Tarihin en büyük deniz savaşları denilince aklımıza Preveze’nin, Trafalgar’ın yanında Coşima(Tsushima) deniz savaşı da gelir. Bu savaşların her birine büyük komutanların inanılmaz askeri dehaları damgasını vurmuştur. Bu komutanlar, düşman donanmaları güç olarak daha üstün olmalarına rağmen, neredeyse hiç gemi kaybetmeden savaşı kazanmasını bilmişlerdir. İşte bu savaşlardan biri olan Coşima deniz savaşında, Amiral Togo komutasındaki Japonlar, kendilerinden oldukça üstün olan Rusları, ilk olarak İngiliz Amirali Lord Nelson tarafından uygulanan “T Metodu” savaş stratejisi ile yenmeyi başarmıştır. Tarihçi Edmund Morris tarafından bu savaşın Trafalgar’dan sonraki en büyük deniz savaşı olduğu iddia edilmektedir.
On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru büyük devletler arasına giren Japonya, 1894’te Çin ile yaptığı savaş sonucu Mançurya’da bir deniz üssü olan Port Arthur’u elde etmişti fakat; çok geçmeden Almanya ve Fransa ile anlaşan Rusya, Japonları Port Arthur’dan çıkardı. Ruslar burasını Uzakdoğu’da buz tutmayan, her mevsimde istifade edebileceği, savaş gemilerini barındırabileceği bir liman olarak kullanıyordu. Japonya ise hakkı olan bu bölgenin kendisine geri verilmesini istiyordu. Anlaşmaya çalışarak bir şey elde edemeyeceklerini anlayan Japonlar, haklarını elde edebilmek için savaşmaya karar verdiler. Bu kararın ardından Japon donanması, 8 Şubat 1904 gecesinde Port Arthur’da bulunan Rus donanmasına ani bir baskınla büyük darbe vurdu. Ertesi gün de Rusya’ya harp ilan etti. Port Arthur’u kuşatan, Rus ordusunun tüm ikmal yollarını kesen ve Rus gemilerini de Port Arthur limanına hapseden Japon donanmasını limanın önünden uzaklaştırmak işi Baltık Donanmasına verildi. Hedefine doğru ilerlerken 18 bin deniz mili yapacak olan Rus donanması, dönemin en modern savaş gemilerine sahipti. Gemilerden altısı, daha birkaç yıl önce denize indirilmişti. Japon gemilerinin ise tamamı, 19’uncu yüzyıl sonlarına doğru üretilmiş daha eski gemilerdi ama iyi silahlandırılmışlardı.
Japonların Rus ordusunu Port Arthur’da kapana kıstırıp hareketsiz bırakması, Rusları son derece kuşkucu ve ürkek yapmıştı. “İkinci Pasifik Filosu” adıyla 15 Ekim 1904’te Libau’dan denize açılan Rus donanmasına, Amiral Zinovy Rozhestvensky komuta ediyordu. Aylarca süren yolculuğun ardından Ruslar Afrika’nın etrafından dolaşarak Tsushima’ya gelirler ama onları bir sürpriz beklemektedir. Rusların hedefi, oradan geçerek Rus limanı Vladivostok’a ulaşmak ve orayı direnişin yeni merkezi haline getirmektir. Rus filosu yolu biraz uzatarak daha güvenli başka bir rota çizebilirdi, fakat yaşanan kömür sıkıntısı bu yolu tercih ederek Tsushima bölgesinden geçmelerine neden oldu.
27 Mayıs 1905 günü güneş doğarken, Rus filosu, Japonlar tarafından Kore yakınlarında görülmüş ve Amiral Togo Heihachiro durumdan haberdar edilmiştir. Amiral Togo, derhal bulunduğu Kore sahillerinden Japon sahillerine doğru yola çıkmış, Japon sahillerini korumayı esas almıştır. Amiral Togo, stratejisi gereği, düşmanın üzerine gitmeyerek onu şaşırtmıştır. Beklendiği gibi düşmanın üzerine gitseydi, gemiler birbirine paralel hatlarda durarak veya yan yana geçerek birbirlerine ateş edecekler ve o zamanlar bilinen türde klasik bir deniz savaşı olacaktı. Bu savaşı da büyük ihtimalle sayı ve silah bakımından üstün olan Ruslar kazanacaktı. Ancak Amiral Togo, Rus gemilerinin geldiği istikamete 90 derecelik bir açıyla ve Japon gemilerini birbiri ardı sıra dizerek ilerlemişti. Bu durumda filonun önünü enlemesine kesmiş ve düşmanla arasında bir ‘T’ şekli oluşturmuş oluyordu. Görünüşte iki filo sanki herhangi bir temas kurmadan geçip gidecekmiş gibi bir intiba uyanıyordu. Bu garip durum Rusları kuşkulandırmış derhal hız kesmişlerdir. Hatta gemilerden bazıları durmuştur.
Saat 13:50’de Amiral Togo ateş emri verdiğinde, tarihin en stratejik savaşlarından birinin yaşandığını önce Ruslar anlamıştır. Bu pozisyonda aynı anda ateş eden Japon gemileri, kendilerine doğru gelen Rus filosunun en öndeki, yakın olan gemisine nişan alıyor ve batırıyorlardı. Tek bir gemiye/noktaya böylesine yoğunlaştırılabilecek bir ateş gücüne karşı koymak bugün de mümkün olmasa gerek... Ruslar ise dikine ilerleyen gemilerinden pozisyon itibariyle yoğun bir ateş gücü sağlayamamışlardı. Bunun yanında aylardır denizde olmanın verdiği bir yorgunluk da söz konusuydu. Akşam saat 17:00’da, savaşın sonucu belliydi. Kısa süreliğine toplar sustu, çünkü dumandan hiçbir şey görülmüyordu. T-Savaşı karşısında çaresiz kalan Rus donanması güneye doğru çekilmeye çalışmış, Rus gemilerine yaklaşan Japon gemileri ise, saat 18:00’da ateşe yeniden başlamışlardır. Bir saat sonra en büyük Rus gemileri Alexander III ve Suvorov bütün mürettebatıyla birlikte battı. Onları Borodino gemisi izledi. Komutayı Amiral Nebogatov üstlendi ve gece başka bir yolu kullanarak Vladivostok’a ulaşmayı denedi. Bu olasılığı önceden hesaplamış olan Japonlar kurdukları torpido tuzağıyla o gece altı gemiyi daha batırdılar.
28 Mayıs günü geriye kalan Rus gemileri ve kuvvetleri Japonlar tarafından bir ölüm-kalım savaşına zorlandı. Sadece torpido botları direniş gösterebildi. Kore sahillerine ulaşıp kurtulmaya çalışan gemiler de batırıldı. 32 Rus savaş gemisinden geriye savaşabilecek durumda sadece dört büyük savaş gemisi ve üç küçük bot kalmıştı. Sabah 10.30’da gemiler, geriye kalan mürettebat ve birkaç Rus amiraliyle birlikte teslim oldular. Teslim olmadan Vladivostok limanına kadar gelebilen sadece bir torpido botu ve amiralin yatı vardı. Kısacası Rus donanması yok olmuştu. Muharebe sonrası içinde zırhlı gemilerin de bulunduğu pek çok gemi Japon güçleri tarafından ele geçirildi ve Japon İmparatorluk Donanması’nda bir süre kullanıldı. Japonların denizde aldığı bu kesin zafer Rus-Japon savaşına son verdi ve Rusya hükümetinin barış masasına oturmasını sağladı.
Askeri tarihçilere göre modern tarihin ilk modern deniz savaşı olarak kabul edilen bu savaşın sonuçlarına baktığımızda, bu yenilginin Rus Çarlığı’nın üzerine bir karabasan gibi çöktüğü ve1917 Bolşevik ihtilalini de etkileyen bir süreci başlattığı söylenebilir. Ayrıca bu savaş birçok millet tarafından, bir Asya devletinin, yenilmez kabul edilen bir büyük Avrupa devletini yenebileceğinin ispatı şeklinde yorumlanmıştır. Savaştan sonra birçok devlet tarafından Japonların uyguladıkları savaş stratejisinin pek çok analizi yapılmış ve deniz savaşlarında önemli bir taktik konusu olmuştur.