Herşey Sevmekle Başlar...

 
 
 

 

Milli Bir Kahramanımız
Fahrettin ALTAY


 
      Türk tarihinde kahraman aramaya kalkarsanız uçsuz bucaksız bir deryada yelken açmışsınız demektir; rüzgara kendinizi bırakın, hangi limana sürüklerse sürüklesin, orada, tarihin derinliklerinde, sizi tüm sadelikleriyle ve o sadeliğe inat ihtişamlarıyla atalarınız bekliyor olacaktır. Binlerce yıllık bu deryada kimi zaman üç kıtayı nal sesleriyle titreten akıncılarla, kimi zaman ise akın harekatını tüm dünyaya öğreten kahraman denizcilerle karşılaşırsınız ve daha niceleri sizi bekler. İşte bu rüzgârlardan bir tanesi beni İzmir'e sürükledi ve İzmirlilerin yüreklerini titreten Fahrettin Altay Paşamızı tanıdım.

 

 

      Fahrettin Altay 1880 yılında Arnavutluk, İşkodra'da dünyaya geldi. 1900 yılında Kara Harp Okulu'nu, 1902 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi. Kurmay Yüzbaşı iken ilk görevi Tunceli ve çevresindeki aşiret süvarilerinin sayılarını azaltmak olmuştur. Bu yörede 8 yıl kalan Fahrettin Altay 1910 yılında binbaşı olarak Erkan-ı Harbiye'ye Birinci Şube müdürü olarak atandı. Büyükçekmece'de Donanma Komutanlığı'na bir süre için refakat subaylığı yaptı (1912). Balkan Savaşı'nı kazanan Bulgarlar, 1913 yılında Edirne'ye kadar ulaşmış, bölgeyi egemenlikleri altına almışlardı. Ancak Fahrettin Paşa, emrindeki Çatalca Aşiret Süvari Tugayı ile Bulgarları geri püskürtmeyi başarmıştır. Çanakkale Savaşı sırasında ve milli mücadelede Mustafa Kemal Paşa ile omuz omuza savaşmıştır. Birinci Dünya Savaşı'na hazırlanılırken Anadolu'daki demir yollarını düzeltmekle görevlendirilmiştir. Çanakkale Savaşı'nda Esat Paşa emrindeki 3.Kolordu Komutanlığı kurmay başkanlığı görevini yürütmekteydi. Bir sabah uykusundan düşmanın çıkarma yaptığı haberiyle uyandırılmış ve derhal 19.Tümene (M.Kemal'in tümeni) yardıma koşmuştu. M.Kemal ile küçük bir anısını söyle anlatmıştır:
      ''Mustafa Kemal'in bulunduğu sırta vardığımızda atlarımızdan indik ve yoğun makineli tüfek atışı altında karargâha ulaştık. Fundalıklar arasında, düşmandan bir km kadar uzakta, iki metre yükseklikte sarı bir toprak yığıntısı içinde bir telefon ve bir ayaklı dürbün… Dürbünün başında seferi kıyafetiyle Mustafa Kemal Bey, telefonun başında emir subayı İzzettin Bey, yanında da birkaç zabit ve er vardı. Kumandan Mustafa Kemal Bey beni görür görmez sarsılarak öptüler:
          -'Aman çok iyi zamanda geldiniz!...dürbünle bakınız bizim kahramanlar düşmana nasıl atılıyorlar görünüz.' Gördüğüm manzarayı tarif edemem.
          -karargâhınız hep burada mı olacak? diye sordum.
          -Evet …şimdilik öyle…cevabını verdiler
          -Burasının adını nedir? Dedim.
          -Sel yığıntısının adı mı olur, cevabını verdiler, gülüştük. Gazalarını tebrik ettim ayrıldım.

      Karargâhıma döndüğüm zaman 19. Tümene yazılacak bir emir müsveddesi getirdiler, baş tarafına şöyle yazdım: 'Kemalyeri'nde 19. Tümen Komutanlığı'na; Esat Paşa görünce gülümsedi; "Çok güzel isim bulmuşsunuz Fahrettin Bey!" dedi. Kağıdımın cevabı derhal geldi, imza yeri şöyle yazılmıştı: "Kemalyeri'nde 19. Tümen Kumandanı M. Kemal'', orasının adı Kemalyeri olarak kalmıştı...'’


 


    
      Ata, Büyük Taarruzu gerçekleştirmek için gizlice Akşehir'e geçmiş, orada komutanlarıyla toplantı yapmış ve ordular arası futbol karsılaşmasını izlerken büyük taarruz kararı alınmıştı. Bu kararı alan komutanlar arasında Fahrettin Paşa da vardı. Fahrettin Paşa taarruz emrini aldıktan sonra Ahır Dağı'nı Yunanlardan arındırıp Manisa'ya, oradan da İzmir'e yöneldi. Fahrettin Paşa emirindeki Türk süvarileri Yunan askerlerini önüne almış, İzmir'e girmişti. Yunanlılar kaçarken İzmir'i enkaz halinde bırakmak niyetindeydiler, bu sebeple İzmir'i ateşe verdiler. Ancak süvariler düşmanı denize dökerek kordon boyundan, büyük bir haşmetle, atlarının nallarında kıvılcım saçarak yıldırım gibi geçtiler. Düşmanın zulmünden kan ağlayan İzmir sevinç göz yaşlarına boğulmuş, her pencereden askerlerin üzerine çiçekler atılıyordu. Halk askerini kucaklamıştı. Kordon boyuna ulaşan ilk birliğin komutanı 2.Süvari Tümeninden 4.Alay komutan yardımcısı Şerafettin Bey olmuştu. 1911'de Trablusgarp Savaşı'nda esir düşmüş, esaretten kurtulup vatana dönerken İzmir'in işgalini öğrendiğinde şuurunu yitirmiş ve kendini denize atmış, zor kurtarılmıştı. İzmir'i kurtarmak ona nasip olacak, hükümet konağına şanlı Türk bayrağını çeken de o olacaktı. Fahrettin Paşa böyle subay ve askerleriyle İzmir'i kurtarmıştı.
      Atatürk bir gün Fahrettin Paşa ile beraber Altay Spor Klubü ile İngiliz Donanması arasında oynanan maçı izliyordu. Bu, atanın bilinen, izlediği ikinci futbol maçıdır. Altay, İngiliz ekibini 1-0 yenmiş, Ata çok mutlu olmuştu. Soyadı kanunu kabul edildikten sonra Fahrettin Paşa Ata'dan bir telgraf alır… Ata Fahrettin Paşa'ya Altay soyadını vermiş ve Altay gibi şanlı olmasını dilemiştir.
      Fahrettin Altay asker kişiliğinin yanı sıra bir siyaset adamıdır da.1920'den itibaren mecliste adı hep okunmuş, ancak cephede bulunduğundan dolayı toplantılara katılamamıştır. Birinci donem Mersin, ikinci donem, İzmir milletvekilliği yapmış, 1 Kasım 1924'te Atanın isteği üzerine orduda görev yapmak için istifa etmiştir. TSK'nın çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra 1944'te 1.Ordu Komutanlığı'na atandı. Aynı yıl Afganistan-İran arasında çıkan sınır anlaşmazlığına hakem oldu. Hazırladığı rapor anlaşmazlığın çözümlenmesinde rol oynadı. 1945 yılında üyeliği sırasında yüksek askeri şurada yaş haddinden emekliye ayrıldı. 1945-1950 yılları arasında milletvekilliği yaptı, Demokrat Partinin kurulmasında görev aldı. Daha sonra siyasetten çekilip İstanbul'a yerleşti. 26 ekim 1974'te vefat etti.
      İstiklal Muhaberatında Süvari Kolordusunun Harekatı, İstiklal Harbimizde Süvari Kolordusu, İslam Dini, On Yıl Savaşı ve Sonrası 1912-1922 adlı eserleri mevcuttur.

Gürhan GÖKTAŞ
g4732@dho.edu.tr

 
 
 
Diğer Yazılarımız