Milli Savunma Teknolojileri

Yazımda, daha önceki sayılarımızda bahsettiğimiz MİLGEM projesi ve bu projenin ilk gemisi olan TCG Heybeliada’dan biraz daha teferruatlı olarak bahsedeceğim. TCG Heybeliada’yı çok anlamlı bir günde, geçtiğimiz senenin Preveze deniz zaferi yıldönümü’nde (27 Eylül 2008’de) denize indirmiştik. Kendi milli kaynaklarımızla gerçekleştirilen bu proje, öncelikli olarak ülkemizin kalkınması ve yakın gelecekte tamamen kendi teknolojilerimizle teşkil ettiğimiz bir donanma oluşturulması bakımından fevkalade önem arzediyor. Diğer bir açıdan da, donanmada birkaç sene sonra çalışacağımız gemilerden olacağı ve yarının donanmasında bu gemilerle ülkemizin hak ve menfaatlerini koruyacağımız ve bayrağımızı bu gemilerle mavi sularda dalgalandıracağımız için Milgem projesi kapsamında şu an hala donatım çalışmaları süren Heybeliada’yı çok iyi tanımamız gerekiyor.
Milgem projesi’nin çeşitli aşamalarında, SSM ile Dz.K.K. arasında düzenlenen protokoller gereği görev alan TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ni (MAM) gezdik. MAM’ın Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) ve Sualtı Akustik Laboratuvarı bünyesinde “Heybeliada” için mükemmel sistemler tasarlanmış. Orada ülke olarak teknolojik durumumuzu “geri” gören ve olumsuz değerlendirmelerde bulunan kimselere karşın Türk bilimadamının ve Türk teknolojisinin gücünü gördük. Aynı zamanda, savunma alanındaki birçok çalışmanın Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda yapıldığını öğrendik. Hatta birçok çalışma Araştırma Merkezi Komutanlığı tarafından başlatılmış ve çalışmaları TÜBİTAK’la devam ettirilmiş. Gördüğümüz her çalışma bir ilk olma özelliği taşıyor. Yıllarca tabu olan, yapamayız denilen ve yurt dışından alınan sonar ve radar gibi gemi için çok büyük önem arzeden seyir yardımcılarının Türk mühendisleri tarafından yapılmasını görmek inanılmaz ölçüde gurur verici bir olay. Aynı şekilde, Deniz Kuvvetleri’nin savunma alanındaki projelere öncülüğünü ve araştırma-geliştirme faaliyetlerindeki başarısını görmek de bir o kadar övünç kaynağı bizler için. Barbaros’un donanmasının, “yine tamamı onun torunları tarafından inşa edilmiş gemilerden oluşan bir donanmanın” Türk sancağını dalgalandıracağı günler uzak değil!

Kızıl Ötesi İz Denetimi
Gemi üzerine yerleştirilen sıcaklık sensörleriyle geminin kızıl ötesi izini gösteren resim ortaya çıkarılıyor. Bu projeyle ilk defa bir gemi komutanı kendi gemisinin kızıl ötesi izini görebilecek. Bu sistemden aldığı veriyle değerlendirmede bulunarak washdown (soğutma) sistemini çalıştırmaya veya kızıl ötesi izi azaltacak manevrayı yapıp o rotada ilerlemeye karar verebilecek. Sistemin amacı geminin kızıl ötesi görüntüsünü su üzerinde yok edip suya gömmek.(Yani karda yürüyen beyaz ayı gibi…) Böylelikle, gemiye gönderilen bir güdümlü mermi gemiyi daha geç tespit edecek ve daha yakın mesafeden kilitlenecek. Geminin muhtelif yerlerine yerleştirilen alçak ve yüksek sıcaklık sensörlerinden gelen veriler, UEKAE tarafından yapılan milli bir yazılımla değerlendiriliyor ve geminin kızıl ötesi iz denetimi oluşturuluyor.

Elektromanyetik uygunluk ve testler
Aslında elektromanyetik uygunluk her türlü elektronik cihaz için olması gereken bir gereklilik. Ancak bir de onlarca antenin olduğu bir gemi güvertesini ya da gemi içindeki kablo yollarını düşününce sistemler arasında ne ölçüde etkileşim olduğunu bilmek önem kazanıyor. UEKA’da sivil ve askeri cihazların brbirlerine etkileri veya yıldırım gibi elektromanyetik fenomenler inceleniyor. Labarovutarlarda, dış etkilerden arındırılmış ortamda(Faraday kafesi etkisinde) sistemlerin bizzat kendileri ya da prototiplerinin yine aynı ortamda üretilen sinyallerden ne ölçüde etkilendikleri inceleniyor. Yine Heybeliada’nın da belli bir ölçekte küçültülmüş prototipiyle elektromanyetik uygunluğu test ediliyor. Gemide VHF, UHF ve 16GHz üzeri radar bandında çalışan birçok anten var ve bu antenlerin nerelere konulması gerektiği belirleniyor. Örneğin; HF anteni vazgeçilmez, mutlaka bulunması gereken bir anten. Bu antenin, orantılı olarak küçültülmüş model Heybeliada üzerinde diğer antenlere etkisi inceleniyor. Aynı zamanda birebir gemi ile aynı ölçekli HF anten ışıma paterni ölçüm sahasında, antenin ışıma diyagramları inceleniyor.

Radar Projeleri: SAGRAD VE GEMRAD
Radar hakkında her şeyi bilirdik. Birçok radar markası da sayabilirdik. Fakat Türk üretimi bir radar olduğunu bilmezdik ta ki, TÜBİTAK MAM’ı gezene kadar. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın sahil şeridimizi gözetlemek için sahil gözetleme radarı ihtiyacı doğrultusunda, MAM tarafından SAGRAD adlı radar üretilmiş. Radar, komutanlığın isteği üzerine uzaktan kontrol edilebilir nitelikte ve böylece tüm sahillerimizdeki radarlardan gelen resim ortak bir ekranda toplanabilecek. 3 yılı aşkın süredir çalışılan radar projesinde hayli mesafe kaydedilmiş ve bu radarların çalışan prototiplerini görme şansı elde ettik.
GEMRAD, LPI özellikli bir seyir radarı. Prototipi üretilmiş. TMCW teknolojisiyle üretilen radar (yani pulse’lı değil, sürekli sinyalli) çok düşük çıkış gücüne sahip. Bir cep telefonunun bile 10Watt çıkış gücü varken, GEMRAD’ın 0.1-1 Watt çıkış gücü var. Bu düşük çıkış gücüne rağmen 36 mildeki balıkçı teknelerini görebilecek yeterlilikte. Farklı bir tasarım denenmiş ve radarın verici/alıcı birimleri antenin içinde ve onunla beraber dönüyor. Böylece ara yoldaki kayıplar önlenmiş oluyor. Radarın çalışması ise tek bir frekansta değil, X bandında sıçramalı çalışıyor. Bu özellik, radarın tespit edilebilmesini güçleştiriyor. SKAWP’tan çok daha iyi bir seyir radarı ve hedef ayırabilme çözünürlüğü 10 metre.

Yazımın son bölümünde de Heybeliada’nın sonarına değinmek istiyorum. 2005 yılında kurulan Sualtı Akustik Laboratuvarı, DzKK ile SSM arasında imzalanan Milli Sonar Üretim ve Entegrasyonu protokolü çerçevesinde Heybeliada için sonar üretim çalışmalarına başlamış ve kısa bir süre sonra gemiye monte aşamasına geçilecek. MAM bünyesinde kurulan Sualtı Akustik Laboratuvarı ve Milli sonardan biraz ayrıntılı bahsedelim.

Akustik dalgalar, mekanik titreşimler olarak ortamlarda yayılırlar. Elektromanyetik ve ışık dalgalarının yetkinliklerinin son derece sınırlı olduğu deniz suyunda bu dalgalar çok kolay yayılabilmektedir. Bu nedenle, sualtında bilgi transferi için günümüzün tek pratik yolu akustik dalgalardır ve sualtı ses dalgaları radar ve radyo dalgalarının uzayda ve atmosferde üstlendiği görevin aynısını denizlerde üstlenirler. Akustik dalgalar sualtında; hedeflerin tespit edilmesi, yerinin belirlenmesi, sualtında hareketli bir objenin hızının ölçülmesi, su üstü gemileri ve denizaltılar arasındaki haberleşmenin sağlanması ve uzaktan kumandalı bir sistemin komuta edilmesi gibi örnekler için sinyalin iletilmesi ve alınması amacı ile kullanılır. Akustik sistemler temel olarak iki tip hedefin (denizaltı ve mayın) tespit edilmesini, yerinin belirlenmesini ve tanımlanmasını amaçlarlar. Bununla beraber, torpido ve karşı tedbirlerin tespit edilmesinde de akustik sistemlerin önemli bir yeri vardır. Akustik dalgaların üretilmesi ve algılanmaları transdüserler (dönüştürücü) ile sağlanmaktadır. Transdüserler elektrik enerjisini akustik enerjiye, akustik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerdir. Bu sistemler, çok sınırlı sayıda ülke tarafından tasarlanıp üretilebilmektedir.

Türkiye’de sualtı akustiği alanındaki çalışmalar, Milli Sonar Deniz Birimleri Üretim ve Entegrasyonu Projesinin başlangıcına kadar Deniz Kuvvetleri bünyesinde yapılan çeşitli ölçüm çalışmaları ile sınırlı kalmıştır. 2005 yılı başlarında Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) ile yürütülen proje görüşmeleri sonucunda MİLGEM projesi kapsamında, Milli Sonar Deniz Birimleri Üretimi ve Entegrasyonu Projesi 2005 Ağustos’unda başlatılmıştır. Bu projenin başlatılması ile birlikte projede ihtiyaç duyulan test/cihaz altyapılarının oluşturulması çalışmaları ve transdüser tasarım/üretim çalışmaları birlikte başlatılmıştır. Sualtı Akustik Laboratuvarı (SAL), “Milli Sonar Deniz Birimleri Üretim ve Entegrasyonu” projesinin bir iş paketi olarak, sualtı akustiği alanında kritik teknolojilerin geliştirilmesi/yerlileştirilmesi amacıyla ülkemize kazandırılmış olup, Mart 2008 tarihinde resmi olarak hizmete açılmıştır. SAL’ın akreditasyonu kısa bir süre içerisinde tamamlanmış ve SAL, sualtı akustiği alanında Türkiye için “Referans Birim” olma misyonunu üstlenmiştir. Sualtı akustiği alanında Ar-Ge, üretim ve test çalışmalarının birlikte yapıldığı ilk ve tek altyapı olan Sualtı Akustik Laboratuvarı’nda 15m. x 10m. x 7.5m. boyutlarında akustik yalıtımlı bir test havuzu ve bu havuzda çeşitli sensör ve sensör dizinlerinin konumlandırmasını yapacak 100 kg. ve 3000 kg. kapasiteli Hassas Konumlandırma Sistemi temel altyapısı bulunmaktadır. Türkiye’nin ilk Milli Sonar Transdüser Prototipi (TBT-01 Ver:1.01) Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından kabul edilmiş olup (Mayıs 2008), MİLGEM 1. Gemisinde kullanılmak üzere 300 adet transdüser elemanı üretim çalışmaları tamamlanmıştır. Dizinin MİLGEM gemisine takılmak üzere çalışmaları devam etmektedir. Proje kısa süre içerisinde tamamlanabilecektir.