Yavuz Zırhlısı

Biz düşmanı yeneriz de başına vura vura
Yavuz geliyor Yavuz da denizi aşa aşa
Askerinle bin yaşa da Mustafa Kemal Paşa

Dünya tarihine baktığımızda, pek az gemi için marşların, şarkıların yazılıp bestelendiğini görürüz. Bu destansı gemilerden biri de denizi yara yara gelen Yavuz Kruvazörü ’ dür. Onu, adına marş yazılacak kadar önemli kılan şey ise kahramanlıklarla dolu tarihidir.

Öyle ki; I. Dünya Savaşı bittiğinde 600 yıllık bir imparatorluk çökmüş ama Yavuz sapasağlam ayakta kalmayı başarmıştır. 65 yıl denizde kalmış, bu süre içerisinde sayısız kahramanlıklar göstermiştir. Pek çok kez yaralandığı için onarıma alınmak istenmiş, ancak onarım için hazırlanan havuz ağırlığını taşıyamayarak çökmüştür. 1930 – 1950 yıllarında Donanma Komutanı ’nın gemisi olarak görev yapmıştır. Tek üzücü görevi ise 19 Kasım 1938 tarihinde Türk Donanması‘nın diğer gemileri ve yabancı gemilerle birlikte Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk‘ün cenazesini İstanbul ’dan İzmit’e taşımak olmuştur. Kahraman Yavuz parçalanmak için MKE‘ye satıldığı zaman dünya üzerinde kalmış olan tek savaş kruvazörüydü. Şimdilerde ise Blohm und Vass tersanelerinin, iki savaş geçirmiş ve artık harabe olmuş arşivlerindeki planlarında ve denizlere gönül vermişlerin kalplerinde yaşıyor. 63. sayımızda tarihin tozlu sayfalarını bizim için yara yara gelen Yavuz’ un hikayesini gelin birlikte inceleyelim.

Kahraman Bir Gemi Doğuyor
Yavuz yarım yüzyıldan fazla sürecek yaşamına Goeben adıyla 1910’da Hamburg Tersaneleri’nde başlamıştır. Mühendis Charles A. Parsons, 1884’te gemiler için “ Parson Tribünü ” adını verdiği yeni bir makine tasarlamış ve sürat rekorları kırmıştı. Kısa zamanda, Parsons Deniz Buhar Türbinleri Şirketi kuruldu. Birinci Deniz Lordu Sir John Arbuthnot Fisher, Drednot için buhar türbinlerinin kullanılmasına karar vermişti. Drednot ilk büyük toplu, savaş gemisidir. Vuruş güçü yüksek, zırhlı savaş gemi tipine ismini veren ünlü gemidir. Bunun üzerine Alman İmparatorluğu İngilizlerle başa çıkmak için Moltke Sınıfı diye adlandırılan SMS(Seines Majestäts Schiff, Majestelerin Gemisi) Molkte ve SMS Goeben ‘i üretti.
SMS Goeben’in omurgası 12 Ağustos 1910’da Hamburg’da bulunan Blohm und Voss Tersanesi’nde kızağa konmuş, 28 Mart 1911’de denize indirilmiş, 2 Temmuz 1912‘de Alman İmparatorluk Donanması’na katılmıştır. Adını büyük Alman generali Von Goeben’den almıştır. Boyu 186 metre, genişliği 29.5 metre, su çekimi 8.2 metre, azami hızı 28 kts, taşırdığı su 23.000 tondur.

Yerine göre 25-30 cm. kalınlığındaki çelik zırhları birinci sınıftı. Makineleri zamanındaki gemilere göre çok güçlüydü. Ayrıca batmaya karşı güvenli bir gemiydi. 10 adet 28 cm. çaplı seri atışlı topa, 5 adet çift namlulu büyük tarete, 12 adet 15 cm. çaplı seri atışlı topa sahipti. Oldukça düşük bir üst güverte yapısı, önde çift namlulu tek bir tareti, ardındaki komuta kulesi, ufak köprüsü ve oldukça yüksek direği ile değişik bir yapısı vardı. İki adet dev bacası, yine kanatlarda yer alan çift namlulu iki adet tareti ve daha gerideki ikinci direği ile orta bölümü göze çarpardı. Kıç tarafta ise arka arkaya yerleşik iki ana tareti daha bulunuyordu. Böylece geminin değişik yerlerine akıllıca yerleştirilmiş bulunan ana taretleri ile, ağır topların tümünü aynı anda salvo atışa yönlendirebiliyordu. İlginç olan ise, kanat taretlerinden bir tanesinin güverte üzerinden aşırtmalı atış yapmasıdır.

I. Dünya Savaşı
Birçok yerde, zırhlı veya savaş gemisi olarak sınıflandırılan Yavuz, gerçekte bir savaş kruvazörüdür. Zamanının en iyi savaş kruvazörü, 1912 yılında Alman Akdeniz Filosu sancak gemisi olmuştur. 1914 yılında Goeben ve Breslau, Cezayir’de bulunan Fransız deniz üslerine karşı saldırı emri almıştı ve bundan sonra Kuzey Atlantik’teki Alman Açık Deniz Filosu’na katılması isteniyordu. Fakat bu sırada Goeben’in ana makinelerinde ve kazan dairesinde çeşitli teknik sorunlar meydana gelmişti. Daha bu sorunlar giderilmemişken bu kez, batıya, okyanusa doğru değil de, doğuya, Osmanlı sularına hareket etme emrini aldı. Bu hamleyle henüz tarafsız olan Osmanlı’nın, Almanların üzerindeki baskıyı azaltmak için savaşa çekilmesi planlanıyordu. 1 Ağustos 1914’te Phileppe ve Bona‘daki Fransız koloni limanlarını vurduktan sonra, Osmanlı sularına ulaşmalarını sağlayacak kadar kömür almak üzere İtalya’ya doğru hareket ettiler ancak; komutanları Sir Berkeley Milne komutasındaki İngiliz Donanması Akdeniz Filosu gemileri, çoktan onları aramaya başlamışlardı. 5 Ağustos 1914’te gece yarısı tekrar denize açıldıklarında, İngiltere ve Almanya arasındaki savaş resmen başlamıştı. Goeben ve Breslau 10 Ağustos 1914’te Çanakkale Boğazı’ndan Türk karasularına sığınarak 16 Ağustos 1914’te İstanbul’a gelip demir atmıştı.

Goeben, Yavuz Oluyor
Osmanlı, İngiltere’ye Sultan Reşat ve Sultan Osman adlarını vermeyi düşündüğü iki dretnot sipariş etmişti ancak; Deniz Lordluğu savaş durumunda ihtiyacı olabileceği düşüncesiyle gemilere el koymuş ve anlaşmayı tek taraflı olarak bozmuştu. Gemi ihtiyacını nasıl karşılayacağını kara kara düşünen Osmanlı’ya, ihtiyacı olan gemiler ise kendiliğinden gelmişti: Goeben ve Breslau. Bu iki gemi 5 milyon Alman altını karşılığında satın alınmış ve isimleri Yavuz ve Midilli olarak değiştirilmişti. Ancak askeri mürettebatı değişmemiş, Goeben’in komutanı Amiral Soucan da Osmanlı Donanma Komutanlığı’na getirilmişti.

Yavuz, Midilli, Hamidiye ve Berk-i Satvet 30 Ekim 1914’te Karadenize açılmış, Sivastopol ve Odesa’yı bombalamışlardı. Bu sırada Yavuz; Prut adlı bir mayın dökme gemisini de batırmış, Teğmen Puschin adlı bir destroyeri kullanılamaz hale getirmişti. Mariupol’dan Sivastopol’a giden bir ticaret gemisine Balaklava açıklarında rastlayıp gemiyi ele geçirmişti. Ayrıca 29 Kasım 1914 gecesi Kertch Geçidi çıkışına 60 kadar mayın döşeyerek Yalta ve Kazbek adlı Rus gemilerinin batmasını sağlamıştı.

Cape Sarych Deniz Savaşı
Yavuz ’un belki de en önemli savaşı; 17 Kasım 1914 Cape Sarych Savaşı’ydı. Bu kez karşısında Amiral Andrei Avgustovich Ebergard komutasında Rus Karadeniz Filosu vardı. Gemiler Yavuz ‘a göre yavaştı ancak sayıları çoktu ve bazıları büyük toplara sahipti. Bu gemiler arasında Evstafy, Ioann Zlatoust, Rostislav, Pantelemion ve Tri-Sviatitelia adlı zırhlılar vardı. Borda atışı yapabilmek için hızla sancak tarafına dönerken, Rus gemileri tek sıraya dizildiler. Amiral Ebergard, Yavuz ‘un üstün hızıyla baş edemeyeceğini anlayınca gemileri olabildiğince yaymaya çalışarak Yavuz’un ateşini tek bir noktaya toplamasını engellemek istiyordu. Menzil 8000 yardaya düşünce Rus Amiral ateş emri verdi. Evstafy ‘in iki salvo ateşi Cape Sarych Deniz Savaşı’nı başlattı. Yavuz’ un 28 cm. çapındaki ağır topu salvo ateşi açtığında yaklaşık 4 ton ağırlığında çelik ve güçlü patlayıcılar infilak ediyordu. Evstafy kısa sürede isabet aldı ve gemide yangın çıktı. İki topu da hasar gördü. Yavuz ’un 15 cm çapındaki diğer topları ve Midilli de diğer Rus gemilerine ateş açıyordu.

İlerleyen dakikalarda Yavuz 12 inçlik mermilerle vuruldu ve yangın çıktı. Yangına müdahale edilmeye çalışılırken, Evstafy ‘nin diğer mermisi iskele güverte zırhını delerek içeride patladı. Yavuz ‘un iki bölmesi çöktü ve birçok denizci hayatını kaybetti. Cephaneliklerin tehlike altına girmesi sonucu geri çekildi.
Cape Sarych Savaşı ’nda oldukça hasar gören Yavuz Kruvazörü kısa sürede kendini toparlayıp eski gücüyle tekrar düşman donanmalarının karşısına çıkmıştır. 20 Ocak 1918’de Yavuz ve Midilli, Amiral Hubert von Rebeur- Paschwitz komutası altında Çanakkale’den Selanik’e gidip İngilizlerin HMS Raglan ve M28 gemilerini batırmış ancak bu muharebede Midilli kaybedilmiştir.

Unutulmaz Görevler
Mustafa Kemal Atatürk, 1919 yılında Anadolu’ya geçip “bir şeyler yapmak“ için ayrıldığı İstanbul’a 8 yıl sonra 1Ttemmuz 1927’de “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı“ olarak gelmişti.İstanbul’da olağanüstü bir gün yaşanıyor, adeta yer yerinden oynuyordu. İzmit’te trenden inip geçtiği Ertuğrul Yatı, Atatürk‘ü denizden getiriyordu. Bütün sahiller insanlarla dolup taşmıştı. Bir gazeteci “ Sanki Adalar, geçtiği tarafa doğru yan yatmıştı. ” diye anlatıyor. İşte bu sırada Yavuz ve diğer gemiler O’na eşlik ediyordu. Ve aynı Yavuz 19 Kasım 1938’de Ulu Önder’in naşını bu kez İstanbul’dan İzmit’e taşımakla görevlendirilmişti.

Son Kruvazör
II. Dünya Savaşı yıllarında 8 adet 3.5 inçlik, 12 adet 40 mm. çapında uçaksavar ile modernize edilmiş, diğer silahlarına dokunulmamıştı. 1950’lerden sonra Gölcük yakınındaki Kavaklı’ya çekilmişti.
Dünya tarihinin en uzun ömürlü kruvazörü 18 Aralık 1969’da MKE ‘ye satılarak parçalanmıştır. SAM firmasınca başlanan söküm ve parçalanma işlemleri 20 Şubat 1976‘da Doğan firmasınca tamamlanmış, Yavuz ‘un parçalanması sonucu 5.479.310 kg. zırh çeliği, 11.913.940 kg. demir çelik, 178.230 kg bakır, 503.630 kg. pirinç, 135.410 kg. kablo, 177.520 kg. ahşap malzeme, 640.070 kg. diğer çeşitli metal ortaya çıkmıştır.
Hala çeşitli maketleri, resimleri ve ufak hatıraları Beşiktaş ‘taki Deniz Müzesi’ni, baş direği Heybeliada’daki Deniz Lisesi’ni, bu direğin bir kopyası Tuzla’daki Deniz Harp Okulu’nu, 4 uskurundan ikisi Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nı, iki uskuru da Ankara’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nı zenginleştirmektedir. Ayrıca iskele 8 numaralı lumbuzu, Fenerbahçe’deki İstanbul Yelken Kulübü Şeref Salonu’nda bulunmaktadır. Zorlu dönemlerde zor görevleri başarıyla yerine getiren Yavuz Kruvazörü bu şekilde hafızalarda yaşatılıyor.