Tenis dünyası 2008’i iki önemli olayla hatırlayacak. Bunlardan birincisi, bayanlarda 1 numaranın sahibi Belçikalı tenisçi Justin Henin’in 26 yaşında tenisi bırakmasıydı. Justin Henin, yeni nesil Sırp ve Rus tenisçiler ve güçlü Williams kardeşler arasından sıyrılarak şaşırtıcı bir şekilde dünyanın 1 numarası olmuştu. Tenis için çok erken sayılabilecek bir yaşta hem de zirvedeyken tenisi bırakması hayranlarını üzdü. Bir yıl önce de kendisi gibi Belçikalı Kim Clijters da erken yaşta ve zirvedeyken bırakmıştı. Henin’den sonra zirveye Sırp Jelena Jankovic yerleşti.
2008’in diğer önemli olayı da erkeklerde yıllardır süren Federer hanedanlığının İspanyol tenisçi Rafael Nadal tarafından yıkılmış olmasıydı. İsviçreli Federer’in bu seneki başarıları başka bir tenisçi tarafından gerçekleştirilmiş olsaydı, o tenisçinin adı tüm dünyada yankılanabilrdi, ancak konu Federer olduğundan bu seneki performansı, geçmiş senelere göre ‘kabus yılı’ olarak nitelenebilir. Kuşkusuz 1 numarayı kaybetmesinde onun düşüşü olduğu kadar Nadal’ın üstün performansı da etkiliydi. “Toprak kortun efendisi” Nadal, bu üstünlüğünü çimde ve sentetik kortta da sürdürdü ve en tepeye yerleşti. Özellikle 7 Temmuz 2008’de yapılan Wimbledon Finali’nde Nadal’ın 4 saat 48 dakika süren maç sonucu Federer’i yenmesi unutulmazdı.
İki olayın ortak noktası ise ikisinin de 1 numaralarla ilgili olması. Her yıl teniste onlarca turnuva yapılıyor ancak 1 numara olmak Grand Slam performanslarından geçiyor. Grand Slam kavramı aynı yılda yapılan en büyük 4 açık tenis turnuvası anlamına gelmektedir. Açık kelimesi ile kastedilen, bu turnuvalara amatör tenisçilerin de katılabilmesidir. Grand Slam’i oluşturan turnuvalar, Avustralya Açık, Roland Garros, Wimbledon ve Amerika Açık Tenis turnuvalarıdır. Eğer bir tenisçi bu 4 turnuvayı da aynı yıl içinde kazanırsa Grand Slam’e ulaşmış olur. Steffi Graf, 1988 yılında bu turnuvaların yanında Olimpiyat madalyasını da kazanarak “Altın Grand Slam”e ulaşan tek tenisçidir.
Gelelim turnuvalara…
Avustralya Açık bu turnuvalardan ilkidir ve her yıl Ocak ayında Melbourne Park’ta düzenlenir. Maçlar sert zeminde oynanır. 2008 yılında yapılan Avustralya Açık turnuvasının 4. günü olan 17 Ocak 2008’de, Melbourne Park’a akın eden 62 bin 885 seyirci, tenis tarihinde bir turnuvaya tek günde gelen en yüksek seyirci olarak kayıtlara geçmiştir.2008’de bu turnuvayı bayanlarda Rus Maria Sharapova, erkeklerde ise Sırp Novad Djokovic kazanmıştır.
İkinci Grand Slam turnuvası Roland Garros’tur. Fransa Açık olarak bilinen bu turnuva da mayıs ortası ile haziran başı arasında Paris’te yapılır. Toprak kortta yapılan tek Grand Slam turnuvasıdır. Işıklandırma sistemi olmadığından maçlar gündüz yapılır. Toprak korttan dolayı ralliler (iki tenisçi arasında topun gidip gelmesi) uzun sürer. 2008 galipleri; bayanlarda Sırp Ana Ivanoviç, erkeklerde ise İspanyol Rafael Nadal’dır.
Wimbledon; takvimdeki 3. turnuva olup tenisin en prestijli turnuvası olarak görülür. Haziran ayı sonunda başlar ve iki hafta sürer. Çim kortta oynanır ve tüm tenisçiler beyaz giymek zorundadırlar. Fransa Açık’ta olduğu gibi Wimbledon’da da maçlar gündüz yapılır, ancak yağışlar sebebiyle maçların genelde yarıda kaldığı ve tatil edildiği görülür. 2008’de bu en yaşlı turnuvayı bayanlarda ABD’li Venus Williams, erkeklerde ise İspanyol Rafael Nadal kazanmıştır.
Amerika Açık ise 4’üncü ve son turnuvadır. New York’ta Ağustos ayının son pazartesi günü başlar ve iki hafta sürer. Ana kort, Arthur Ashe Stadyumu, 23 bin koltuk ile dünyanın en büyük tenis stadyumudur. Mavi sentetik kortlar üzerinde oynanan bu turnuvanın son kazananları bayanlarda ABD’li Serena Williams, erkeklerde ise İsviçreli Federer’dır.
2008 yılı “1 numaraların değişim yılı” idi. 2009 yılında da eğlenceli Grand Slam maçları izlemek ve yeni yetenekler görmek en büyük temennimiz.