
Bu sayımızda büyük Türk şairlerinden birinin evine, Tevfik Fikret’in Aşiyan’ına konuğuz. Aşiyan’ı ilk gördüğümde aklıma, “İnsan burada yaşar da şair olmaz mı?” sorusu geldi. Ama bu soruya verilebilecek en güzel cevap da şu olsa gerek: “Asıl maharet şair olup da bu evi tasarlayabilmek.” Evet, öyle bir şairdir Tevfik Fikret. Döneminin en aydın insanlarından biridir. Yaşamı süresince çok iyi bir eğitim almış ve çok iyi eğitim veren, isim yapmış okullarda da öğretmenlik ve yöneticilik görevlerinde bulunmuştur.
Ünlü Türk Şairi Tevfik Fikret`in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev olan Aşiyan; 1940 yılında İstanbul Belediyesi’nce eşi Nazime Hanım`dan satın alınıp, 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmıştır. Daha önceleri Eyüp mezarlığında bulunan naaşı, 1961 yılında doğal görünümü ile çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze “Aşiyan Müzesi” adını almıştır. Tevfik Fikret, evinin projelerini kendisi çizmiş, Farsça “kuş yuvası” anlamına gelen Aşiyan kelimesini de buraya isim olarak koymuştur.
Şairimiz, Atatürk’ün fikir hayatında da önemli bir yere sahiptir. Ulu Önderin, “Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister “ sözü Tevfik Fikret’in şu dizelerinden esinlenerek söylenmiştir:
Kimseden fayda ummam, dilenmem kol kanat,
Kendi boşluk ve gökkubbemde uçar giderim.
Eğilmek, esaret zincirinden ağırdır boynuma,
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.
Ulu Önder’in Fikret hayranlığı hakkında başka bir anekdot da şöyledir: Tevfik Fikret’in ölümünün üçüncü yılında (19 Ağustos 1918), yapılan anma törenine bir çok kişi katılmış olup, bunlar arasında Mustafa Kemal Atatürk, Süleyman Nazif, Faik Ali birlikte şu satırları yazarak imzalamışlardır:
“19 Ağustos Pazartesi anma gününün kutsal ziyaretinde bulunmakla övünen Fikret hayranları.”
Bu gezimi de yağmurlu bir İstanbul kışında gerçekleştirdim. Ama boğazın o eşsiz güzelliği, yağan yağmuru hissettirmiyordu bile. Sahil kenarında olta atan balıkçılar, boğazda ağır ağır ilerleyen gemiler, sahil kenarına bağlanmış yatlar arasında gezerek ve o doyumsuz boğaz manzarasını, adeta yudumlayarak Aşiyan’a çıkan yokuşun başına geldim. İlk başta o dik yokuşu görünce gözüm korkar gibi oldu biraz. Ama sonunda bu yorgunluğa değecek bir şeyle karşılaşacağımı bildiğim için yokuşu tırmanmaya başladım. Bir yandan da Candan Erçetin’in seslendirdiği bir şarkı takılıverdi ağzıma, “Aşiyan yollarından seslensem duyar mısın?…” Ve sonunda bahçeden içeri girdiğimde üzerimde yorgunluktan eser kalmamıştı. Evin girişinde Tevfik Fikret’in mezarı bulunmaktaydı. Onun manevi huzurunda saygıyla eğildim. Ve mezarının üstünde yazan şu dizeler dikkatimi çekti:
SÜKÛN VE UYKU: GELİP
GİTMENİN EZELİ İHTİYACI!
DİKİLİ TAŞININ HAZİN YÜZÜNDE
‘HÜVELBÂKİ’ YAZILI
BU TAŞ, BU GEÇİCİLİK
İHTİYACININ SEMBOLÜDÜR
ŞU SELVİLER, ÜRKEK VE
ÇEKİNGEN BİRER GÜLER YÜZLÜLÜKLE
GEÇİP GİDENLERİN İBRET VERİCİ
HATIRALARINI OKUR.
Mezarının biraz yukarısında yine kendi yaptırdığı bir havuz bulunmakta ve havuzun üzerindeki siyah bir taşta Osmanlıca yazılı şu dizeler bulunmaktadır:
EY TAŞ EY VAROLUŞUN
PASLANMIŞ YAZITI, SEN
BAŞI KIRIK BİR SFENKS
HEYKELİNE BENZEYEN
DURUŞUNLA YARADILIŞA
BAKARSIN KUŞKUYLA
BARİ SEN ÇÖZEBİLDİN Mİ
O BÜYÜK SIRRI?
EY HUZUR İÇİNDEKİ YÜREK
SEN BARİ ANLADIN MI?
NİÇİN TAŞ YÜREKLER HEP
ŞEN VE SEVİNÇLİ DÜNYADA?
Bahçenin bu muhtelif yerlerinde yazan şiirler, mısralar, bir edebiyat kitabında dolaşıyormuşum hissini verdi bana. Sanki yürüdüğüm toprak bir kitabın sayfalarıymış gibiydi.
Biraz sonra aşiyanın kapısını çaldım ve içerden bir güvenlik görevlisi kapıyı açtı. Günümün en talihsiz olayı ise, o gün rehberlik yapan tarih hocasının olmamasıydı.
Ahşap 3 katlı olan Aşiyan Müzesinin zemin katı bugün idari işler için kullanılmaktadır. Birinci katta Edebiyat-ı Cedide’ciler`in fotoğraf, kitap ve özel eşyalarının sergilendiği Edebiyat-ı Cedide Odası, Abdülhak Hamit`e ait kişisel eşyalar, tablolar, fotoğraflar, çalışma masası ve koltukların bulunduğu Abdülhak Hamit Salonu, kadın şairlerimizden Nigar Hanım`a ait kitaplar, fotoğraf, resimler, şahsi arşiv ve eşyalarının sergilendiği Şair Nigar Hanım Odası bulunmaktadır.
Tevfik Fikret`e ayrılmış olan ikinci katta; şairin yatak odası ve çalışma odası yer almaktadır. Şairin yaşadığı yıllarda yatak odası olarak kullandığı odada; şahsi eşyaları, vefat ettiği yatak ve Mihri Hanım tarafından şairin yüzünden alınan maskın kopyası gibi objeler sergilenmektedir. Bir de boğazın en güzel görülebildiği bir pencere… Bir şairin yaşaması için daha romantik ve büyülü bir yer tahayyül etmek çok zor. Çalışma odası olarak kullandığı odada ise; çalışma masası ve koltuğu, kendisi tarafından yapılan resim çalışmaları ve tablolar bulunmaktadır. Şehzade Abdülmecit Efendi’nin, Tevfik Fikret`in “Sis” şiirinden esinlenerek yaptığı ünlü “Sis” tablosu da buradadır.
Huzur bulmak için muhteşem bir yer. Hele bir de bahar aylarında buralar ayrı bir güzelliğe bürünür. İnsanın bütün duyguları kabarır, bir anda şair olası gelir. Arkadaşlarınızla veya hoş vakit geçirmek için tek başınıza gelebileceğiniz, edebiyat soluklanıp, manzara seyretmeye doyacağınız yegane yerlerden biridir Aşiyan. Pazar-Pazartesi günleri hariç 09.00-16.00 saatleri arasında ziyarete açık olup, giriş ücretsizdir. Her dakikasından ayrı zevk alacağınız bir geziye, Tevfik Fikret’e misafir olmaya ne dersiniz?