18 Mart Çanakkale Zaferinin 94. Yıldönümü

Çanakkale Savaşları I.Dünya Savaşı içinde ayrı bir özelliği olan, tarihin kaderini değiştiren, yaşamak hakkına şerefi ile ulaşan bir milletin, her şeyden önce kahramanlık destanıdır. İngiliz ve Fransız ortak saldırılarına karşı savaşılan bu cephede cereyan eden muharebeler denizden ve karadan olmak üzere yaklaşık bir yıl sürmüştür. Çok şiddetli çarpışmalar olmuştur.O kadar ki metrekareye düşen mermi sayısı 6.000’dir. Çanakkale Savaşları’nda 18 Mart Deniz Zaferi’nin önemli bir yeri vardır. 18 Mart yersiz bir gururun Karanlık Liman’da boğuluşunun tarihlere kaydedildiği bir gün olmuştur.

Harplerin dönüm noktalarını belirleyen önemli savaşlar vardır. Hem güdülen maksat, hem buraya bağlanan kuvvetler, hem de sonuçları bakımından Çanakkale Savaşı’nın bu yönleriyle Birinci Dünya Harbi’nin önemli bir dönüm noktasını oluşturduğuna kuşku yoktur.

Boğazın Donanmayla Geçilmesinin Kabul Edilmesi
İngilizlere 2 Ocak 1915’te Rus başkenti Petrograd’ daki İngiliz büyükelçisinden bir telgraf geldi. Rus Çarı Lord Kitchener’ den Türklere karşı denizde ya da karada askeri bir gösteride bulunmasının mümkün olup olmayacağını sormakta ve böyle bir harekatla Türklerin Kafkasya’dan bir kısım kuvvetlerini çekmek zorunda kalacaklarını ve bunun da Ruslar’ ın yükünü hafifleteceğini bildirmekteydi. Bunun üzerine İngiliz Bahriye Nazırı Churchill 3 Ocak 1915’te Çanakkale açıklarındaki Müttefik Donanma Komutanı Amiral Carden’e şu mesajı gönderdi: “Boğazları yalnız deniz kuvvetleriyle zorlamak sizce mümkün müdür? Fikrinizi bana bildiriniz.” Amiral Carden’in yanıtı 5 Ocak’ta geldi: “Boğazları bir zorlama ile geçmenin mümkün olabileceğini sanmıyorum. Zorlama geniş ölçüde bir harekata bağlıdır ve çok sayıda gemiye ihtiyaç gösterir.” Tecrübeli amiralin tavsiyesini dikkate almayan o zamanın İngiliz Kabinesi’ndeki en genç Bahriye Nazırı Savaş Komitesini ikna eder ve Savaş Komitesi de 28 Ocak 1915’te Çanakkale Boğazı’nın “Yalnız donanmayla” geçilmesine karar verir.

Müttefiklerin Hazırlıkları ve Taarruz Planı
Amiral Carden, Bahriye Nazırlığına, 12 savaş gemisi, üçü ağır olmak üzere 6 kruvazör, 16 muhrip, 12 mayın tarama gemisi, 6 denizaltı ve değişik sınıf bir sürü gemi ve tonlarca cephaneye ihtiyacı olduğunu bildirdi. Bu amaçla Carden’in istediği gemiler Limni Adası’nda toplanmaya başladı. Özellikle İngiliz gemilerine destek olarak Fransızların 4 zırhlısı ile Rusların hafif kruvazörü de (Ascold) bu kuvvetlere katılmıştır. Böylece 16 zırhlı, 4 kruvazör, 14 muhrip, saldırılarda kullanılacak olan 6 uçağı taşıyan bir uçak gemisi, 6 denizaltı, 21 mayın tarama gemisi, 30’dan fazla imha botu, 1 muhrip ana gemisi, 1 gambot ve çeşitli yardımcı gemilerle birlikte toplam 100’den fazla gemiden oluşan bir donanma oluşturulmuştur.

Boğazın Tahkimatı ve Savunması
Türklerin boğazda yeterli savunma gücü yoktu. Çünkü Almanlar İtilaf Devletlerinin Avrupa yakasında Saros Körfezi’ne, Anadolu yakasında ise Bozcaada’nın tam doğusunda bulunan Beşige bölgesine çıkarma yapacaklarını düşünmekteydiler. Boğazın zorlanacağını düşünmediklerinden, burada bulunan 32 bataryayı 22’ye indirmişlerdi. Hatta Alman Generali Liman Von Sanders İngiliz zırhlılarına karşı İstanbul’un Marmara kıyılarına ve adalarına bataryalar yerleştirilmesini emretmişti. Almanların kendilerince aldıkları bu tedbir, savaş bilgilerinin eksikliğiyle birlikte Türk Ordusuna olan güvensizliklerini de çok iyi göstermektedir.

Nusret Mayın Gemisinin Mayınları Dökmesi
Almanya’da 1910 yılında inşa edilmiş, kömür kazanlı, 40 metre boyunda, 7.50 metre genişliğinde 360 tonluk, güvertesinde 40 mayın taşıyan Nusret gemisi, saatte ancak 12 mil yapabiliyordu.
Mayın gemimizin komutanı Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’di. Nara’dan hareketle Çimenlik Kalesi’nden aldığı mayınları 18 Mart deniz saldırısından on gün önce, 8 Mart 1915’te sabah saat beş sularında, yağmurlu ve puslu bir havada Anadolu sahilini takip ederek ve Erenköy koyuna, kıyıya paralel olarak, poyraz-lodos yönünde 26 mayını döşemişti. (Mayınların bırakıldığı Karanlık Liman özenle seçilmiştir. Büyük düşman gemilerinin isabetli atış yaptığı bu saha; denizcilikte, “Durgun su” diye bilinen özelliği taşıdığı için, zırhlılar karadaki sabit kaleler gibi atış yapabiliyorlardı. Bu mevkiye Karanlık liman denilmesinin sebebi ise, kıyı çok dik olarak yükseldiği için öğleye kadar güneşin denizin üzerine vurmamasıdır.)

Mayınların dökülmesi sırasında büyük bir tehlike yaşanmıştır. Nusret, mayınları döşeme işlemini bitirmiştir ki; düşman devriye gemisinin ışıldakları Nusret’e çevrilmek üzeredir. Böyle bir tehlikeyi sezen ve kalp hastası olan Yüzbaşı Hakkı Bey’in kalbi daha fazla dayamaz ve gemi komutanı kalp krizi geçirir. Nusret neredeyse bu ışıklara yakalanacaktır ama kıyı ışıldağımız Nusret’in imdadına yetişir. Kıyı bataryalarının düşman gemisini ateşe tutması üzerine kurtulan Nusret sessizce sıyrılarak Çanakkale istikametinde yol alır. 8 Mart sabahı görevini başarıyla tamamlayan Nusret, aynı gün cesur komutanını da bu ülkeye şehit vermiştir. Nusret’in yaptığı iş, mayınları döktükten 10 gün sonra anlaşılacak ama düşman donanması için çok geç olacaktı. İngiliz Bahriye Nazırı Churchill, “ Bu gün dünya denizlerinde görev yapmakta olan beş bini aşkın savaş gemisinden hiçbiri Nusret ve onun döktüğü mayınlar kadar, harbin gidişine ve düşmanın geleceğine etkili olacak bir başarı gösterememiştir.” demek zorunda kalmıştır.

18 Mart 1915 Deniz Zaferi
17-18 Mart gecesi üç muhriple yedi mayın arama tarama gemisi saat 22:00’dan 02:00’a kadar süren son aramalarını yaparak, Çanakkale Boğazı’nın güney girişinden itibaren Kepez Burnu’na kadar olan bölgenin temiz olduğunu rapor ettiler. Halbuki 8 Mart 1915 günü Nusret mayın gemisi Erenköy koyuna 26 mayın dökmüştü. Bu mayınlardan sadece iki tanesi fark edilmiş, diğer 24 mayın 18 Mart günü cereyan edecek muharebede anlaşılacak ve düşmanın temizleyemediği bu mayınlar savaşın kaderini değiştirecektir.

18 Mart 1915 günü Türk topçusunun isabetli atışları ve Nusret’in döktüğü mayınların etkisiyle gemilerinin teker teker kaybettiğini gören Amiral De Robeck, geri çekilme emrini verdi. Bu sırada saatler 17:50’yi gösteriyordu ve savaş başlayalı 6,5 saat olmuştu. 1915 yılı Mart ayının o Perşembe günü akşam karanlığı basarken yenilmez kabul edilen muhteşem donanma hırpalanmış, yaralanmış, üç büyük zırhlısını geride bırakmış, o cehennem boğazından uzaklaşmaya çalışıyordu. Öğle saatlerinde başlayıp akşama doğru biten bu bir günlük deniz savaşında, savaşa büyük ümitlerle başlayan büyük donanma gemilerinin yitirilmesi, bu hüsranı arttıracak bir boyuttaydı. Çünkü İngilizler için bu gemilerin batmamaları, savaşmalarından daha önemliydi. Donanmanın bu kayıpları savaş gücünün üçte biri gibi önemli bir oranıydı.

Ayrıca 2 muhrip ve 7 mayın tarama gemisi de batmıştı. Donanmanın asker kaybı da 900 kişiyi bulmaktaydı. Türk tarafının kaybına gelince, 58 şehit ve 74 yaralı verilmişti. 9 top elden çıkmış tabyaların tahkimatında ağır hasarlar meydana gelmişti. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı’nda uğradıkları ağır yenilgi neticesinde, sadece deniz saldırılarıyla İstanbul’a ulaşmalarının mümkün olamayacağını anlamışlardı. 18 Mart yersiz bir gururun Karanlık Liman’da boğuluşunun tarihe geçtiği gün olmuştu.