Herşey Sevmekle Başlar...

 
 

Adalar...

İlk adımlar...

      İstanbul Adalarının tarihine ait Bizans öncesinden pek az bilgi vardır. Batı kaynaklarında Adalar, sayısız trajedilerin yaşandığı yerlerdir. Adalara verilen Prens Adaları adı, Doğu Roma İmparatorluğu devrinde, imparator ailesinden birçok şahsın buraya sürgün edilerek, manastırlarda hapsedilmiş olmalarından gelmektedir. Bizans tarihçileri bu manastırlardan ancak 8.yy'dan itibaren söz etmeye başlarlar. Latinler İstanbul'a geldikleri zaman (1204), Venedik dükü Dandola, Latinleri Adaları yağma etmeye kışkırttı. Ancak, Latinler Adalara saldırmazlar. Adalar, 1302'de Eğriboz ve Girit korsanlarının saldırısına uğrar. Türklerin Adalara gelişleri, Bizans İmparatoru Manuel Paleologos dönemine rastlar. 1412'de Musa Çelebi ile İmparator Manuel arasında Yassıada yakınlarında yapılan deniz savaşı, Adaları etkiler. İstanbul'un fethinden yaklaşık bir buçuk ay önce, Fatih Sultan Mehmet'in kenti kuşatması sırasında, 17 Nisan 1453'te Baltaoğlu Süleyman Bey, Adaları ele geçirir. İstanbul'un fethinden sonra, Adalardaki trajedilerin yaşandığı manastırlar boşaltılır. Adalar'daki halkın çoğu İstanbul civarındaki yerleşimlere göç eder.

****

      "Adalar, pitoresk bir tabiat yapısı ile zengin tarih hatıralarına sahiptir. Her adımda yirmi asırlık bir tarihin izine rastlanır. Çam ormanlarıyla örtülmüş tepeleri, türlü kır çiçekleri bezenmiş vadileri, Marmara dalgalarının çırpındığı kıyıları, bir zamanlar buralarda taç ve tahtından mahrum edilmiş imparatorların işkenceler, mahrumiyetler altında ve korkunç bir sefalet içinde inleyip mahvolduklarına inandıramaz."
Reşat Ekrem Koçu ilginç ve çarpıcı yorumu ile Adalar'ı böyle tarif eder.
Gelin sizlerle adalara doğru bir vapur yolculuğuna çıkalım... Kadıköy iskelesinden ayrıldıktan yaklaşık 1 saat sonra farklı bir dünyaya doğru rüzgârın sizi çektiğini göreceksiniz.

      Adalar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 19. yüzyıl ortalarına kadar kendi haline terk edilmiş, 1839 Tanzimat Fermanı ile yabancılara mülk edinme olanağı tanıyan yasal düzenleme sonunda hızla gelişme sürecine girmiştir. Adaların giderek önem kazanmasına neden olan bir diğer gelişme, Adalarla İstanbul ve Kadıköy arasında 1846'dan itibaren düzenli vapur seferlerinin başlatılması olmuştur. İstanbul'un zenginleri, azınlıklar ve yabancı uyruklular bu gelişme sürecinde Adaları bir sayfiye yeri haline getirmişlerdir. Adaları, İstanbul'un diğer ilçelerinden ayıran temel özelliği ise bunların tümü ile kara bağlantısı olmamasıdır.

      Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır. Şehirden gelen deniz vasıtalarından ilk görülen konik siluetli Hayırsız Ada ve ikincisi Yassı Ada da yerleşim yoktur. İlk durak Kınalı Adanın etrafı açık plaj olup arkasındaki koy ile meşhurdur. Burada yük arabaları dışında faytonlar çalışmazlar. Sahildeki modern küçük camii, eski, güzel konakları dikkat çeken yerlerdir. Kınalıdan sonra kayalık sahilleri ile Burgaz adası yer alır. Her adada bulunan Yelken ve Su Sporları kulüplerinin ilki ve meşhuru buradadır. Roman yazarı Sait Faik Abasıyanık adada yaşarken yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kafe olmuştur. Bir yangının ne büyük yaralar açabileceğini, o güzel yeşilliklerin ihmalkârlıkla nasıl kaybedebileceğini herkese öğretmiştir Burgazada... Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, özel Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde halen öğrenim yapılmayan Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile Kaşık Adasına bakan tarafta halk plajı ve Deniz kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamların içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergâhları adayı dolanır. Ada, okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylarında da nispeten hareketlidir. Yine bu adada Bizans'ın son yapısı, Meryem'e ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.

      Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Adadır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşılabilir. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Ali Plajı şahane bir koyda bulunmaktadır. Yanı başındaki Dil Burnu mesire alanı ile tercih edilen güzel bir yerdir. İskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19 yy. eski oteli, dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkânları ile renkli ve hareketlidir. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar Adaları gezenlerde unutulmaz anılar bırakır.

      Adalar, özellikle yazları yoğun bir iç turizm hareketine sahne olmakta, bu nedenle de nüfus yaz mevsiminde önemli artış göstermektedir. Nüfus yazın, kış mevsimine göre 10 katına yakın artmakta, hafta sonlarındaki artış, bunu da geçmektedir. Evler, daha çok yazlık olarak kullanılmaktadır. Yerleşik nüfusun bir bölümü İstanbul'da çalışmakta ve vapurla günübirliğine kente gidip gelmektedir.

      Adalar, sporun birçok dalında her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Ünlü futbolcular Lefter, Kasapoğlu ve Uğur Adalar'ın yetiştirdiği başarılı sporculardan yalnızca bir kaçıdır. Yüzme, yelken, kürek, su topu, kule, tramplen, balık adam gibi konularda faaliyet gösteren su sporları kulüpleri birçok başarılar elde etmişlerdir. Olimpik tesislere sahip ve Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'nce onaylanmış federe Su Sporları Kulüpleri faaliyetlerini yaz kış sürdürmektedir. Ayrıca her yıl bisiklet, atletizm ve başka dallarda çeşitli yarışmalara ve spor organizasyonlarına ev sahipliği yapılmaktadır.

      Doğal zenginliğinin yanında Adalar, Kültür zenginliğine de sahiptir. Bunların bir sonucu olarak, Adalar "Birinci derece Doğal, Kentsel, Arkeolojik ve Tarihi Sit" alanı olarak ilan edilmiştir. Adalarda toplam 899 adet, eski eser tescilli bina vardır. Ayrıca, Büyükada'daki Anadolu Kulübü binası, yine Turing tarafından işletilen Büyükada vapur iskelesindeki Cafe Turing, Heybeliada'daki İnönü Müze-Evi, Hüseyin Rahmi Gürpınar Müze-Evi ve Burgazadası'ndaki Sait Faik Müzesi ile tüm adalarda bulunan Su Sporları Kulüplerinin tesisleri sanatsal etkinliklerin yapıldığı mekânlardır. Heybeliada'da Kültür Bakanlığı'na bağlı Halk Kütüphanesi bulunmaktadır. Özellikle yazları birçok kültür ve sanat etkinliğine sahne olan İlçede 1'i kapalı 2'si yazlık, (1'i Heybeliada'da) 3 adet sinema vardır.

      Adalar, Türk Edebiyatında büyük bir önem ve değer taşır. Ancak bu önem ve değer, içinde bulunduğumuz yüzyıl Türk Edebiyatına ait olmuştur. Ulaşım güçlüğü ve uzaklık sebebiyle gözlerden uzak Adalar, divan şairlerinin ve o dönem yazarlarının gönüllerinden uzak kalmıştır. Türk Edebiyatı'nın ünlü yazarlarından H.Rahmi Gürpınar, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Rasim, Sait Faik Abasıyanık Adalarda yaşamışlardır. Yaşamlarının bir bölümünü Adalarda geçirdikten sonra Adalar mezarlıklarına gömülen Şair Tahsin Nahit, yazar ve bestekar Ahmet Rasim Bey, Yazar ve Tarihçi Ahmet Refik Altınay ve yazar İbrahim Necmi Dilmen ünlü isimler arasındadır.

      Yahya Kemal, bir aşk ve duygu beldesi olarak şiirlerinde Adalara yer vermiş, Celal Sahir şiirlerinin en güzellerini Adalar'da yazmıştır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, eserlerinde Adaları "Ay ışıklı gecelerde söyleşen insanları olan yer" diye tanıtırken, Abdülhak Şinasi, Fazıl Ahmet Aykaç, Ali Nizami Bey, eserlerini yaratırken Adaları seçmişlerdir. Yazar Aziz Nesin ise eserlerinin bir bölümünde, yoksul çocukluk günlerini geçirdiği Heybeliada'daki kendi çevresinin yaşamını anlatmıştır.

      Seferimiz biterken vapur Bostancı iskelesine aborda olma hazırlığında siz keşke daha çok vaktim olsaydı diye düşünürken, bir bahriyeli olarak sizlere Adalar'da ömrümüzün en güzel vakitlerinde kimi kederli kimi coşkulu anlarımızda söylediğimiz bir şarkıyı hediye etmek isterim.

"Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık..."

Salsun ŞİFA
s5041@dho.edu.tr


 

 

 

 

 
 
Diğer Yazılarımız