Atlantik'te Açık Deniz Eğitimi

 

Adını duyduğumuzda heyecan uyandıran Alman Okul Gemisi S.S.S. Gorch Fock’ta eğitim ve seyir tecrübesi yaşama şansını bulmak, bizi son derece onurlandırıyordu. Dublin/İrlanda’ya 27 Eylül 2008 günü varmamız ile başlayacak ve 27 gün sürecek olan temsil görevimizin öneminin bilincinde olarak büyük bir heyecanla elimizden gelen çabayı göstermeye hazırdık.

S.S.S. (SegelSchulSchiff) Gorch Fock 1958 yılında Almanya’da kızağa konmuş ve aynı yıl içinde inşası tamamlanmış, 89.4 metre boyunda, 12 metre eninde, 5.20 metre su çekimine sahip, 1870 ton tonajlı yelkenli okul gemisidir. Gemi yelken ile 16 kts, makina gücü ile ise 14 kts sürate ulaşabilmektedir.
27 Eylül sabahı; Preveze Deniz Zaferi ve Deniz Kuvvetleri Günü çoşkusu içinde okuldan ayrılarak, Frankfurt aktarmalı ve biraz sıkıntılı bir uçak yolculuğu sonunda Dublin havaalanına vardık. Havaalanında bekleyen geminin ikmal subayı ile buluşmayı müteakip, Dublin’in içinden akan ve şehri ikiye bölen Liffey Nehri’nde aborda olmuş S.S.S. Gorch Fock’a ulaşmak üzere yola çıktık. Gemiye olan yolculuğumuzda saat gece yarısına yaklaşıyor ve o heybetli gemiyi görmek için sabırsızlanıyorduk. Nehri görmemizle birlikte geminin aydınlatılmış direkleri ve beyaz güvertesi tüm güzelliğiyle karşımızdaydı.

Gemiye valizlerimizi taşıdıktan sonra güvertede görevli öğrenci bize yatma yerimizi gösterdi fakat; yataklar hamak şeklinde olduğu için bizim hamaklarımız kurulu değildi. Tüm öğrencinin de uyuyor olmasından dolayı rahatsızlık vermek istemedik ve hamakları yere serip, ilk gecemizi bu şekilde geçirmeye karar verdik.

Sabah hiç alışık olmadığımız şekildeki silistre sesi ve Almanca anonslarla kalkarak, şaşkın bakışlar altında faaliyetlere başladık. Gemide Türk asıllı Alman vatandaşı, uzman çavuş rütbesindeki bir görevlinin bize yardımcı olmasıyla gerekli malzemelerimizi alıp eğitimlere ilk iştirakimizi sağladık. Limandaki ilk eğitim sürecinde, öncelikle geminin tanıtılması ve temel yelken bilgisi eğitimleri verildi. Ardından tüm öğrencilerin role mevkilerine ayrılmasıyla kimin, nerede, ne zaman ve neden bulunması gerektiği belirlendi. Bizim mevkiimiz tüm liman eğitimleri boyunca “Hütteldeck” denilen kıç üstüydü. Burada bulunan ve kendi bahriyemizde Mizana olarak adlandırılan; Alman bahriyesinde ise Besan denilen direk ile ilgili yelken açmaya ve kapamaya yönelik tüm halatlar ve halatların netası, güvertenin temizliği, direğe tırmanarak yelken paketlemesi gibi konular kıç üstünde görevli bulunan ve aralarında bizim de bulunduğumuz 8 öğrencinin sorumluluğundaydı.
Liman eğitimlerinde, verilen komutlara istinaden yelken açıyor-kapıyor, temsili manevra ile yelkenlerin yönünü değiştiriyor, yelken sara brandası esnasında kendi sorumululuk bölgemiz haricinde ana direk üstünde de çalışıyorduk. Yoğun ve yorucu geçen eğitimler Atlantik okyanusunda yapacağımız seyirde gerekecek olan tüm beceriyi bize ve Alman öğrencilere kazandırıyordu.

Sabah 06:15’te çalan silistreyle tüm öğrenci kalkıyor, hamakların sara brandasını yapıyor ve nöbetçi astsubay tarafından güvertede hamakların kontrolü yapılıyordu. Ardından hamaklar ambara kaldırılıyor ve 18:00’a kadar dışarı çıkarılmıyordu. 07:00’da başlayan kahvaltının ardından eğitimlere sabah 08:00’da mesai taburuyla başlıyorduk. 08:00-09:00 saatleri arasında yapılan gemi netasının ardından, role mevkilerine geçerek yelken açma-kapama ve manevra ile ilgili verilen emirleri yerine getiriyorduk. 11:30’daki öğle yemeginin ardından, 13:30’da tekrar role mevkilerini alıyor, 16:30’a kadar yelken ve manevralarla ilgili eğitimlere devam ediyorduk. Bu eğitimlerde sorumluluk bölgemizle ilgili tüm detayları öğreniyor ve sanki denizde seyir yapıyormuşuz ciddiyetini taşıyan eğitimleri başarıyla tamamlıyorduk. 17:00 da yapılan mesai bitiş taburu ile paydos ediyor, 17:30’daki akşam yemeğine müteakiben hamaklarımızı kuruyor ve 19:00’dan itibaren 23:59’a kadar gemi dışına çıkıp Dublin’i gezme fırsatına sahip oluyorduk.

Öğrencilerden her gün 12 kişilik bir grup geminin genel işleri için nöbetçi oluyordu. Bu genel işler içinde çamaşırhane, tüm geminin bulaşığı(aşçıhane, öğrenci, ve personelin bulaşığı), kirli yatak takımlarının paketlenmesi ve sahile çıkartılması ile nöbet faaliyetleri yer alıyordu.
Limanda geçirdiğimiz 13 günün ardından artık yelkenlerle haşır neşir olmuş ve 40 metre yükseğe korkusuzca tırmanıp yelken açıp kapama becerisini kazanmıştık. Bizim her konuda istekli olmamız; direğe tırmanmada çekingen olan Alman öğrencilerde hayranlık uyandırıyordu. Limandaki tüm eğitimleri subayların da beğenisini kazanarak tamamladık. Liman eğitimleri süresince Türk Deniz Harbiyelileri olarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik.

9 Ekim günü Dublin limanını terkedip seyre çıkma vakti gelmişti. Alman öğrencilerin ilk seyri olması sebebiyle yaşadıkları heyecana karşılık biz son derece soğukkanlıydık. Hatta birisi bize heyecanlı olup olmadığımızı sorduğunda; iki açık deniz eğitimi yapmış ve bir de açık deniz yat yarışına katılmış olmanın vermiş olduğu memnuniyetle bu soruya gülüp geçtik. 18:00’da avara ederek makina kuvveti ile okyanusa açıldık. Kuvvetli esen rüzgar altında yelkenleri açtık ve bizim de içinde bulunduğumuz vardiya grubu 20:00-23:59 vardiyasına başladı. Sert esen rüzgar gemiyi sancak-iskele yalpaya düşürüyor ve dalgalar güverteye çarptıkca ana güverte sular altında kalıyordu. Biz de bu şartlar altında geminin başından kıçına koşarak halatlara asılıyor, yelkenlere trim veriyorduk. Güverte aydınlatması kullanılmıyor, gecenin simsiyah karanlığında direklere tırmanıyor ve iniyorduk.

Gemideki vardiya sisteminde vardiya nöbeti olmayan grup istirahat edemiyordu. İstirahatçi vardiya bu saaatlerde meteoroloji, hava ve atmosfer dinamiği, bağ eğitimi, dikiş eğitimi, gemi halat donanımı, gemi bakımı ve temizliği konularında ders alıyordu.
Seyrimizin ilk 3 günü havanın güneyden esmesi sebebiyle İrlandanın kuzeyine seyrettik. Sert esen rüzgar ve kuvvetli dalgalar çoğu Alman öğrenciyi yormuş ve deniz tutmasına sebep olmuştu. Gece vardiyalarında dalgalarla, rüzgarla, halatlarla ve yelkenlerle boğuşan tüm vardiya personeli yorgun düşüyordu. Fakat 06:15’de kalkmak mecburiydi ve gün içindeki derslere iştirak ediliyordu. 08:00’daki mesai taburuyla, vardiyada olan grup hariç, günün startı veriliyor ve dersler başlıyordu. 17:00 mesai bitiş taburuyla birllikte, vardiyada olan grup hariç, paydos veriliyordu. Seyirde iken 16:00-17:00 saatleri arasında gemi temizliği oluyor ve eğer vardiyamız yoksa ; 1200-1300 saatleri arası ve 18:00’dan sonra dinlenme zamanına sahip oluyorduk.
3’üncü gün sonunda rotamızı güneye yönelterek İngiliz Kanalı’ndan geldiğimiz gibi geri dönüyorduk. Hava sakinleşmiş ve Alman öğrenciler denize aşinalık kazanmaya başlamışlardı. Biz de gemideki Almanca denizcilik terimlerini süratle öğreniyor ve verilen komutlara ilk reaksiyonu verenler arasında yer alıyorduk. Vardiyalar esnasında ve 18:00’dan sonra vardiyamızın olmadığı zamanlarda, Alman öğrencilerle sıcak ilişkiler kuruyor, sohbetlerimizde köklü tarihimizi ve şanlı bahriyemizi anlatıyorduk.

Atlantik’teki seyrimizin 1. haftası sonunda Gemi Komutanı ve II. Komutan’la görüşme olanağına sahip olduk. Komutan ile görüşmemizde bahriye kariyeri ve Alman donanmasıyla ilgili bilgiler edindik. Gemi komutanının kamarasında asılı duran meç ilgimizi çekti. Türk deniz harbiyelilerin kullandığı meçin de 1915 yılında donanma modernizasyonu sırasında Almanlar tarafından bahriyemize sokulduğunu belirttik. Nihayetinde sohbetimiz dönüp dolaşıp Yavuz ve Midilli zırhlılarına kadar dayandı. Komutan; görüşmemiz sırasında, son derece azimli ve istekli olarak eğitimlere katılmamızdan mutluluk duyduğunu, gemideki çoğu Alman öğrenciden daha iyi performans gösterdiğimizi söyleyerek, Türk bahriyesi hakkında çok olumlu izlenimlere sahip olduğunu belirtti.

Gemideki günler yorucu fakat; tecrübe dolu geçiyordu. Her gün yeni bir bilgi ediniyor ve yeni bir zorluğa uyum sağlıyorduk.
Vardiyalarla, nazari ve uygulamalı eğitimlerle, günler geçiyor; kendimizi tüm dünyadan soyutlayarak sadece denizle ve yelkenle haşır neşir oluyorduk. Her yeni vardiyada manevra yapıyorduk. Böylece gemide mevcut 23 yelkene kontrol eden 150’den fazla halata gözümüz kapalı bile ulaşabilme becerisini kazanıyorduk. Tüm serenlerin yönünü değiştirmek, manevraya göre gerekli yelkenleri kapayıp/açmak, ardından yelkenlere gerekli trimi vermek...Kısacası bir manevra takriben 45 dakika sürüyordu. Sert esen rüzgar altında yelkenler ve serenler, halatları 20 kişi çekmemize rağmen, zaman zaman güçlükle dirisa ediyordu. Gece gündüz demeden direklere tırmanılıyor, verilen emirler tereddütsüz yerine getiriliyordu. Manevranın ardından da güvertede bulunan halatlar itina ile roda ediliyor ve güverte neta hale getiriliyordu. Her anı hareket halinde geçen 12 günlük okyanus seyrimizin sonunda Lizbon kıyılarını görmeye başladık. Uzun zaman sonra kara parçası görmek hem bizi hem de Alman öğrencileri heyecanlandırmıştı. Enlemlerin küçülmesi ile artan hava sıcaklığı tüm personeli neşelendirmişti.

21 Ekim 2008 Salı günü 16:00’da, 25 Nisan Köprüsü adı verilen 2000 metrelik köprünün altına demirlemiştik. Limana aborda olmadan önce gemi alargada kalacak, tüm güverte ve yaşam mahalleri temizlenecekti. 22 Ekim günü demir mevkiinde gemi temizliğine başladık. Güverteler yıkanıp kurulandı. Metal yüzeyler parlatıldı, ahşap yüzeyler cilalandı. Yaşam mahallerinin tozu alınıp silindi ve temizliği yapıldı. Aynı günün akşamında ise gemideki tüm personel kendine ait kamaralarda eğlence yaptı ve uzun bir seyrin bitişi kutlandı.

23 Ekim sabahı 10:00’da limana aborda olunmasına müteakip Lizbon’u gezmek üzere gemiden ayrıldık. Çok eski çağlardan beri denizciliğin kalbinin attığı ve keşiflerde ünlü denizcileri ile dünya tarihinde önemli bir yere sahip olan bu şehri gezmek ve tarihi yerlerini ziyaret etmek bizim için heyecan vericiydi. Açık Deniz Eğitimi (ADE)-III tecrübelerimize dayanarak; Lizbon’da NATO Joint Headquarters üssünde bulunan NEX(Navy Exchange)’e gidip alış-veriş yapmayı planlamıştık. Fakat tatbikat olması sebebiyle içeri giremedik ve orada görevli Dz.Kur.Yb. Türker KOÇPINAR ile görüşerek Üs’ten ayrıldık.
24 Ekim günü gemiden ayrılma ve ülkemize geri dönme vakti gelmişti. Yüzlerimizde bu güzel gemiden ayrılmanın verdiği üzüntü vardı. Komutan, gemi personeli ve Alman denizci arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunup, vedalaştıktan sonra, valizlerimizi alıp havaalanına harekete geçtik. Başta Gemi Komutanı olmak üzere, tüm subayların hakkımızdaki çok olumlu izlenimleri ile gemiden ayrılmak, temsil görevimizi başarıyla tamamlamanın onurunu bize yaşatıyordu. İki Türk Deniz Harbiyelisi olarak yaşadığımız unutulmaz anların izi silinmeyecekti aklımızdan. Kazandırdığı denizcilik tecrübesi ile Gorch Fock bizim için çok önemli bir yere sahip olacaktı hayatımız boyunca...

14:00’da hareket eden uçağımız ve Münih aktarmalı uçuşumuz, 22:30’da Türkiye’ye inmemiz ile son buldu. Ülkemizi çok özlemiştik. Herşeyi ile güzel olan vatanımıza kavuşmak bizim için mutluluk vericiydi.

Deniz Harp Okulu 4. Sınıf’ta okuyan iki öğrenci olarak Alman Deniz Harp Okulu gemisi ile yapmış olduğumuz seyir neticesinde edinmiş olduğumuz tecrübelerin ve yaşadığımız anıların, meslek yaşantımızda da bize ışık tutmasını umuyoruz. Bizlere bu unutulmaz tecrübeyi yaşama ve ülkemizi yurtdışında temsil etme şansını veren Komutanlarımız ile Berlin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği personeline teşekkür ve şükranlarımızı sunuyoruz.