak bitmesi hepimizin en büyük isteğiydi. Karşılama törenine gelecek olan sevdiklerimizin hasreti bizleri daha da heyecanlandırıyordu.

Vardiyalarımız bitmiş, artık eğitimlerin sonucu görmek isteyen komutanlarımız tarafından yapılan sınav ile ADE-III seyrimiz sona eriyordu. Sınav sonucunda dereceye giren arkadaşlarımıza ödülleri verildi ve gemi komutanlarımız ile hatıra fotoğrafı çektirerek bu seyri ölümsüz hale getirdik.

Biz, Deniz Harp Okulunda eğitim hayatımızın son senesine geçen 6000’ler sınıfı olarak, bu seyir deneyimini bizlere yaşatan Komodorumuz, TCG SOKULLU MEHMET PAŞA ve TCG CEZAYİRLİ GAZİ HASAN PAŞA Komutanımız ile her iki geminin personeline teşekkürlerimizi sunarız.