ORTADOĞU
Petrol ve Su
İnsanlık, tarihin başlangıcından bu yana doğal kaynaklardan faydalanmış ve bu kaynaklara hakim olanlar tarihin altın sayfalarında, kurdukları medeniyetlerle yerlerini alırken, diğerleri ise asırlar boyu sürecek savaşlarla bu güce sahip olmaya çalışmışlardır.
Bu savaşların en kanlılarına Mezopotamya toprakları şahit olmuştur. Yüzyıllardır insanların imrendiği, sahip olmak için can attığı ve önemini hiç yitirmeyen topraklar...
Ortadoğu kavramı
1902 yılında Amerikan Deniz Politikasının babası olarak bilinen Alfred Thayer MAHAN tarafından Basra körfezi ve etrafındaki diğer limanların dünya ticaretinin beşiği olduğu ve bu bölgenin dünya ekonomisi ve kaimiyeti üzerindeki büyük rolünü konu alan bir makale kaleme alınmıştır. Mahan bu bölgeyi "Ortadoğu" olarak tanımlamıştır. Avrupa dünyanın merkezini kendisi saydığından bu kavram Avrupa'da kabul görmüş ve gelişmeler ilgiyle takip edilmiştir.
Ortadoğu kavramının dar anlamda Türkiye, İran, Mezopotamya, Arap Yarımadası, Körfez ülkeleri ve Mısır'ı içine alacak şekilde kullanılmakta olduğunu söylemek mümkündür.
Ortadoğunun önemi
Medeniyetlerin beşiği olan Ortadoğu, Avrupa'daki reform dalgasına ayak uyduramamış, XVII. yüzyılla birlikte sömürgeleştirilmeye çalışılmıştır. Özellikle İngiltere ve Fransa bu bölgeye ayrı bir önem vermiş, Asya'daki sömürgelerine bir geçit olarak görmüşlerdir.
Yakın tarihteki gelişmelerle birlikte bölge, tekrar dünya kamuoyunun gündemine oturmuştur. Özellikle enerji kaynaklarının zenginliği bölgeyi hedef haline getirmektedir.
Dünyada enerjiye olan ihtiyacın artması, rezervlerin zengin olduğu bu bölgeye jeostratejik bir önem kazandırmıştır. Hazar Denizi etrafından çıkartılan petrolün ve Orta Asya doğalgazının bu bölge üzerinden taşınması sonucu çatışan çıkarlarla bölgedeki dengeler bozulmuştur.
Petrol
Büyük petrol şirketleri
İsrail-Lübnan savaşı ve ABD-İran arasındaki gerginlik, petrol fiyatlarının artmasında önemli rol oynarken ikinci çeyrek kârlarını açıklayan petrol şirketleri rekor üzerine rekor kırıyor. Son olarak Fortune 500 listesinin tepesinde yer alan ve sıralamayı değiştiren ExxonMobil, açıkladığı 2. çeyrek kârı ile şirketler tarihinin en büyük ikinci rakamına ulaştı.
İkinci çeyrekte 10.4 milyar dolar kâr eden ExxonMobil, 2005 yılının 4. çeyreğinde de 10.7 milyar dolar kâr ederek bir dünya rekoru kırmıştı. Şirket 1. çeyrekte de 8 milyar doların üzerinde kâr açıklamıştı. ExxonMobil, emekli olmaya hazırlanan CEO'su Lee Raymond için de 350 milyon dolarlık bir paket hazırlıyor. İkinci çeyrekte kârını 10.4 milyar dolara yükselten şirket geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre kârını yüzde 36 artırmış gözüküyor. Ayrıca şirket günde ortalama 1 milyar dolar gelir elde ediyor. Connocco Philips de yılın 1. çeyreğinde 3.3 milyar dolar kâr etti. İngiliz, Hollanda kökenli petrol şirketi Shell de yılın ilk çeyreğinde kârınının yüzde 36 arttığını belirtirken ikinci çeyrekte net 6.3 milyar dolar kâr etti. Bu hesaba göre Shell, saatte 3 milyon dolar kâr ediyor. Şirketin ikinci çeyrekteki toplam geliri de yine geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artarak 99 milyar dolara yükseldi. Dünyanın ikinci büyük petrol şirketi BP'nin kârı da ikinci çeyrekte yüzde 30 artarak 7.3 milyar dolar oldu. Geçtiğimiz yıl ikinci çeyrekte şirketin kârı 5.3 milyar dolardı. BP toplam gelirini de aynı dönemde yüzde 24 artırarak 59.3 milyar dolardan 73.5 milyar dolara çıkârdı.
ABD'li bir diğer petrol devi Chevron ise 2. çeyrekte 4.4 milyar dolar kâr etti. Bu rakam yine de şirketin 127 yıllık tarihindeki en yüksek üç aylık kâr oldu. Chevron'un gelirleri ise geçen yıl aynı dönemde 48.3 milyar dolar iken bu yıl 53.5 milyar dolara yükseldi. Bir araştırmaya göre dünyanın önde gelen petrol şirketleri ikinci çeyrekte gelirlerinin her 100 doları başına 9.73 dolar kâr ettiler |
Dünyanın dört büyük petrol sahası içinde en büyük ilginin Ortadoğu çevresinde toplanmasının en büyük etkeni bölgedeki siyasi istikrarsızlıktır. Bu istikrarsızlık birçok ülkenin iştahını kabartmakta ve bu ülkelerde mevcut kaynaklardan olabildiğince kendi ülkelerine ekonomik çıkar sağlama isteği uyandırmaktadır. Çıkartılan petrolün dağıtımı ve bunun kontrolü de egemen ülke için ayrı bir avantajdır.
En mühim petrol yatakları Basra körfezi çevresinde ve bilhassa İran'da(Nafti-Schah, Lali, Mescid-i Süleyman, Whiteoilsprings, Haft, Kel, Agazari, Gah Saran), Suudi Arabistan'da, Irak'da, Kuveyt'de ve Katar'da bulunmaktadır.
Ortadoğu'nun diğer yerlerinde -Suriye'de, İsrail'de, Lübnan'da- şu ana kadar ciddi anlamda petrol rezervleri bulunamamıştır. Ancak bu ülkelerin sınırları içinde bulunan taşıma hatları ve petrol tasfiye tesislerinden büyük gelirler elde edilmektedir.
Ortadoğu petrollerinin çıkarılması, işlenmesi ve diğer ülkelere ulaştırılması oluşturulan konsorsiyumlar vasıtasıyla olmaktadır. Ancak bu konsorsiyumları oluşturan hükümetlere ve uluslararası şirketlere bakacak olursak, birkaç şirketin aradan sıyrıldığını görebiliriz. Bu şirketler petrol yataklarına sahip ülkelerden birçok ekonomik imtiyaz sağlamışlardır.
Yedi Kız Kardeşler
Dünyada dev petrol şirketleri kurulmuştur. Bunlardan en önemlileri Seven Sisters (7 kızkardeşler) adı ile bilinen 7 dev şirkettir. Bunlar bugün de dünya petrol piyasasını idare eden
-British Petroleum
-Shell
-Mobil
-Exxon
-Gulf
-Texaco
-Chevron'dur.
Neden Ortadoğu?
Bir bölgede petrol olup olmadığını araştırmak ve kuyular açmak oldukça maliyetli bir iş olduğu için birçok ülke bu riskli araştırmalardan kaçınmaktadır. Ancak Ortadoğu'da bulunan bir rezervin etrafında açılan kuyulardan oldukça yüksek rezervlere sahip yataklara ulaşılmaktadır. Dolayısıyla petrol yatırımcıları için cazip bir bölgedir.
Amerika'daki açılan bir kuyudan günde, ortalama 18 ton petrol çıkartılırken Ortadoğu'da bu rakam 400 tona yakındır.
Bunun yanında diğer petrol çıkartılan bölgelere nazaran Ortadoğu ülkelerinin, petrole olan gereksinimi o kadar fazla olmadığından, çıkartılan petrolün büyük bir miktarını ihraç etmektedir.
Bugün Amerika'ya baktığımızda zengin petrol yataklarını görürüz; ancak gerçekte bu petrol yatakları dahi Amerika'nın ihtiyacı olan miktarı karşılamamaktadır. Tüketim çok yüksek seviyededir. Bu yüzden gelişmiş ülkeler, alternatif ucuz petrol yataklarına ihtiyaç duymaktadır.
Petrol yataklarının yanında diğer tartışılan konu ise petrolün diğer ülkelere ulaştırılmasıdır.
Süveyş Kanalı'nın ihtiyacı karşılayamayışı ve diğer bölge limanlarındaki güvenlik sorunu neticesinde ulaşımın boru hatlarıyla güvenli şekilde sağlanması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Bunun çözümü için ise boru hatlarının artırılması öngörülmektedir.
Ortadoğu ve Su
Dünyada yaşamın devam edebilmesinin en önemli unsurlarından biri olan su, artan nüfus ile ülkeler için refah seviyesinin bir göstergesi haline gelmiştir. Endüstriyel ve tarımsal su kullanımının da yaygınlaşmasıyla, zaten su problemleri yaşayan Ortadoğu coğrafyasında suyun önemi birkaç kat daha artmış, bölgede petrolden sonra en önemli sorun adeta su sorunu olmuştur.
Nüfus hareketleri ve meteorolojik şartlar nedeniyle birçok ülkede -özellikle de büyük şehirlerde- şehir suları ihtiyacı karşılayamamaktadır. Bu şartlar devam ettiği takdirde ise 21.yy.ın ikinci çeyreğinde dünya genelinde -ve bilhassa Ortadoğu'da- ciddi su problemlerinin yaşanacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle su artık ticari bir araç olarak görülmeye başlanmıştır. Kim bilir belki de 50 yıl sonra "petrol zengini ülkeler" değil de "su zengini ülkeler" diye bir tabir kullanılmaya başlanacaktır.
Bir ülkede su talebi sonuncuda tüketilen su miktarının, toplam kullanılabilir su kaynağının 1/3'ünden fazla olması durumunda, o ülkede su kıtlığı vardır ya da su kıtlığı tehlikesi artmaktadır diyebiliriz. Bu şartlarda, özellikle az yağış alan 12 Ortadoğu ülkesinin su kıtlığı içinde yaşamakta olduğu görülmektedir. Bu ülkeler Mısır, İran, Irak, Ürdün, Kuveyt, Libya, Suudi Arabistan, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Bahreyn'dir. Bu ülkelerden özellikle Irak, Dicle ve Fırat sularıyla dışarıdan beslendiğinden su kıtlığını hissetmemektedir.
Kişi başına kullanılabilen suyun 1000 m3'ten az olduğu ülkelerin su kıtlığı çekmekte olduğu kabul edildiğinde ise Ortadoğu ülkeleri açısından bugün için İran, Irak, Sudan, Mısır ve Türkiye dışındaki tüm ülkeler su kıtlığı çekmektedir. Yapılan nüfus hesaplarına göre Mısır da çok yakında su kıtlığı çeken ülkelerin arasına girecektir.
Sınırı Aşan Nehirler
Bugün Ortadoğu'da tartışılan en önemli su problemlerinden biri sınırı aşan su problemidir. Yeryüzünde 214 adet su kaynağı vardır. Dünya nüfusunun % 40'ının su ihtiyacını karşılayan belli başlı nehirlerin 155 tanesi iki ülke tarafından paylaşılmakta, 59'u ise 3 veya daha çok ülke tarafından kullanılmaktadır. Bu sınırı aşan nehirlerle ilgili olarak Ortadoğu'da ciddi problemler yaşanmaktadır. Ortadoğu bölgesinin, su kaynakları bakımından zengin olmaması ve su kaynaklarının bazı ülkelerin elinde toplanması Ortadoğu'da bir su meselesini gündeme getirmiştir.
Ortadoğu'ya hayat veren beş su kaynağı vardır. Bunlar Mısır ve diğer komşu Kuzey Afrika devletleri olan Etopya, Sudan, Kenya, Uganda, Tanzanya, Burundi, Ruanda ve Zaire tarafından kullanılan Nil nehrinin suları; İsrail, Ürdün ve Filistinliler tarafından kullanılan Şeria nehrinin suları; Lübnan, Suriye ve Türkiye tarafından kullanılan Asi nehrinin suları; Türkiye, Irak ve Suriye tarafından kullanılan Fırat ve Dicle nehirlerinin sularıdır.
Türkiye su kaynakları bakımından dünyanın en problemli bölgelerinin birisinde yer almaktadır. Zira Asi, Fırat ve Dicle nehirlerinin kullanımı Türkiye ile Irak ve Suriye arasında anlaşmazlığa yol açmaktadır.
OPEC
OPEC, Organization of Petroleum Exporting Countries, net petrol ihraç eden ve bilinen dünya petrol rezervlerinin üçte ikisini ellerinde bulunduran 12 ülkenin oluşturduğu konfederasyondur.
9-14 Eylül 1960 tarihinde Bağdat'ta toplanan bir konferans sonucunda resmen kurulmuştur. Kurucu üyeleri; Suudi Arabistan, İran, Kuveyt, Irak ve Venezuela'dır. Kuruluşa, sonradan Katar (1961), Libya (1962), Endonezya (1962), Birleşik Arap Emirlikleri (1967), Cezayir (1969), Nijerya (1971) ve Gabon (1975) katılmışlardır.
Kurucu üyelerin, yeni üyelerin kuruluşa kabul edilmesinde sahip oldukları veto hakkından başka ayrıcalıkları yoktur. Net petrol ihracatçısı olan ve petrol konusundaki çıkarları OPEC üyeleriyle aynı doğrultuda olan ülkeler kuruluşa katılabilirler.
OPEC, bir kartel değil, bağımsız petrol üreten ülkeler arasında işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan bir kuruluştur. Petrol fiyatlarını ve üretim miktarlarını belirlemesi açısından kartel özelliği göstermektedir. Ancak uygulamada Örgüt'ün aldığı kararlara uyulmasını fiilen sağlayacak bir mekanizma yoktur. |
Petrol ve Su
Bugüne kadar, ABD başta olmak üzere batılı ülkelerin Ortadoğu'ya olan ilgileri petrol ağırlıklıydı. İkinci Dünya Savaşı döneminde, İngiltere'de Başbakan olan Mr.Churchill'in "Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir." sözü Batılıların petrole bakış açılarını çok açık bir şekilde göstermektedir.
Bugün ise su, Ortadoğu'da petrol kadar Batılıların gündemindedir. ABD'deki bir "Stratejik Araştırmalar Merkezi"nin yayınında şu görüşler ifade edilmektedir: "Ortadoğu'daki jeopolitik ilgilerimiz, bugüne kadar petrol ağırlıklıydı. Şimdi su da, bölgede önemli bir politik silah haline gelmektedir. Batılıların Körfez petrollerine olan bağımlılığı devamlı artmakla beraber, iddia edebiliriz ki, bu asrın sonuna kadar, bu bölgenin politik durumunu su şekillendirecektir. Ortadoğu'daki su kaynaklarının geliştirilmesi, Amerika için en kritik dış politika konusudur."
Türkiye'nin ciddi su meselesi olduğu ülkeler Suriye ve Irak'tır. Türkiye'nin Irak ile Dicle ve Fırat Nehirleri konusunda; Suriye ile Dicle, Fırat ve Asi Nehirleri konusunda anlaşmazlıkları vardır.
Türkiye'nin Fırat ve Dicle Nehirleri üzerinde yapmış olduğu bütün tesislere Irak ve Suriye her dönem itiraz etmiştir. Bu ülkelerin itirazlarının kaynağını kullandıkları su miktarının azalacağı endişesi oluşturmaktadır.
|