Editörden

Grigoriy Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını tekrar tekrar okumak isterim. Sanki ezberlemem gereken bölümler varmış ve ben ısrarla unutuyormuşum gibi... Atatürk’ün okuyup etkilendiği ve biz Harbiyelilere tavsiye ettiğini bilmek sanırım beni bu kadar istekli yapan.
      Bence kitabın sekizinci bölümü olan ‘Kışla’, en dikkat çekici kısmı. Bu bölümde Finlandiyalıların ‘yaşam yaratıcısı’ olarak adlandırdığı, Johan Wilhelm Snelman’ın konuşmalarına yer verilmiştir. Snelman konuşmasının bir bölümünde şöyle der: ...
      “ Ordu, halk için en iyi, en asil ve en sorumlu okul olabilir. Unutmayın ki ülkenin bütün ahalisinden ve çoğunlukla ıssız yerlerden genç yaştaki sağlıklı gençleri seçiyorlar. Onları ailelerinden, işlerinden kopararak uzun süreliğine kışlalara topluyorlar. Burada onları yediriyor, giydiriyor, bütün eksiklerini karşılıyorlar. Yapabildiklerinden daha fazla iş yükleseler bile, eve döndükten sonra bu alışkanlıklar onlara fayda sağlıyor.
Deniz harp okulu pusula dergisi      Selden korunmak için setlere ihtiyaç vardır. Herhangi bir ordu, binlere kahramandan oluşan ve vatan sınırlarını koruyan canlı bir settir.
      Subay askerin sadece ağabeyi değil, aynı zamanda öğretmeni ve eğitmenidir. Askerin vücudu(sağlığı), kafası(aklı), kalbi, gönlü(karakteri), vicdanı, hayat anlayışı , insanlara, ebeveynlerine, hayata davranışı, bütün bunların hepsi subayın sorumluluğundadır.”
      Biz Pusula Dergisinde görevli arkadaşlar olarak Snelman’ın sözlerinden başladık harekete. Bu düşünceyle, yeni sayımızı bilgi dağarcığınızı geliştirmek arzusuyla hazırladık. Birbirinden farklı kaynaklara başvurup hazırladığımız araştırma yazılarımız ve daha niceleriyle işte yine karşınızdayız.
      62. sayımıza ‘Harbiyelinin üretkenliğinin hududu yoktur.’ sözümüze bir kanıt olan nostalji sayfamızla başladık. Senelerce önce Meltem Dergisini hazırlayan komutanlarımızı incelemek bize azim kattı. Bu keyifli bölümümüze her yeni sayımızda devam edeceğiz.
      Dosya yazımız ise daha da eskilere götürecek sizleri. Onların varlığıyla var olduğumuz Ulusal Kurtuluş Savaşımızın gazilerinin sonuncusunu Mustafa Şekip Birgöl’ü inceledik ve rahmetle andık.
      Deniz Kuvvetlerimizin tarihinden bir destansı gemiyi Hamidiye Kruvazörünü, Dünya deniz savaşları tarihinden Coşima Deniz Savaşını, Türklüğün yüceliğini vurgulayan Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanını, inkılâp tarihimizin yargıya ve aynı zamanda ilkelerine bağlılığının bir sancağı olan İstiklal Mahkemelerini ve daha nicesini sunduk sizlere.
      En çok önemsediğimiz konuyu da, Harbiyeli kardeşlerimizin başarılarını, okulumuza kattıklarını da, kendi kalemlerinden sunduk tüm okuyucularımıza.
      Son olarak ürettikleri yazılarla seçiciliğimizi artıran araştıran ve okuyan Deniz Kuvvelerimizin her personeline teşekkür ederim.
      Dergimizdeki gelişmeleri ilgiyle inceleyen gerek takdir gerekse yapıcı eleştirileriyle bize yol gösteren komutanlarıma ve Harbiyeli kardeşlerime minnettarım. Dergiler, kitaplar insanları doğru yürütür. Yolunuz açık olsun…