Herşey Sevmekle Başlar...

 
 
 
 
BİRİ Federer'İ Durdursun
 


       8 Ağustos 1981 yılında İsviçre'nin Basel kentinde doğan Roger Federer Alman asıllı İsviçreli Robert Federer ve Güney Afrikalı Lynette Federer'in oğlu olarak dünyaya geldi, büyüdüğü yer ise Fransa ve Almanya'ya sınırı olan Basel'e 10 dakika uzaklıktaki Münchenstein varoşları.

      Akıcı bir şekilde Fransızca ve İngilizce konuşabilen Federer, ana dilini Almanca olarak görüyor. Bu üç dilde de basın konferansları verebilen Roger ilk isminin telaffuzuyla ilgili sıkça sorulan sorulara annesi Güney Afrikalı olmasından dolayı isminin İngilizce telaffuz edildiği cevabını veriyor.

      Altı yaşında tenis oynamaya başlayan Federer dokuz yaşında grup dersleri, on yaşında ise haftalık özel dersler almaya başladı. Bugünkü sakin oyun stiline zıt olarak çocukluğunda çok heyecanlı ve kortlarda çığlıklar atan bir tenisçiydi. On iki yaşına kadar futbol da oynayan Federer kabiliyetli bir futbol oyuncusu olmasından dolayı profesyonel futbolcu olmayı da düşündü, fakat teniste kariyer yapmayı seçti, hala kendi şehrinin takımı olan FC Basel'i tutuyor ve bir İtalyan kulübü olan AS Roma'nın da hayranı. On beş yaşında ITF Junior'a katılan Federer, küçükler olarak son yılı olan 1998'de Wimbledon Juniors'ı kazandı ve ITF Dünya Küçükler Tenis Şampiyonu oldu. Gençlik yıllarında sıralamada bir numaraya kadar çıkan Şili'li tenisçi Marcelo Rios'u izlemekten büyük zevk alan Federer, Rios'la birlikte Stefan Edberg ve Boris Becker 'i de kendisine idol edindi.

      Şu an 2000 Sydney Olimpiyatlarında tanıştığı ve 2001 yılında bir bilek sakatlığı yüzünden kariyeri sona eren, ve bir ara ilk yüze giren, eski WTA oyuncusu olan Miroslava Vavrinec (Mirka) ile aşk yaşayan Federer'in yaşamını ve kariyerini şekillendiren bu güvenin arkasında Mirka bulunuyor. Federer'in annesi Lynette'e göre, bu başarının gerisinde Mirka'nın payı tahmin edilenin çok ötesinde. Kendisini Roger'in daha iyi olmasına adayan, adeta yol göstericisi olan Mirka, basın randevularından tatil ve antrenman programlamasına kadar her şeyle ilgileniyor. Çoğu oyuncu bir “ekibe” sahipken, Federer ise sadece sevgilisi Mirka'ya sahip.

      Kortların dışında zamanını plajda, kayakla, kart oyunlarıyla, masa tenisiyle, futbolla ve golf ile geçiren Federer ayrıca İsviçre buz hokeyi ligi takımlarından Farjestads BK'nın da coşkulu bir hayranı. İsviçre'nin Oberwille şehrinde oturan Federer'in favori tatil mekanları ise Maldivler, Dubai ve İsviçre Alpleri. Dubai'den bir daire aldı ve stresten kurtulmak için yılın iki ayını burada geçirmeyi tercih ediyor.

      Genç yaşta büyük başarılara imza atan Roger, on yedi yaşında profesyonel tenis hayatına başladı ve bu yıldan sonra adını tarihe yazdıracak birçok rekorun da sahibi oldu. Bu rekorlardan en göze çarpanı ise Avustralya Açık, Wimbledon ve Amerika Açık tenis turnuvalarını aynı yıl içerisinde hem de üç sezon peş peşe kazanması ve Jimmy Conners'a ait olan sıralamada en uzun süre 1 numarada kalma (160 hafta) rekorunu kırması. Bunların yanında Bjorn Borg'a ait olan Wimbledon tenis turnuvasını beş kez üst üste kazanma rekorunu egale etmesi, hem de Bjorn Borg'un gözlerinin önünde. Ayrıca 2006 sezonunda oynadığı on yedi turnuvanın on altısında final oynayacak ve bunların on ikisini kazanacak olan Federer, Sampras'ın bir sezonda en çok para kazanma rekorunu yaklaşık iki milyon dolar geçerek 8,343,885 dolara çıkaracaktı. 2004 sezonunda oynadığı seksen dört maçın yetmiş dördünü kazanan Roger 2006 sezonunda oynadığı doksan yedi maçın doksan ikisini kazandı ve 1982 yılından beri bir sezonda 90 maçın üzerinde maç kazanan ilk tenisçi oldu. Sıradaki hedefi ise Pete Sampras'ın elinde bulundurduğu on dört Grand Slam zaferini egale etmek ve Avustralya Açık Tenis Turnuvasının merkez kortuna ismi verilen Avustralyalı eski tenisçi Rod Laver'ın iki kere aynı sezon içinde dört büyük turnuvayı kazanması, yani Grand Slam yapma rekoruna ulaşmak. En büyük korkusu sakatlanmak olan Federer “Her maça kaybedeceğimi düşünerek çıkarım. Çoğu zaman eğer kendi oyunumu oynamazsam, büyük bir ihtimalle kaybedeceğimi bilirim” diyor.

 


      Birçoğuna göre 2001 yılında Wimbledon tenis turnuvasının 4. turunda Birleşik Amerikalı efsane tenisçi Pistol Pete diye de bilinen Yunan asıllı Pete Sampras'ı otuz bir maçlık galibiyet serisine son vererek yenmesi Federer'in kariyerinin dönüm noktası olarak gösteriliyor. Peki yaşayan efsane Roger Federer'i kim durduracak? Amerika'nın 1 numarası, etkili servisleriyle ön plana çıkan Andy Roddick 2004 yılında ATP sıralamasında 1 numaradaydı fakat 2004 Avustralya Açık finalinde Rus tenisçi Marat Safin'i geçen Roger 1 numaraya yükseldi ve Roddick'e karşı üstünlüğünü kabul ettirdi, öyle ki Federer, Roddick'i 2004 ve 2005 Wimbledon, 2006 Avustralya Açık finallerinde yenecekti. 2005 Wimbledon finalini kaybettikten sonra, kortta kendisine maçtan sonra ne yapmak istersin şeklindeki soruya bir bira içmek ve Federer'i yumruklamak isterim demesi Roddick'in çaresizliğini gayet güzel gözler önüne seriyor. Roland Garros diye de bilinen Fransa Açık Turnuvasını on dokuz yaşında kazanan ve bu turnuvayı kazanan en genç dördüncü tenisçi olarak tarihe geçen İspanyol tenisçi Rafael Nadal olabilir mi acaba? Cevabı hayır çünkü Roger 2004 yılında oturduğu 1 numarayı hala bırakmış değil ve dört büyük Grand Slam'den sadece birini, Fransa Açık'ı Nadal'a bırakacak, pastanın geri kalanını kendisine ayıracaktı. Her ne kadar Federer son iki sezondur Roland Garros finalinde Nadal'a mağlup olsa da Fransa Açık'a hazırlık olarak bilinen Hamburg Masters finalinde ünlü koç Tony Roche'la yollarını ayırdıktan hemen sonra Nadal'ı 2-6, 6-2, 6-0 yenecek ve Nadal'ın toprak kortta üst üste maç kazanma rekoru olan seksen bir maçlık üstünlüğüne son verecekti. Sıradaki ilk Grand Slam olan Wimbledon finalinde Nadal'ı evine eli boş döndüren Federer, Nadal'ın 2. sıraya demir atmasına neden olacaktı.

      Acaba şu an ATP sıralamasında 3. sırada bulunan Sırp tenisinin gözdesi Novak Djokovic olabilir mi? Tenis otoriteleri Djokovic'i Federer'in veliahdı olarak görüyorlar, acaba Federer'in Djokovic'in yaşındayken sıralamada on üçüncü olan sıradan bir tenisçi olması bu iddiayı doğrular mı? Son Grand Slam olan 2007 Amerika Açık finalinde Roger'ın Djokovic'i 3 set sonunda yenmesi ve bu şampiyonayı dördüncü kez üst üste kazanması otoriteleri yanıltmış olabilir mi? “Aslında önümüzdeki bir iki sene içinde sıralamada 1 numara olabileceğimi düşünmüyorum” diyen Djokovic galiba en güzel cevabı veriyor. Önümüzdeki yıllarda adından sıkça söz ettireceğe benzeyen genç oyuncu John Isner ise “Federer'e karşı gerçekten bir oyun planı yok” derken gerçeği gözler önüne seriyor.

      Mükemmel bir oyun planı, muhteşem el önü (forehand) vuruşları, yüksek toplarda zorlansa da tek el, el arkası (backhand) vuruşları, file hakimiyeti ve saatte 200-210 km hızla atılan ilk servisler ile birlikte kortta oldukça sakin tavırları ile rakiplerinin üzerinde büyük baskı oluşturan buz adam Federer oynadığı on dört Grand Slam finalinin on ikisini kazanarak ne kadar büyük bir tenisçi olduğunu ve onu durdurmanın ne kadar zor olduğunu tüm dünyaya kanıtlıyor.
Bir basın toplantısında kendisine sorulan, tenisi ne zaman bırakacaksın sorusuna oldukça sinirlenen Roger “Henüz yirmi beş yaşındayım ve daha uzun yıllar tenis oynamak istiyorum” şeklinde cevap veriyor. Otuz beş yaşına kadar profesyonel tenis hayatına devam etmek isteyen Roger Federer daha çok canlar yakacağa benziyor.

Serkan SAKA
s3101@dho.edu.tr

 
 
 
Diğer Yazılarımız