Antep Savunması ve Gazilik Ünvanı

1919 yılı başlarında atlarına yem temin etmek bahanesiyle Antep’e gelen İngilizler şehirde sıkı yönetim ilan ederek kimde ne kadar silah ve cephane varsa yirmi dört saat içerisinde İngiliz işgal kuvvetlerine teslim edilmesini istediler. Bir gün içinde 14 araba silah ve cephane toplayarak şehri terk ettiler.

2000 kişilik iki Fransız fırkası, bir Ermeni taburu ve bir Afrika avcı bölüğü şehirde bulunan Ermenilerin sevinç gösterileri içinde 29 Ekim 1919’da Antep’e girdi. Modern silahlarla donatılmış Fransız işgal ordusuna karşı bir tek fişeği bile olmayan bir halk karşı karşıya getirildi. Tarihin en haksız ve adaletsiz savaşlarından biri başlamak üzereydi.
5 Kasım 1919’da şehre gelen bir Fransız Subayı Akyol Karakolu’nun üstünde dalgalanan Türk bayrağını indirmişti. Haber şehre bomba gibi düştü. Halk köpürdü ve bayrak tekrar göndere çekildikten sonra, ölmeden bayrağın inmesine razı olduğu için Polis memurunun görevine son verildi.

Bu olaydan sonra, Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin Antep şubesi kuruldu ve halk gizliden gizliye kendi imkanları ile silahlanmaya başladı.

Üç Fransız askeri 21 Ocak 1920 günü Antepli bir kadını taciz etti. Kadının çığlıklarına 12 yaşındaki oğlu Kamil koşarak geldi ve yerden aldığı bir taşla askerlerden birinin başını yardı. Diğer askerler oracıkta Kamil’i hiç acımadan süngü ile deşip şehit ettiler.Bu olay Antep halkını çok sinirlendirmiş ve okunu fırlatmaya hazır yay gibi germişti.

Kilis’ten Antep’e yola çıkan 300 araçlık Fransız erzak konvoyuna Şahin Bey (Üsteğmen Mehmet Said) geçit vermemiş ve Antep’te bulunan Fransız işgal birliğini çok zor durumda bırakmıştı.

25 Mart 1920’de Kilis’teki Fransız Tümen Komutanlığı, Yüzbaşı Andrea komutasındaki askeri birlikle korunan 400 araçlık erzak konvoyunu Antep’e doğru yola çıkardı.26 Mart sabahı Şahin Bey yine karşılarına dikildi ama bu sefer onları durdurmaya gücü ancak üç gün yetti. 28 Mart’ta Elmalı Köyü’ndeki Elmalı Köprüsü’nde Şahin Bey birkaç arkadaşı ile koca konvoyu karşılayıp ‘’Cesedimizi çiğnemeden Antep’e giremezsiniz!’’ diyerek adını Antep Savunmasına altın harflerle yazdırdı. Ancak Şahin Bey Köprü başında arkadaşlarıyla beraber süngü çatışmasında şehit edildi.
Yaklaşık 11 ay sürecek Antep savaşı 1 Nisan 1920’de başladı. Fransızların bu tarihte yaptığı ilk taarruz, kahraman Antep halkının zaferi ile sonuçlandı.

Mayıs 1920 sonlarında bu kez Antepliler taarruz yaptı. Ancak 28 Mayıs 1920’de gelen telgrafla, Fransızlarla 30 Mayıs-18 Haziran arasında ateşkes imzalandığı bildirildi.

29 Temmuz 1920’de Antepliler bir baskın düzenleyerek, 200’den fazla Fransız askerini öldürdüler. Bunun üzerine Fransızlar okul, hastane, cami demeden günlerce Antep’in üzerine bomba yağdırdılar.

Bombalar sustuktan bir süre sonra Karatarla Camii avlusunda toplanan halk sonuna kadar savaş kararı aldı ve Antep Kalesi’ne daha büyük bir Türk bayrağı çektiler. Oysa aynı saatlerde Fransızlar karargahlarından kaleyi izliyor ve beyaz teslim bayrağının çekileceğini zannediyorlardı ama yanıldılar. Türk bayrağının çekildiğini gören Fransız Komutanlar şehrin daha şiddetli bombalanması emrini verdiler.

Antepliler Mustafa Kemal Atatürk’e ve TBMM’ye bir telgraf çekerek yardım istediler. Bu yardım isteğine milli mücadelenin kaderini belirleyen savaşın batı cephesinde olduğu, bu nedenle Antep’e yardımın mümkün olmadığı bildirildi. Bu cevap maneviyatları kırılmasın diye halktan gizlendi. Aksine yakında askeri yardım geleceği söylendi. O yokluk günlerinde Antepli’ler boş durmayıp kendi imkanları ile bir tane İmalat-ı Harbiye fabrikası kurarak tüfek ve fişek üretmeye başladılar.

5 Ekim 1920’de ortalığı inleten toplarla Çınarlı mevkiinden Fransız taarruzu başladı ancak ummadıkları bir direnişle karşılaşınca geri çekildi.

14 Ekim 1920’de aynı yerden şanslarını tekrar denediler ama şehre yine giremediler. Bu durum üzerine Yüzbaşı Andrea güncesine şu notu düştü: “Netice olarak bir defa daha şu husus anlaşıldı ki; Antep’e karşı yapılacak umumi bir taarruzun başarı ihtimali tamamıyla nazari ve hayali bir şeydir.”

Fransızlar bu sefer Musullu’dan son bir kez daha taarruza geçtiler ama yine başarısız olup Yüzbaşı Andrea’nın güncesine düştüğü notu doğruladılar. Bu taarruzdan sonra Fransızlar şehri uzaktan topa tutup,bombalarla abluka altına aldılar.

Abluka sonucu açlıkla baş başa kalan Antep halkı çevre illere dağıtılmak üzere açlık beyannamesi yayınladı: “İnsanlarımız ve hayvanlarımız açlıktan ölüyor. 10 aylık fedakarlığımızın sonu açlıktan yenilgi midir? Sizlerden yardım bekliyoruz. Şu üç gün içinde de imdada ulaşamadığınız takdirde bu beyanname Antep’in gözü yaşlı bağrı yanık ahalisinin size son selamı olacaktır.”

Şehir cepheler komutanı Özdemir Bey: ‘ Ölmemek için ot bile yesek, en fazla bir hafta dayanabiliriz.’ diyordu.
Yardım mektupları, açlık beyannameleri, meclise çekilen telgraflar hiçbiri işe yaramamıştı.
Antep halkı aç ve perişandı.Yapayalnızdı…

Ocak sonlarında halk Fransız hattını yararak şehre erzak getirmeye karar verdi. Açlıktan ölmektense vuruşarak ölmeyi tercih eden halk 31 Ocak 1921’de I.Hüruç ve 6 Şubat 1921’de II. Hüruç adında iki kez Fransız hatlarına saldırı düzenledi ama savaşanların bir kısmı çıksa da yüzlercesi şehit oldu. Bunun üzerine açlığa yenilen ve savaşçılarını kaybeden perişan halk Fransızlara teslim olmak zorunda kaldı.

İşte tam da o günlerde Ankara’dan bir haber geldi. Bu bir yardım haberiydi. Ancak yardım maddi değil maneviydi. TBMM 6 Şubat 1921 günü yaptığı toplantıda Antep’e “Gazi” ünvanı verilmesini kararlaştırmış ve bu karar 8 Şubat 1921’de yayınlanmıştı.

20 Ekim 1921’de yapılan Ankara Antlaşması’yla 25 Aralık 1921 günü son Fransız askeri de Gaziantep’i terk etti. Gaziantep bu savunmada 6317 şehit vermiş ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “TÜRKÜM DİYEN HER ŞEHİR, HER KASABA VE EN KÜÇÜK TÜRK KÖYÜ, GAZİANTEPLİLERİ KAHRAMANLIK MİSALİ OLARAK ALABİLİRLER.” övgüsüne mazhar olmuştur.

22 Nisan 1925’te Gazilik Madalyası ile taltif olunan Gaziantep’e hak ettiği madalyası 83 yıl sonra Cumhurbaşkanı tarafından 8 Şubat 2008’de verilmiştir.

Kaynak:’Kefen Bayraklı Kale:Gaziantep’ belgeseli