Gölcük ve İstanbul Tersaneleri Komutanları ile Söyleşi

Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nın tarihçesinden kısaca bahseder misiniz?

Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan alınan TCG YAVUZ (GOEBEN) zırhlısının aldığı mayın yarasının onarımı için havuzlanması gerekmekteydi.

Büyük Önder Atatürk’ün verdiği “Yavuz Onarılsın” direktifi üzerine, Gölcük Tersanesi’nin temelini oluşturan 25.000 tonluk yüzer havuzun inşasına 1924 yılında başlanmış ve havuzun ilk bloğu 11 Ekim 1926 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK’ın katıldığı bir törenle denize indirilmiştir. İşte o gün, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi kuruluşlarından biri olan Tersanemizin doğum günü olarak kabul edilmektedir.
1928 yılında, yeni kurulan Cumhuriyetin tüm sıkıntıları ve fakirliğine rağmen, Atatürk’ün işaret ettiği doğrultuda Gölcük’te gerçek bir tersanenin kurulması için harekete geçilmiş, bu kapsamda bugünün modern donanma kenti Gölcük’ün de temelleri atılmıştır.

Bir tersanenin asli görevi gemi inşa etmektir. Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilen iki gemi, dizaynı Gemi İnşaiye Binbaşı Ata NUTKU tarafından yapılmış olan Gölcük Yağ gemisidir. 1931 yılında başlayıp 1938 yılında tamamlanan Gölcük Yağ gemisi inşası “Türkiye’de Gemi Yapılamaz” anlayışını yıkan ve bizleri bugünlere taşıyan büyük inşa projelerinin bir başlangıcı olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Donanma’nın bakım, onarım ve yeni gemi inşa ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, Tersane’nin gelişim faaliyetlerine hız verilmiştir. Bu faaliyetler sonucunda, 1960’lı yıllara kadar bakım/onarım ve overhol için yurtdışına gönderilen denizaltılarımızın tüm bakım ve onarım ihtiyaçları kendi imkan-kabiliyetlerimiz ile karşılanabilir duruma gelmiştir. Ayrıca, en gelişmiş teknolojiye sahip denizaltı ve fırkateynler dahil, her türlü savaş gemisi ve döner sermaye kapsamında gerçekleştirilen çeşitli tipte ticaret gemisi inşa edebilen modern bir tersane oluşuturularak, bugüne kadar toplam 474 adet gemi ve küçük deniz aracı inşa edilmiştir.

1966 yılında Koçhisar Karakol Gemisi ile başlanan Suüstü Savaş Gemilerinin inşasına, 1970’li yılların başlarında Berk ve Peyk Refakat Muhripleri inşası ile devam edilmiştir.

Denizaltı inşası Gölcük Tersanesi Komutanlığı tarihindeki en önemli aşamadır. Gölcük Tersanesi, kazandığı alt yapı ve teknoloji ile 1976 yılından bugüne 3 Ay sınıfı, 4 Preveze sınıfı ve 4 Gür sınıfı olmak üzere toplam 11 adet denizaltı inşa ederek Türkiye’yi dünyada denizaltı inşa edebilen 15 ülkeden birisi konunuma getirmiştir.

Denizaltı inşa projelerinin devam ettiği süreç içerisinde, 1986 yılında başlanan ve 2000 yılında sonuçlanan, toplam 4 adet Meko sınıfı Fırkateyn inşa projesi ile Donanmamızın dünya donanmaları arasındaki yerini pekiştirmesine katkıda bulunulmuştur.

17 Ağustos 1999 depremi sonrasında ağır hasar gören alt yapımız; Deniz Kuvvetleri Komutanlığının direktifleri doğrultusunda, tüm Subay, Astsubay, Devlet Memuru ve İşçi personelimizin katkısı ile kısa sürede depremden önceki seviyenin üzerine çıkartılmıştır. Halihazırda Tersane endüstriyel alt yapısının geliştirilmesi kapsamında hazırlanan altyapı ve tezgah iyileştirme/yenileştirme ana planları doğrultusunda tersanenin sürekli geliştirilmesi çalışmalarına devam edilmektedir.

Gölcük Tersanesi Komutanlığının mevcut imkan ve kabiliyetleri nelerdir?
Tersanemizde;
• 911 adet tezgâh,
• Onarım ve inşa faaliyetlerine yönelik 23 adet fabrika ve 18 adet atölye,
• 1500 tona kadar gemilerin inşa edilebileceği gemi inşa kızağı,
• 3 adet yüzer havuz,
• Onarıma alınan gemiler ile yeni inşa edilen gemilerin bağlandığı 8 adet iskele,
• 80 tona kadar değişik kaldırma kapasitesine sahip 5 adet açık hava kreyni, 5 adet mobil kreyn, 600 ton ve 60 ton kaldırma kapasiteli iki adet yüzer kreyn,
• Her biri 2 ton itme gücü kapasiteli 8 adet çekici vasıta,
• 125.000 m³ ambar kapasitesine sahip toplam 34 ambar mevcuttur.
Komutanlığımızın endüstriyel alt yapısını oluşturan ana unsurları ise şöyle özetleyebiliriz:
• 130 Kalite Güvence ve Tecrübe Müdürlüğü bünyesinde bulunan, sabit ve seyyar kalibrasyon laboratuarlarında yılda yaklaşık 30.000 adet elektronik ve mekanik ölçü aletinin kalibrasyonu,
• Fizik/kimya laboratuvarlarında, yılda ortalama 10.000 adet su, yağ, akaryakıt ve genel kimya analizleri,
• Boya üretim fabrikasında yılda 1000 ton boya üretimi,
• Denizaltı Batarya Fabrikamızda yılda 3 sete karşılık gelen 1440 adet Denizaltı Bataryası,
• Can Salı Atölyesi’nde muhtelif tiplerde yıllık toplam 1000 adet can salının bakım ve testleri yapılabilmektedir.
Ayrıca Yıldız Kurumsal Kaynak Planlama Projesi kapsamında Teknik Yönetim Bilgi Sistemi (TYBS) 20 Ocak 2003 tarihinden itibaren Tersanemizde uygulamaya başlanmıştır.


Gölcük Tersanesi’nde önümüzdeki dönem planlanan büyük projeler nelerdir? Kısaca bahseder misiniz?

Tersanemiz de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için 2 adet, Sahil Güvenlik Komutanlığı için 6 adet Sahil Güvenlik Botu inşa edilmektedir. Tamamı Türk Deniz Kuvvetleri tarafından dizayn edilmiş olan Sahil Güvenlik Botlarının yerlilik oranı yaklaşık %76’dır. Projenin ilk gemisi olan SG-03 ve SG-92’nin 29 Mayıs 2009 tarihinde teslim edilmesi planlanmaktadır.
Ayrıca Tersanemizde Kılıç-II B sınıfı Hücumbot Projesi kapsamında iki adet hücumbot inşa edilmektedir. Gölcük Tersanesi Komutanlığı tarafından bu sınıfta inşa edilen ilk modern hücumbot olan TCG ATAK, 21 Ocak 2009 tarihinde Hücumbot Filosu Komutanlığına teslim edilmiştir. Projenin ikinci gemisi olan TCG BORA’nın inşasına devam edilmekte olup, Ocak 2010 tarihinde teslim edilmesi hedeflenmektedir.
Komutanlığımızın planlanan büyük projeler kapsamında havadan

ağımsız tahrik sistemine haiz yeni tip denizaltı projesinden söz edebiliriz. Sözleşme görüşmeleri devam eden projenin en kısa sürede başlamasını beklemekteyiz. Bu proje kapsamında 6 adet denizaltı tersanemizde inşa edilecektir.

Uzun yıllar sonra yeniden Deniz Harp Okulu’nda öğretim üyeliği yapmak nasıl bir duygu? Bu duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Deniz Harp Okulu’nda seneler önce yaptığım öğretim üyeliği çok keyif aldığım ve onur duyduğum bir görevdi.
İlk derse girdiğimde sanki kısımda 28 Nurhan KAHYAOĞLU bana bakıyordu. Muvazzaf bir öğretim üyesi olarak, ne de olsa, geleceğin bahriye subaylarını yetiştirme gibi çok ağır bir görev üstleniyorsunuz ve onlara iyi örnek olmak zorundasınız.

Şimdilerde ise, yetiştirdiğim öğrencilerle subay olarak aynı kurumda görev yapmak, beni çok mutlu ediyor.
Sizlerin de bildiği gibi, Deniz Kuvvetleri teknolojide her zaman ülkemizde ve bütün dünyada önder olmuştur. Gelecekteki teknolojileri ön görüp, öğrencileri ona göre hazırlamak lazım. Bahriye subayı, analitik düşünme ve dolayısıyla mühendislik nosyonuna sahip olarak yetiştirilmelidir. Bunun içindir ki; hergün kendini yenilemek ve gündemi takip etmek ile mükelleftir.

Uzun yıllar aradan sonra Deniz Harp Okulu’nda tekrar ders vermek ve öğrencilerin bitirme ödevlerinde danışman olarak görev yapmak çok güzel bir duygu. 2008-2009 Eğitim-Öğretim döneminde, bugüne kadar bir kez derse girdim ve gerçekten çok keyif aldım.

Sonuç olarak; verdiği eğitimle, bu noktalara gelmemizde, büyük katkısı olan ve mezunu olmaktan onur duyduğumuz Deniz Harp Okulu’na hizmet etmek, bizlerin en temel ve en keyifli görevidir.

İstanbul Tersanesi Komutanlığının tarihçesinden kısaca bahseder misiniz?

Fatih Sultan Mehmet tahta çıkışından itibaren İstanbul’u almayı planlamış ve gereksinim duyduğu güçlü donanmayı 1390 yılında kurulmuş olan Gelibolu Tersanesinde ve Umuryeri’nde kurulan tezgâhlardan faydalanarak inşa ettirmiştir. Fetihten sonra 1455 yılında Sarayburnu ile Kumkapı arasındaki Kadırga semtinde ilk gemi yapım tesisleri kurulmuştur. Biz bu tarihi, İstanbul Tersanesinin kuruluş yılı olarak kabul ediyoruz. O dönemlerde Donanma zaman zaman Kasımpaşa kıyılarında kıçtankara olmaktaydı. Kadırga semtinde kurulan gemi yapım tesisinde, 1462 yılında, 370 tonluk büyük bir gemi inşa ettiren Fatih Sultan Mehmet, Sarayburnu’ndan denize indirilirken, geminin devrilip batması üzerine, günümüzde Camialtı denilen alanda gemi inşa tezgâhlarının kurulması için emir vermiş ve Taşkızak Tersanesinin temelleri İstanbul Tersanesi ismiyle 1463 yılında atılmıştır.

Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan tersanenin genişletilmesi çalışmaları, sonraki padişahların döneminde de devam etmiştir. 16’ncı yüzyılda, İstanbul Tersanesi, aynı anda 200 savaş gemisinin paralel inşaatını yürütecek kapasiteye sahip bulunmakta ve o günlerde dünyanın en büyük tersanelerinden birisi olarak bilinmekteydi.
Cumhuriyet dönemine geldiğimizde; 1936 yılında Türkiye hükümeti ile bir Alman firması arasında yapılan anlaşma gereğince, Türk bahriyesi için inşa edilecek dört denizaltı gemisinden ikisinin Türkiye’de inşası kabul edilmiştir. Bu gemilerin inşası için Alman firmasına Taşkızak ve civarının teslimi gerektiğinden, tersanenin bu kısmı İktisat Vekaleti’nden geri alınmış ve Alman firmasına teslim edilmiştir. Burada 14 Ağustos 1937 tarihinde “Atılay” ve 9 Eylül 1937 tarihinde “Yıldıray” denizaltı gemileri kızağa konulmuş ve kontratları gereğince inşaatta %75, makine ve teçhizatın monte işlerinde de %30 Türk işçisi çalıştırılarak gemilerin yapımı tamamlanmıştır.

2. Dünya savaşı sırasında, 1941 yılında Taşkızak Tersanesi Komutanlığı, İstanbul Tersanesinin bir kısım alanı üzerinde kurulmuştur. Taşkızak Tersanesi Komutanlığı, Cumhuriyet döneminde de üstün vasıflı hizmetlerine, özellikle küçük, yüksek süratli gemiler ile mayın gemileri ve yardımcı gemilerin dizayn, inşa ve onarımında uzmanlaşarak uzun yıllar devam etmiştir.

1999 yılında ülkemizi sarsan Marmara depremi sonrasında oluşan ihtiyaç nedeniyle, büyük boyutlu ticaret gemilerinin üretimi amacıyla kurulmuş bulunan ve bu konuda uzmanlaşmış olan Türkiye Gemi Sanayi A.Ş.’ne ait Pendik Tersanesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca devralınmış ve Taşkızak Tersanesi Komutanlığı bu tersaneye nakledilmiştir. Her iki tersanenin gücü, bilgisi ve deneyimi birleşerek orijinal tarihsel ismiyle bugünkü İstanbul Tersanesi Komutanlığı doğmuştur.

İstanbul Tersanesi Komutanlığının mevcut imkan ve kabiliyetleri nelerdir?

İstanbul Tersanesi Komutanlığı Pendik/İstanbul’da doğal bir limanda konuşlanmıştır. Tersanenin yüzölçümü 1.039.650 m2 olup, endüstriyel faaliyetler için 139.750 m2 ‘lik bir alan kullanılmaktadır. Bünyesinde barındırdığı geniş endüstriyel yetenekleriyle 170.000 dwt’a kadar gemileri inşa yeteneğine sahiptir. 400, 316 ve 164 metre uzunluğunda üç adet rıhtım mevcut olup, çok sayıda gemi için dok imkanı sağlanabilmektedir.

450 tonluk bir gantry kreyn kapsama alanında bulunan kuru havuzda, bugüne kadar en büyüğü 160.000 dwt olmak üzere muhtelif sayı ve tonajda gemilerin havuzlama işlemleri yapılmıştır. 3500 ve 14500 ton kapasiteli 2 adet yüzer havuz ve 300 x 70 m. boyutlarındaki kuru havuz ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Döner Sermaye kapsamında ticari bahriyeye ait gemilere/havuzlara hizmet sunulmaktadır. Kuru havuzun yanında 202 x 38 m boyutunda yarı ıslak tipte bir gemi inşa kızağı mevcuttur.

300 tona kadar taşıma kapasitesine sahip iki adet hidrolik taşıma platformu birbirleri ile senkronize çalıştırılarak 600 tona kadar yüklerin tersane içerisinde nakledilmesi mümkündür. Ayrıca yüksek üretim kalitesinin hedeflendiği fabrikalarda 1 adet nümerik kontrollü plazma sac kesme tezgâhı, bir büyük boy CNC oksijen sac kesme tezgâhı ile 4 adet optik kesme tezgâhı bulunmaktadır. Kesme tezgâhlarının aylık sac kesme kapasitesi 280 ton’dur.

Türkiye’de mevcut en büyük boyutlu nümerik kontrollü (NC) portal freze tezgâhı ile parçaların üç boyutlu olarak işlenmesi imkânı mevcuttur. İstanbul Tersanesi Komutanlığı bünyesinde mevcut yüksek kapasiteli “shot blasting” tesislerinde hem Deniz Kuvvetleri Komutanlığına hem de bölgedeki gemi inşa tesislerinin büyük bir çoğunluğuna levha ve profillerin raspa ve primer boya ile boyama hizmeti verilmektedir.

İstanbul Tersanesi Komutanlığı, AYDIN Sınıfı Mayın Avlama Gemileri ile kazanılan deneyim sonucu manyetize edilemeyen çelik konstrüksiyonu yapabilen dünyanın birkaç kuruluşundan birisi ve bu yeteneğe sahip ülkemizin tek kuruluşu olmuştur. Non-manyetik çelik işlemek amacıyla kurulan MAG inşa holü ülkemizin modern teknoloji ile donatılmış, örnek bir tesisidir.

İstanbul Tersanesinde önümüzdeki dönem planlanan büyük projeler nelerdir? Kısaca bahseder misiniz?

6 mayın avlama gemisinin liman tecrübe çalışmaları devam ediyor. Heybeliada’nın donatılması da, çok iyi bildiğiniz gibi, kuru havuzumuzda devam ediyor. Büyükada’nın inşası başlamak üzere. Saçları Mart ayında geldi, sac kesiminin Haziran ayına kadar başlamasını planlıyoruz. Onu normalde yapılması gerektiği gibi inşa edeceğiz. Yani sacları birleştirirken, diğer taraftan da donatacağız. Heybeliada’da bunu yapamadık, çünkü sivil kuruluşlar yüzer bir şey görmeden kollarını sıvamak istemediler. Birçok milli firma “Bu gemi yüzecek mi?” gibi sorular sordu. Bu yüzden Heybeliada’nın önemi çok büyüktür. Onunla birlikte MİLGEM Proje Ofisi gibi bir dizayn ofisi kuruldu.

Ayrıca TF 2000’in konsept dizaynını yapıyoruz. Sonra kontrat dizaynı ve en son da detay dizaynını yapacağız. TF 2000’in 2018’de hizmete girmesi öngörülmektedir. Milli Fırkateynimizin özelliklerini merak ediyorsanız; 6500-7000 ton ağırlığında, bölgesel hava savunması yapma maksadıyla görev alacak bir gemi olacak. Bunların dışında rutin tadilat / modernizasyon ve onarım faaliyetlerimiz devam ediyor.

Deniz Harp Okulu mezunu mühendis subayların İstanbul Tersanesi Komutanlığında bulunma oranları nelerdir? Sizin onlardan beklentileriniz nelerdir?

Tersanemde 116 subay var. Subaylarımın birlik içinde günlük çalışma oranı %90’ın üstünde olmuyor. Bunun nedeni de nöbet ve karargâh dışı faaliyetlerin olması. Bu durum tersane için bir dezavantaj, öncelikle bunu belirtmek isterim. Mühendis subaylarıma gelince; toplam 74 tane mühendis subay var. Bunların 24’ü sivil kaynaklı, 54’ü Deniz Harp Okulu mezunu. Bunların dışında 26 tane de sivil mühendis İstanbul Tersanesi Komutanlığında çalışmakta. Oran gayet güzel, ama daha da fazla olması bizim için bir avantaj olacaktır. Çünkü gemileri bilen subayların buraya mühendis olup gelmesi çok güzel. Hem verimlilikleri çok yüksek, hem de kullanıcı görüşünü de yaptıkları mühendisliği çalışmaya dahil edebiliyorlar.

Ayrıca belirtmek isterim ki; bu günlere gelmemizin en büyük nedeni, yıllarca yurtdışına eğitim almaya personelini gönderen Deniz Kuvvetlerimizdir. Bu sayede yıllar içinde çok hızlı teknik gelişim sağlandı. Kimsenin yüzdüremediği gemileri yüzdürdük. Anlattığım projelerin hepsi bizim projelerimiz. Şili, Pakistan gibi askeri tersanesi olan birçok ülke bizi öğrenmek için buraya geliyorlar, tersanecilikte bu günlere geldik. En önemlisi de bütün bunları diğer donanmalara ve tersanelere göre çok ucuza yapıyoruz. 2004 yılı verilerine baktım 150 milyon dolar yıllık giderimiz olmuş. Bunun içinde, onarım, işçilik, malzeme temini kısacası her şey var. Bu çeşitlilikte, bu yaşta, bu miktarda gemiye sahip bir bahriye için gerçekten çok ekonomik idame ediyoruz. Çok iddialı bir söz ama ambargo olsa dahi biz gemilerimizi yüzdürürüz. Elektronik olarak da yapamayacağımız onarım çok azaldı.

Uzun yıllar sonra tekrar Deniz Harp Okulunda bulunmak ve geleceğin deniz subaylarına öğretim üyeliği yapmak nasıl bir duygu? Bu duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Yıllar sonra mezunu olmaktan gurur duyduğum okulumda siz değerli kardeşlerimle birlikte olmak çok güzeldi ama öğretim elemanlığı ilk kez yaptığım bir işti. Bu yüzden pek faydalı olduğumu düşünmüyorum. Ders müfredatının sadece bir bölümünde sizinle olmak; yani öncesi ve sonrasında neler yaptığınızı ve yapacağınızı bilememek ve buna rağmen ders anlatmak çok zor.

Sonuç olarak, verdiği eğitimle, bu noktalara gelmemizde, büyük katkısı olan ve mezunu olmaktan onur duyduğumuz Deniz Harp Okulu’na her konuda hizmet etmek, bizlerin en önemli vazifelerinden biridir.